KOLAY DEĞİLDİ…

Bir gün ben ve arkadaşım yolda yürüyorduk. Yolda yürürken bir adam bizi durdurdu ve bize bir iş teklifi sundu. Bu bir ajanlık göreviydi. Yani birisinin çaldığı değerli eşyayı (mücevher) polislere teslim edip çalan kişiyi yakalatmaya çalışmaktı.

Ben ve arkadaşım görevi kabul etmedik. Adama bizim çıkarımızın ne olduğunu sorduk. Adam da ne isterseniz dedi. Biz de eğer ki bu görevden sapasağlam çıkarsak bu tarz görevleri daha fazla yapmak isteriz dedik ve kabul edildi.  Adamın bize bu görevi vermesinin sebebi ise hırsızı tanıyor olmamızmış. Bu kişi üniversiteden en yakın arkadaşımız Süleyman’mış. Buna çok şaşırdığımı gizleyemedim. Adam Süleyman’ın  ev adresini  verdi ve Arkadaşımız olduğu için de bizden kuşkulanmayacağını söyledi, yoksa biz de yapardık dedi. O zaman haydi işe koyulalım dedik ve adrese gittik. Bu görev hiç de kolay değildi çünkü suçlu bizim arkadaşımızdı ama suç işlemesi kabul edilemezdi.

Süleyman bizi görünce çok şaşırmıştı çünkü tam 2 yıldır görüşmüyorduk. Çaktırmadan telefonla bize bu  görevi veren kod adı Kuzgun olan adamı aradım. Şifreli bir  konuşmayla Süleyman’ın evde olduğunu , polisleri yollayabileceğini söyledim. Süleyman kiminle konuşuyorsun dediğinde ben de durumu çaktırmadım ve annem ile konuşuyordum dedim. Süleyman bir şeyler karıştırdığımızı anlamış gibiydi ama aldırış etmeden onu sohbet ederek oyalamaya devam ettik.

Bir süre sonra Polisler evin etrafını sardı ve polislerden biri kapıyı çaldı. Süleyman tedirgin bir şekilde kapıyı açtı. İçeriye girdiler. Süleyman çok şaşırmıştı. Polis Süleyman’a mücevheri çaldığın için tutuklusun dedi. Ben de Süleyman’a bakarak ÜZGÜNÜM KARRRŞİMM AMMA VE LAKİN BUNU YAPMAK ZORUNDAYDIM dedim.

(Visited 37 times, 1 visits today)