Küçük Fedakarlıklar

Hepimiz en az bir kere düşünmüşüzdür dünya’ya faydamız nasıl dokunur diye. Bu konu üzerinde birçok düşüncenin oluşabileceği bir başlıktır. Belki de herkes fedakarlık yapmayı sevmez öyle değil mi? Sadece kafada bitmez olay, herkesin sahip olduğu hislerden yola çıkarak güzel işler çıkabilir ortaya.
Bu dünya üzerinde faydalı olabilecek konular üzerine ben neredeyse her gün uyumadan önce biraz daha zaman geçirmek adına kafamda senaryolar kurarım, ve bu kurduğum senaryoların bazen internette gördüğüm insan üzerindeki yapılan deneyler ile neredeyse aynı ya da biraz farklı olduğunu görüyorum. Mesela bir gün yatağımda tavandaki örümcekle bakışırken aklıma gelen insan üzerinde yapılabilecek bir deneyin öbür gün gerçek olduğunu öğrendim ve bu beni fazla şaşırtmadı çünkü zaten pek çok aynı şekilde kafamda kurduğum düşüncenin gerçek olduğunu biliyordum.
Şu size bahsettiğim insan üzerindeki deney hakkında size biraz daha bahsedeyim. Benim aklımda şu şekilde canlanmıştı, “Ailelerini kobay olarak kullanıp deneylerini o şekilde yapıyorlardır herhalde.” Tabii ki bu eski dönemler için -eski dönemlerden kastetmek istediğim 1700 lü yıllar için- aklıma gelen bir düşünce. Bu konu hakkında Wikipedia şu şekilde bahsetmiş: İlk insan kobaylı araştırma deneyleri arasında 1700 yıllarında aşı deneyleri bulunur. Bu ilk denemelerde, fizikçiler kendilerini veya aile üyelerini denek olarak kullanmışlardır. Başkaları üzerinde denemeler, denek üzerinde bir tehlike olmadığı tecrübelerle kanıtlanınca gerçekleştirilirdi. Bunun gibi araştırmalardan ünlü olan bir araştırma, çiçek aşısını kendi oğlu ve komşusunun çocukları üzerinde deneyen Edward Jenner’ın deneyleridir. Kişisel deneylere örnek olarak Johann Jorg’un değişik dozlarda 17 ilacı etkilerini kaydetmek için denemesidir. Karşıt şekilde ünlü bilim insanı “insan işlemleri üzerinde acı dolu” Louis Pasteur buna rağmen öncelikli sonuçların hayvanlarla yapılan deneylerden sonra alınması konusunda ikna olmuştu. Bir insan üzerinde işlem yapmayı sadece onun ilk deneğinin, küçük bir çocuk olan Joseph Meister’in, ölümüne emin olunca kabul etmişti, ve sonuç kaçınılmazdı.(Rothman 1993)
Evet yazının başından beri döndürüp dolaştırdığım konunun sonuna noktayı koymanın zamanı geldi sanırım. Aslında tüm yazdığım metinde size söylemek istediğim şuydu: “Zaten bir deney 7 milyar insanı kurtaracaksa neden birkaç kişi fedakarlık yapmasın ki?”. Tabii ki bu size biraz acımasız gelmiş olabilir ama sonunda 7 milyar insan varsa bence seve seve üzerinde çalışılabilir. Burada bahsettiğim fedakarlığı 18 yaşında gençliğinin doruklarına ulaşan bir genç değil de 80 yaşına gelmiş, hayatta görecek herhangi bir şeyi kalmamış birinin fedakarlık yapması benim düşüncem.

(Visited 23 times, 1 visits today)