KISIR DÖNGÜ

  Otobüsten inmiştim, hava karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimi bir huzursuzluk kapladı. Sanki bu anı daha önce yaşamıştım, her şey ikinci kez oluyormuş gibiydi. Evet, bunun adı déjà vu’ydu. Çok kafama takmadım.

  Durağın arkasında bir orman vardı. Bir anda bütün kargalar ormandan havalanıp kaçtı. Aynı anda, sanki birinin yere taşla vurduğu gibi bir ses, durmadan kafamın içinde yankılanmaya başladı. Tüylerim diken diken oldu, korkmuştum ama yoluma devam etmem gerekiyordu. İşten geliyordum; otobüs, yemek, metro derken saat gece bire yaklaşmıştı. Eve bir an önce gitmek istiyordum.

  Yürümeye başladığım anda taş seslerine inlemeli bir bağırış karıştı. Dayanmak için kulaklarımı kapattım ve koşmaya başladım. İlk gördüğüm binaya, etrafıma bakmadan daldım. Hikâye gereği terk edilmiş olması gerekiyordu ve gerçekten de öyleydi. Ayak seslerini duyuyordum. Her neyse, binadaki kırık cam parçalarının üzerinde yürüyordu.

  Ben duvarın arkasına saklanmıştım. Beni görmedi ama yanımdan geçti. Uzun siyah saçlıydı,  saçları sırtına kadar uzanıyordu, boyu ortalamaydı. Yüzünü görseydim, bana bir şey yapmadan kalbim durabilirdi. Bu yüzden merak etmeye cesaret edemedim. Gitmesini bekledim. Dışarıdan, koşarak ormana doğru gittiğini gördüm. Sanırım kurtulmuştum.

  Tüm gücümle eve doğru koştum. Evi görünce içeri adeta uçarak girdim. Soğuk soğuk terliyordum, titriyordum. Gözlerim karardı ve bayıldım.

  Gözlerimi açtığımda doktorlar vardı. Bir koltuğa bağlanmıştım. Aslında evde değil, bir tımarhanedeydim. Bu, oradaki son günümdü ve bunlar da son ilaçların etkisiydi. Çok korkmuştum… ama sonra bunun bir rüya olduğunu anladım.

  Artık oradan çıkmıştım. Yeni bir işe başladım, günümü düzenli çalışarak geçirdim. Akşam son durakta indim. Hava karanlıktı. Bir ışığın altına geçip etrafıma bakarken içimi, rüyamdakine çok benzeyen bir huzursuzluk kapladı. Yine taş vurma sesleri gelmeye başladı.

(Visited 5 times, 1 visits today)