Laboratuvarlarda Sıkışıp Kalmak

Kimyasal kokan laboratuvarlar, kendinizden kat kat büyük iğneler, başınızda dönüp duran insanlar, acı, anlamsız testler, daracık kafesler ve SİZ. Neler olduğu hakkında en ufak bir fikri, isteği veya izni olmayan siz ve üzerinizde yapılan milyonlarca deney…  Sonunda ise ya hastalık, ya da ölüm kaçınılmaz. İşkenceden farksız bir yaşamla iç içe; güçsüzlükle, acizlikle ve korkuyla baş başa bir dünya. Sizce de haksızlık değil mi?

İnsanoğlu bencil, tüm evreni kendi etrafında dönüyor sanıyor. Ne var ne yoksa kendisinin. Onun dışındaki hiçbir canlının değeri yok gözünde. O güzel gözükecek, düzgün bir cilde ve harika kokan bakımlı saçlara sahip olacak, sürdüğü krem yanağını kaşındırmayacak diye binlerce hayvan eziyet görüyor. Öyle bir durumda bırakılıyor ki bu hayvanlar, fotoğraflarını görmeye bile cesaret edemiyor insan.  Yaşama hakkı olan ve doğa düzenini sağlayan yüzlercesi bunlar uğruna can veriyor. Peki siz bu haksızlığa göz yumabilecek misiniz?

Ne mutlu ki son zamanlarda insanlar gözlerini açmaya başladı. Yapılanlar hakkında bilgi sahibi olan, bunun ciddi bir acımasızlık olduğunu düşünen vicdanlı insanlar gün geçtikçe artıyor. Kozmetik deneylerinde hayvanların kullanılmamasına yönelik kampanyalar kayda değer bir boyuta ulaştı. Ve mükemmel bir haber tüm bencillikten uzak insanları amaçlarına ulaştırdı: 11 Mart 2013 itibariyle Avrupa Birliği’nde hayvanlar üzerinde denenen her tür kozmetik ve kişisel bakım ürününün satışı yasaklandı. Fakat dünya üzerinde Çin hükümeti gibi kozmetik ürünlerin hayvanlar üzerinde denenmesini zorunlu kılan veya hala bu tarz deneylere izin verilen pek çok yer var.

Henüz bu durumu desteklemeyen çoğu insanın aklında da aynı soru işareti var:  Hayvanlarda yapılmayacaksa kimler üzerinde yapılacak? Elbette bu deneylerin çok fazla alternatif yöntemi var. Bildiğiniz üzere tıp, kimya çok ilerledi. Dermatoloji, eczacılık gibi alanlar aşağı yukarı neyin ne kadar etki edeceğini test edebilir durumda. Mantıklı bulunan, büyük zarar verme ihtimali çok düşük olan kimyasallar; bilim gönüllüleri tarafından denenebilir. Böylece denek memnuniyetsizlikten kurtarılmış ve daha canlı dostu uygulamalar yapılmış olur. Bunun dışında ilerleyen teknolojiyle üretilen simülasyonlar da kullanılmaya oldukça uygun bir yöntem.

Peki ürün alırken hayvanlar üzerinde denenip denenmediği nasıl anlaşılabilir? Artık çoğu marka bu konuda hassas ve fazlasıyla duyarlı. Almak istediğiniz ürünlerin çoğunda bir tavşan amblemi, hayvan sevgisine dair bir slogan veya “NOT TESTED ON ANIMALS” yazısını göreceksiniz. Böyle ürünleri gönül rahatlığıyla alarak hem bu cani testlere, hem de bencil insan aklına karşı olan mücadeleye destek vermiş olacaksınız.

Sonuç olarak, biraz empati ve biraz duyarlılık bu dünyayı çok daha güzel ve yaşanabilir bir yer haline getirebilir. Güzelleşmek için masum hayvanların canlarına kıymak çirkinleşmekten başka bir işe yaramaz. Hayvanların da yaşayan, hisseden canlılar olduğunu göz önünde bulundurmak, onların da haklarının olduğunu unutmamak ve onları böyle korkunç durumlara düşürmemek için biraz ödün verip bu tarz ürünlerden uzak durmalı vicdanı olan her insan. Laboratuvarlarda sıkışıp kalmak istemiyorsanız hayvanları da bu halde bırakmayın!

 

(Visited 113 times, 1 visits today)