Matematiğin Hukukla İlişkisi

John Forbes Nash 1928 yılında ABD’nin Batı Virginia eyaletinin Bluefield kentinde dünyaya gelmiştir. Küçüklüğünden beri en çok dikkatini çeken dersler matematik ve kimya olmuştu. Kimya mühendisi olmak amacıyla girdiği üniversiteden sonra matematiğe daha ağır bir ilgi duyması nedeniyle vektörel cebir ve görecelik kuramı üzerine dersler almaya başladı. Kitap okumaması, dersleri takip etmemesinden dolayı bütün matematik teorilerini kendi kendine keşfediyordu. 2012 yılında Bilgi Üniversitesi’nin düzenlediği Oyun Teorisi Dünya Kongresi’ne katılan John Türkiye’nin matematik alanında Dünya sıralamasında sondan ikinci olduğunu öğrendiğinde “İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.” diyor. Hatta böyle bir durumda çocukları okula göndermemenin ve evde eğitim görmelerinin daha iyi sonuçlar verebileceğini bile söylüyordu.

Genellikle insanlar hukuk ve matematiği birbiriyle ilişkisi olmayan iki ayrı bilim dalı olarak düşünürler. Aslına bakılırsa öyle değildir. Eğer öyle olsaydı şu anda hukuk fakültelerine girerken insanlar matematik puanlarına bakılmaksızın seçilirlerdi. Matematik insanlarda mantıklı düşünmeyi, problem çözmeyi ve çözüm üretmeyi sağlamasıyla hukuku yakından ilgilendirmektedir. Bu da hukuksal bir konuyu çözmeye çalışmanın matematikle alakası olduğunu göstermektedir. Ayrıca hem matematikte hem hukukta elde edilen sonuç her zaman ispatlanabilir, mantıklı bir şekilde açıklanabilir ve kim tarafından analiz edilirse edilsin aynı sonucu verir niteliktedir. Her iki bilimde de bulunan eşitlik, genellik, tarafsızlık, nesnellik ilkeleri bu iki bilimin temelini oluşturur. Matematikle hukuk ilişkisine örnek olarak herhangi bir suçun işlenme sıklığının belirlenmesinde ya da bir davanın sonucunun tahmin edilmesinde matematiğin kullanıldığını söyleyebiliriz. Aslında baktığımızda her şeyden önce hukukun özü olan adaletin matematiği yakından ilgilendiren eşitlik kavramı üzerine kurulduğunu görebiliriz.

Ünlü matematikçi Gauss “Matematik bilimlerin kraliçesidir.” der. Düşündüğümüzde gerçekten de öyle olduğunu görürüz. Matematiksel düşünme ve strateji geliştirme doğrudan hukukla ilişkilidir. Hukuksal bir problemin çözümü matematiksel düşünce ile gerçekleşir. Öğrencilerin yaklaşık %45’i hukuk eğitimi almak isteyen birine matematik dersinin gerekmediğini savunsa da bu yanlış bir düşüncedir. Bu düşüncenin tam tersi olarak çoğunluk matematik dersi görmelerinin hukuk okumalarında büyük bir katkı sağladığını söylemektedirler. Bunun kanıtı olarak hukuka girmek için matematiğin gerekmediği yıllara bakıldığında hukuksal sorunların daha çok olduğu net bir şekilde görülebilir.

Sonuç olarak John Nash’in de bahsetmek istediği şey adalet için matematik eğitiminin vazgeçilmez olduğudur. Matematik eğitimine önem vermiş, geliştirmek için çaba gösteren kişilerin diğer insanlara göre eşitlik ve adalet kavramını daha iyi anladıkları ve anlamakla kalmayıp hayatlarına geçirdikleri rahat bir şekilde görülebilir. Yani insanların küçük yaşlarından başlayıp hayatının her anında yer alan matematik fark etmeden insanların mantıklı düşünebilmelerini, problemin çözümü için uğraşmalarını, bilgileri analiz etmelerini, sonuçlarını kanıtlayabilme gibi bir sürü yetenek kazanmalarını sağlamıştır. John Forbes Nash’in de sözlerinden anlaşıldığı gibi eğer bir ülkenin matematik dalı gelişmişse adalet daha kolay sağlanır ve eşitlik kavramı üzerindeki tartışmalar az sayıda görülür.

 

 

 

 

 

(Visited 1.900 times, 1 visits today)