KÖYDEN İNDİM ŞEHRE

İstanbulluyam, İstanbulluyuk, İsdanbolluyum, gari hepimiz İstanbulluyuz beyaaa….
Halkımız uzun yıllardır kırsal kesimden büyük şehirlere göç ediyor. İşi olmayan çevresinde bulamadığı işe, parası olan köyünde yaşayamadığı lükse, çocuğu olan kasabasında bulamadığı üniversiteye, kan davası olan mahallesinde bulamadığı huzura kavuşmak için koşuyor büyük şehirlere. Ama bir kez şehre gelince, ne tam şehirli olabiliyoruz ne de artık geri dönüp köylü olabiliyoruz. Artık olmasına hepimiz şeherli olduk ama, büyük şehirler ister bir lokma ekmek için isterse bir tutam lüks için benliğimizi yok ediyor. Türkü söyleyen, mani okuyan, geleneklerimizi yaşatan, yanındakine yan gözle bakmayan, tarlasını bahçesini işleyen, yufka ekmeğini pişiren, kendi sağdığı sütle peynirini, tereyağını yapan saf, tertemiz insanlarımız büyük şehirlerin tutunamayan, kabullenilmeyen, asgari ücrete mahkum ve bazıları her türlü suça sürüklenen mutsuz insanlarına dönüşüyor. Bir taraftan bu benlik katliamı yaşanırken, diğer taraftan büyük şehirlerin nüfusları plansız ve düzensiz bir şekilde hızla artıyor ve büyük şehirlerimiz altyapıdan emniyete bir sürü sorunla karşı karşıya kalıyor.
Peki bu çift taraflı yıkımı önlemek için neler yapabiliriz? Buyrun size öneri:
Bence büyük şehirlere yerleşmek isteyen adaylar bu sene BŞEY Sınavı’na (Büyük Şehirlere Yerleştirme Sınavı) tabi tutulmalı. Seneye nasıl olsa bu sınavdan vazgeçilip başka bir sınav sistemine geçilir. Yalnız BŞEY Sınavı’na öyle her isteyen girememeli. Sadece banka hesabı en kabarık ilk yüzde beşlik dilimdekiler sınava alınmalı. Diğerleri kendi mahallelerindeki kahvelerde okey, tavla ve kağıt oynamalı. BŞEY Sınavı açık uçlu sorulardan oluşmalı ve sorulardaki boş kısımlar tanıdığınız hatırlı kişilerin isimleri ile doldurulmalı. Bu sayede büyük şehirlerde varoş adı verilen gecekondu tipi fakir insan yerleşimlerinin önüne geçilebileceği gibi, şehirlerimiz de öyle kim olduğu bilinmeyen insanlar yerine tanıdık bildik ve çevresi geniş insanlarla zenginleştirilebilir:)
Tabi ki yukarıdaki paragraf tamamen espri olsun diye ve ilk paragrafın üzerimize gönderdiği karamsar bulutları dağıtmak amacıyla yazıldı. Gönül isterdi ki dünya üzerinde herkes istediği yerde özgürce yaşayabilsin. Ama bu mümkün olmadığına göre belki tek çözüm herkesin doğup büyüdüğü ve kendisini ait hissettiği yere büyük şehirlerin imkanlarını getirmek ve nerede olurlarsa olsunlar herkesin eşit şartlarda yaşamasını sağlamak. Bunu başarabilirsek eminim iç göçü engelleyebileceğimiz gibi tersine bir iç göçü de başlatabiliriz…

(Visited 114 times, 1 visits today)