Otomatik taslak
Otomatik taslak

KÖTÜ MERAK

Herkesin ilgi duyduğu ya da merak ettiği bir konu vardır. Kiminin spor kiminin bilim… Bu böyle gider. Ama benim o konulardan çok farklı bir merakım var. Küçüklükten beri hep cinlere karşı bir merakım vardı. Hayatımın bir kısmını buna adamak istiyordum. Bunu söylediğimde insanlar bana salakmışım gibi davransalar bile asla bu merakımdan vazgeçmeyeceğim. Bu konuyu çok araştırsam da kimse cinlerin varlığını fotoğraflarla belgeleyememiş. Ama ben küçük bir gazeteci olsam bile bunu kanıtlayacağım. Emre adında bir arkadaşım var. Şu ana kadar sadece o bana inandı. Çünkü onunda bu konu hakkında merakı vardı. Her ay bir köy geziyorduk ve orada eski ve harabe evleri araştırıyorduk. Sıra Darende Köyüne gelmişti. Söylentilere göre bu köy çok tehlikeliymiş. Bu köyde çok insan yaşamıyor. Sadece yaşlılar yani bu köyde doğanlar yaşıyordu. Köye girdiğimizde hava yeni kararmıştı. Köyde birkaç insana rastladım ama çok tuhaf davranışları vardı. Sanki öldürecek gibi bakıyorlardı. Bir süre sonra bir amca yanımıza gelip “Burada ne işiniz var canınıza mı susadınız?” dedi. Ne olduğunu anlamadık. Küçük ve dar mahalleyi yürümeye başladık. Her adımda daha da korkmaya başlıyordum. Korkmamıza rağmen bir yola koyulduk ve onu elde etmeden buradan gitmeyeceğiz dedim. İleride camları kırık, bir ev gördük. Görünüşü çok kötüydü ve korkutucuydu. Eve doğru yürümeye başladık. Eve girmiştik. Her saniyeyi kamerayla kayıt altına alıyorduk. Etrafımızda kırık camlar, nazar boncukları, büyü kazanları, bebek tabutu… İlk defa böyle bir şey görüyordum. Tüylerim ürpermişti! Bir an önce işimizi halledip bu korkunç yerden çıkmak istiyordum. İlk evi bitirmiştik Ama hiçbir şey bulamamıştık. Ama buradan bir şey bulmadan gitmeyecektik. Tekrar mahalleye çıktık ve yürümeye başladık. Daha işimize yarar bir ev bulmalıydık. Yoksa buradan elimiz boş dönecektik. Yolda bir amcayla karşılaştık bize yardım edeceğini söyledi. Onu takip etmeye başladık. Amcayı takip ediyorduk ama nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Bir süreden sonra şüphelenmeye başladım. Yaşlı amca durdu ve burası deyip bir anda gözden kayboldu. Kameramızı hazırlayıp içeri girdik. İçerisi leş kokuyordu. Sanki birinin cansız bedeni vardı. Evin en arka odasının kapısı kilitliydi. Ne yaptıysak olmadı. Kırmaktan başka çare kalmamıştı. Ahşap kapıyı kırarak içeriye girdik. Köydeki çoğu insanın kalbini burada saklıyorlarmış. Duvarlarda Arapça yazılar yazıyordu fakat ne olduğunu anlamamıştım. Çok eski ve üstünde kan olan bir tabut duruyordu karşımda. Ne yaptıysak açamadık tabutu. Odayı biraz daha detaylı inceledik. Birkaç delil bulduk. O sıra tabuttan bir ses geldi. Tabutun kapağı açılmıştı. Arkamı döndüğümde Emre sinirli bir şekilde karşımda duruyordu. Korkunç bir sesle “Sakın arkana bakma, bakarsan ölürsün.” dedi. Ne yapacağımı şaşırdım ve sadece arabama koşmaya başladım. Arabayla evime doğru yola koyuldum. Kafamda acayip sorular vardı. En yakın arkadaşım, en güvendiğim kişi bir cindi. Aklım ermiyordu. Bu olaydan sonra hayatım psikologlarda geçti. Belki de bu işe girerek hayatımın hatasını yapmıştım.

(Visited 65 times, 1 visits today)