KOKULAR VE REFLEKSLER

 

Evin içine nasıl girdiğimi hatırlayamıyordum. Bu küflü portakal gibi kokan evi daha önce gördüğüme eminim ama bir şeyleri çok yabancı geliyordu. Ailemi en son ne zaman gördüğüm ya da konuştuğum sanki beynimden silinmişti. Aslında bir dakika öncesini ya da niye yerde olduğumu hatırlayamıyordum. Küf kokusu aniden kusmuk kokusuna karıştığında, arkamda bulunan odadan tüylerimi kabartacak bir gıcırtı sesi geldi. Olabildiğince yavaşça ve ses çıkarmamaya çalışarak doğruldum ve odanın dışında solda kalan merdivene doğru hızla yürüdüm. Gıcırtıyı çıkaran şey sanki benim yürüyüş hızımla ve aramızdaki mesafeyi koruyarak benimle ilerliyordu. Hatta enseme zor yetişen lacivertimsi nefesini hissedebiliyordum. Kapılardan sonraki koridora döndüğümde çerçevesiz aynayı gördüm. Arkamda hiçbir şey yoktu.  O güvenle aynanın yanındaki eski fakat modası geçmemiş bir yapıda olan merdivenden yukarı çıkmaya başladım. Merdivenin sonu direk daha eski moda olan bir çatı katına açılıyordu. Her şey normal gözüküyordu. Ama yine de bir şeyler yolunda değildi. Ve ben de olmam gerek yerde değildim.

Ne yazık ki aynı hissi yine hissettim ve bu sefer daha ağır bir is kokusu yayıyordu. Tozlu odanın içinde hızla ilerledim ve tahtadan bir sandığı actım. İçinde yeni bir yivsiz silah buldum. Elli santim uzağımdaki var olmayan bir varlığı vurmak için yeterliydi. İçinde mermi olduğunu umaraktan arkama üç el ateş ettim. Gri ve yeşil renkli sis duvarını geçmişlerdi ama duvar hariç hiçbir şeyi vurmamışlardı. Sis beni küçük bir zeytini yiyormuşçasına içine aldı ve çekirdeğini dışarı atıyormuş gibi bedenimi geri yere attı.

 

Bu çatı katında ne işim olduğunu bilmiyordum. Kardeşimle ve annemle en son ne yaptığımı hatırlamıyordum. Yere nasıl düştüğümü hatırlayamıyordum. Beynimin yerine gelmesini beklerken çatıdaki küçük üçgen pencereden. Güneş ışıkları vurmaya başlıyordu. Demek ki saat sabahın erken zamanlarıydı. Ayağa kalkmaya çalışırken eski yatağımın yanındaki örümcek ağı kaplı kitaplıktan turuncu kapaklı bir çocuk hikaye kitabı önüme düştü. Fakat içindeki yazılar farklı bir alfabe ile yazılmıştı. Ben böyle bir kitabı ve alfabeyi görmemiştim.  Ayağa kalktığımda kitabı geri koyma gereği duymadım. Daha aydınlık olan merdivenlere ilerledim adımımı attığım an plastik kokusu odayı kapladı. Bu iğrenç kokunun nedenin arkamda olduğu çok belliydi. Adımımı nasıl attığımı bilemeden düşe kalka aşağı katta inmeye başladım. Arkamdaki şey sanki buradan bininci kez iniyormuş gibi hiç kaybolmadan indi. Tam indiğimde kapılarla dolu bir kata indim. İlk kapı koyu kahverengi tahta kapıyı yarı ittirerek yarı tekmeleyerek açtım. Kapıyı açtığımda büyük bir çalışma odasına açıldı ve masanın arkasındaki duvara dayalı yivsiz silahı aldım ve topuklarım üzerinde dönüp arkama baktım. Arkama baktığımda yavrusunu otobanda bırakmış bir anne kedi gibi umutsuz hissettim bir an o kocaman yeşil ve gri sis bulutu ile bakışınca ona ateş etmenin bir işe yaramayacağı sanki sobaya elini değdirince sıcak ya da soğuk olmasının önemi olmadan refleks olarak çekme eyleminin beynime yerleştiği gibi yerleşmişti. Silahı düz karşıya uzatmaktansa sol elimle şakağıma namluyu dayamak daha mantıklı geldi. Kökten çözüm. Düşünmeme fırsat vermeden tetik parmağım tarafından basıldı. Kurşunun kafamın içinden geçme hissiyle sağa doğru yere yıkıldım.

 

Bu çalışma odasına nasıl geldiğimi hatırlamıyordum. En son ne zaman okula gittiğimi hatırlamıyordum. Tek hatırladığım ise evimim anahtarını cebimde olabileceğiydi. Anahtarı cebimde ararken olanları düşünmeye çalışıyordum. Ama hatırlayamıyordum. Anahtarları bulunca karşımdaki kapıyı açtım. Açtığım kapının benim kapım olmadığını biliyordum ama yine de beynim bana bunu yapmaya itti. Kapıyı açtığımda ise daha büyük bir sürpriz! Evimin girişi ise gaz kaçağı varmış gibi kokuyordu. Kendi evimde tanımadığım birden fazla yüzler bana çevrildi. Bana bakan yüzlere bir daha odaklandığımda ise yüzler kocaman yeşil ve gri sis bulutuna dönüşmüşlerdi. Ve ayağımın dibinde o yivsiz silah…

 

 

Profesör videoyu durdurup konuşmaya başladı:

–Bu deneyden çıkaracağımız olay beyni silinen aynı insanın aynı tehdide karşı farklı savunmalar uygulayabileceğidir. Bir kez denenip başarısız olunan çözüm tekrar uygulanmaya çalışılmaz. Sizden istediğim ise kokuların duygular üzerindeki araştırıp gelmeniz bir sonraki derse. İyi günler.

(Visited 51 times, 1 visits today)