Nazım Hikmet’i Tanıyalım

Nazım Hikmet Ran’ı önce annem ve babamdan duydum. Daha sonra ise, sosyal paylaşım sitelerinde gördüm ismini. Neden insanlar bu kadar seviyor ve hala herkes hatırlıyor?
Her şair bu kadar hatırlanır mı? Merak ettim ve araştırdım sizle de paylaşmak istedim.

Çağdaş Türk şiirinin gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden biri, yaptığı sanat geride bıraktığı eserler ve hareketli bir siyasi hayatı var. Tüm bu özellikleriyle Türk insanın hafızalarından silinmiyor. Şiirleri masalları romanları ve oyunları var. 20 kasım 1901’de Selanik’te dünyaya gelmiş. İlk şiirinin adı Feryadı Vatan. Heybeliada’da Bahriye mektebine başlamış. 1917’de Kurtuluş Savaşı’nda savaşmak için Anadolu’ya gitmiş. Fakat daha sonra Bahriye mektebinden atılmış. Aldığı edebiyat eğitimi sayesinde Bolu’da öğretmenlik yapmaya başlamış. Öğretmenlik ona zevk vermemiş. Moskova’ya giderek siyasal bilimler okumuş.1930 yılında birçok şiirine konu olan büyük aşkı Piraye ile tanışmış evlenmek istemiş hemen ama siyasi olaylara karışması nedeniyle tutuklanıyormuş durmadan. 5 yıl sonra evlenmiş büyük aşkı ile. Piraye’den önce 2 evliliği daha olmuş.Yıllar sonra Türkiye’ye dönmüş Aydınlık gazetesinde yazmaya başlamış ama yazdığı yazılar nedeniyle yine tutuklanacakmış ki kaçmış yeniden.

Vatanını çok severmiş. Şiirlerinin çoğunda vatan özgürlük özlem ve aşk temaları var. Çok kadın sevmiş hayatı boyunca son eşinin adı Vera’ymış. Nazım Hikmet en güzel şiirlerini Vera için yazmış.

Siyasi hayatı nedeniyle yıllarca hapis yatmış. Nazım Hikmet 3 Haziran 1963 yılında ölmüş. Ölümünden sonra Türk vatandaşlığından çıkarılmış. Mezarı Moskova’dadır. Ölümünden 46 yıl sonra tekrar Türk vatandaşlığı kendisine verilmiştir. Nazım Hikmet’in Türk edebiyatına katkısının ne kadar büyük olduğunun bunca yıl sonra bile bıraktığı eserlerden anlayabiliriz. Uzun yıllar vatanına hasret kaldığı için en güzel vatan şiirlerini yazmış. Vatan şiirleri aşık olduğu kadınlar hep çok konuşulmuş. Beğendiğim bir şiirini sizinle paylaşmak istiyorum.

Davet

Dörtnala gelip Uzak Asya’ dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde dişler kenetli ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak
bu cehennem bu cennet bizim

Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…

Nazım Hikmet Ran

Son olarak şunu söyleyebilirim ki;

Vatanımızı insanları dünyayı her şeyi sevelim. Nazım Hikmet’in dediği gibi özgür ve kardeşçe yaşayalım.

(Visited 146 times, 1 visits today)