Neden Dizi Seyretmiyorum?

Neden Dizi Seyretmiyorum?

Dünyada ve Türkiye’de çekilmiş birçok dizi ve filmin romanlarından uyarlandığını görüyoruz. Ülkemizde ilk kez TRT döneminde başlayan bu uygulama özel kanalların artmasıyla daha popüler hale geldi. Eski TRT dizilerinde kaynak olarak kullanılan edebi eserlerin özüne çoğunlukla bağlı kalınmıştır. Ama özel kanallarda yapılan dizilere baktığımızda eserden uzaklaşıldığını, romana ve yazarına zarar verdiğini görüyoruz. Film yada dizi senaryoları için birer malzeme olarak kullanılan edebi eserlerin aslında sadık kalınarak uyarlanmaması eserin değerini azaltmaktadır. Bu durum hem televizyon hem de edebiyat çevrelerinde tartışmalara neden olmaktadır. Çekilen film veya dizinin romandan farklı , eksik, değiştirilmiş, günümüze uyarlanmaya çalışılmış, yeni eklemeler yapılmış olması sonucu romana zarar verdiği ortak bir görüş olarak karşımıza çıkmaktadır Roman da sinema da sanatın farklı dallarıdır. Romanda anlatılmak istenilen “dil” ile, sözcüklerle anlatılır. Film ve dizilerde ise görüntüyle anlatım ön plana çıkar. Mesela yazar romanında bir gölü tasvir etmek için iki sayfa yazı yazabilir. Fakat senarist ve yönetmen bunu 2 yada 3 dakikada gösterebilir. Bu yüzden uyarlama yapılırken sinema ve televizyonun diline uygun bir uyarlama yapılmalıdır. Romandan uyarlama yapan senaristler eserin aynısını birebir filme aktaramazlar. Bunu birçok nedeni vardır. Sinema romana göre daha sınırlı bir zamana sahiptir. Bir romanı belki bir-iki haftada okuyup bitirebiliriz ama filmi en fazla iki-üç saatte izleyip bitiririz. Zaman kısıtlı olduğu için de bazen eserdeki karakterlerden birkaçı çıkarılabilir. Detaylar daha sade hale getirilebilir. Bazen de romandaki karakterler çok güçlü olmasına karşın dizilerdeki oyuncuların oyun kabiliyetleri yetersiz olduğunda, aynı etkiyi diziden alamayabiliriz. Sırf güzel ya da yakışıklı diye oyunculuğu yetersiz kişilerle çalışmak diziyi kalitesiz yapar. Bu oyuncular çoğunlukla romanlardaki tiplerin hakkını vermiyorlar. Roman karakterleri de kişilik özelliklerini kaybediyorlar. Dizinin süresi, bölüm sayısı uzadıkça senaryoya yeni sahneler eklemek zorunda kalınıyor. Bu da asıl eseri özünden uzaklaştırıyor. Senaristler öncelikle edebi eserin yazarına karşı sorumludurlar. Ellerinden geldiğince esere uygun uyarlama yapmalıdırlar. Esere ve yazarına saygı çok önemlidir. Okuduğumuz romanlardan aldığımız tadı uyarlama film ve dizilerden alamıyoruz. Hele bir de eklemeler, çıkartmalar, uzatmalar, kısaltmalar yapılırsa hepten işin tadı kaçıyor. Bir zamanlar TRT’de çekilmiş “Aşk-ı Memnu” adlı bir dizi vardıO zaman İsmail Cem TRT genel müdürüydü. Bu dizi çekilirken çok özen gösterildi. Altı bölüm olarak ve kitabın asli hiç değiştirilmeden çekildi. Ama sonradan bu dizi yeniden çekildi. Bu sefer aslından uzaklaşılmış, günümüze uyarlanmış, popüler oyuncular için seyredilen bir dizi olmuş. Sonuçta bir edebiyat uyarlaması olmaktan çıkmış. Okuduğu romanın iyi bir uyarlamasını bir filmde ya da dizide izleyen bir izleyici, o işe tam bot verebilir. Dizi veya filmi başarılı bulabilir. Bir romanı yazmak bir film çekmekten daha ucuzdur. Örneğin Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan bir dizi çekimi için çok para harcamak gerekir. Oyuncu sayısı fazladır. O zamanların kıyafetlerine göre kostümler dikilir, mekan oluşturulur. Film platoları kurulur. Çok masraflıdır yani yönetmen ve yapımcı masrafları azaltmak için yeterli para harcamazsa, ucuz iş çıkar. Gerçekçi çekimler olmaz. Bu da hayal kırıklığı yaratır. Aslında uygun olmayan hiçbir çalışma beğenilmez. İşte tam da bu yüzden, esere ve yazarına saygımdan dizi seyretmiyorum.

(Visited 71 times, 1 visits today)