Köleliğin Modern Adı: Din

İnanç, bir kişiye, bir eşyaya, Tanrı’ya, herhangi bir görüşe duyulan bağlılıktır. Böyle bir durum put, heykel gibi cansız varlıklar için olduğu gibi; inek, kedi gibi hayvanlara da olabilir. Ayrıca Tanrı’nın varlığı farklı dinlere de bölünmüştür. Örneğin İslam’da Tanrı’ya ‘Allah’ adı verilir. Günümüzde insanların çoğu bu tür inanışları doğrultusunda hareket ediyor. Bir bakıma inanışlar; insanları yöneten bir araç gibi görülmekte. Çoğu insan aktivitelerini, yiyecekleri, içecekleri besinleri hatta giyimlerini dini inanışlarına göre yapıyor.

 

Özgürlüğü, herhangi bir koşulla sınırlanmama ya da zorlamaya ve kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma olarak tanımlayabiliriz. Yani bir konu üzerindeki düşüncenizi paylaşmanız ya da bunu yazıya dökmeniz birer özgürlüktür. Özgürlüklerin kendi içerisinde bir sınırı vardır. Örneğin bir başkasının haklarını ihlal ettiğiniz takdirde özgürlüğünüz yoktur. Ancak konumuz bu değil. Bir de eski zamanlarda yaşayan insanlar arasına meşhur olan ve ticareti yapılan kölelik ise, bir insanın başka bir insanın malı ve mülkü olma durumudur. Bu da akıllarda büyük bir soru uyandırıyor: Giyimlerini bile inanışlarına göre yapan insanlar birer köle mi yoksa özgür bireyler mi?

 

Günümüzdeki inanışların çoğunun insanları yönetmek için kullanıldığına inanıyorum. Özellikle gelişmiş devletlerin bazıları dini inanışlar sayesinde halkını yönetiyor. Yani bana göre bu tür insanlar birer modern köle. Bu düşüncelerinin sebeplerinden biri şu an dünyanın nabzını arttıran olaylar. Örneğin günümüzün belki de en büyük problemlerinden biri olan din ayrımıdır. Din adı altında başka dinlere laf atan insanlar belki de dinlerin asıl önermesi gereken kardeşlik ve sevgi duygularını yitirmiş durumdalar. Bu da dinlerin gerçekten insanları bir arada tutması ya da sevgi duygusunu yayması için değil bir güruha hitap etmek için kullanıldığının göstergesidir.

 

Bazı insanlar ise dinine bağlı olduğu için bu tür yöneticilere boyun eğmek zorunda kalıyor. Bu durumsa köleliğe yol açıyor. Yani insanlar farkında olmadan bağlı oldukları dinin malı ve mülkü olmuş durumda. Buna örnek olarak günümüz Afganistan’ını gösterebiliriz. Afganların ülkeye giriş ve çıkışı devlet tarafından yasaklandı. Asıl önemli kısmı ise Afganistan’ın şeriat (din kuralları) ile yönetilmesi. Ülkede kızlar okula gidemiyor, kadınlar evden sadece eşlerinden izin alarak çıkabiliyor. Sizce bu özgürlük mü?

 

Her ne kadar bir dine bağlı olmak sadakat erdemi açısından önemli olsa da, dinlerin bugünkü kullanımı ‘din’ adı altında geçmemeli. Günümüzdeki insanların yaklaşık %16’sı bir dine inanmıyor ve bunun yüzünden bazı toplumlar tarafından tepki gören insanlar var. Demem o ki, eğer Müslüman bir kesim ateist veya agnostik kesime laf ediyor fakat eğer bu ateist veya agnostik kesim Müslümanlığa bir laf ederse bu ‘İslamofobi’ olarak adlandırılıyor. Yani bu işte bir terslik var. Sevgiyi savunması gereken dinler saygılarını korumayıp laf edince sorun olmuyor ancak laf yiyince ‘islamofobi’ deniyor. İnsanları sorgulamaktan uzaklaştırıp, tıpkı bir ‘koyun’ gibi muamele etmeye çalışan bu düzende özgürlük gibi temel bir haktan bahsedemeyiz.

 

Benim için inanışlarına sıkıca bağlı olan insanlar modern kölelerdir. “Din, insan kendi çevresinde dönmediği sürece, insanın çevresinde dönen bir hayal ürünüdür.” demiş Filozof Karl Marx. Evren ve bilim hakkında hiçbir bilgi edinmeyip, sorgulamayan bu beyinler; köle olmayı sonuna kadar hak ediyor. Aralarındaki bilime meraklı beyinlerse dünyanın her türlü gizemini çözmek için doğru yolda.

Orkan Selcuk

(Visited 8 times, 1 visits today)