Neler Oluyor?

sonbahar yaprakları ile ilgili görsel sonucuPortakal kokusuyla uyandığım, sonbaharın gelişini hatırlatan güzel bir pazar sabahıydı. Ailemle olan tüm sorunlarımı, bana yapılan bütün haksızlıkları unutmaya çalıştığım bir pazardı. Lattemi elime alıp salondaki gri koltuğa yerleştim. En sevdiğim kitabı 5. okuyuşumdu. Neredeyse ezbere biliyordum ve aklımdaki bütün sorunları bir kenara atıp okumaktı tek isteğim.

Telefonumdan bir ışık beliriverdi, bir mesaj sandım. Aldırmak istemedim, düzelen moralimi yine mahvetmek istemiyordum. Yaklaşık 5 dakika sonra meraktan çatlamak üzereyken bakmaya karar verdim. Kuzenim bir mesaj attı, şöyle başlıyordu:

“Her şey çok çabuk gelişti, kendime geldiğimde havaalanındaydım…” paniğe kapılıp aradım onu. Hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Mesajı o atmamıştı sanki. Onun mesajı atıp atmadığını sorduğumda, ne hakkında konuştuğumu anlamamıştı ve sürekli neyden bahsettiğimi soruyordu. Onun atmadığını anlamıştım.

Bu olayın ardından aylar geçmişti, bu konuyu unutmuş bir şekilde hayatımı güzelce yaşıyordum. Okuldan sonra arkadaşlarımla kafeye gidip sohbet edecektik. Yemek siparişi veriyorduk ki o sırada aynı mesaj tam karşımda oturan kızın telefonundan gelmişti. Fakat telefon masada duruyordu kapalı bir şekilde ve kız burada bile değildi. Bu sefer bu iş ciddileşmişti. Etrafa bakınırken bir mesaj daha gelmişti. Bu sefer ben etrafa bakınırken biri fotoğrafımı çekmişti ve bana atmıştı, oysaki beni çeken hiç kimseyi görmemiştim.

Hesabı ödedik, kalktık ve sinemaya gitmeye karar verdik. Film sırasında hiçbir şey olmamıştı. Rahatlamıştım…

Hepimiz evlerimize gitmek adına ayrıldık. Kulaklığımı takmış, mutlu mutlu eve yürüyordum. Mesajlar yağmaya başladı. Bu sefer anonim bir numaradan geliyordu. Fotoğraflar benim önümden çekilmişti ve fotoğrafta ben vardım, sadece ben. Önüme, arkama, sağıma, soluma baktım ya ben kördüm ya da gerçekten hiç kimse yoktu etrafımda. Peki bu fotoğraflar nasıl çekiliyor? Burada neler oluyor?

İnternetten araştırmalar yapmaya başladım. Bu olayın başkalarına da olduğunu savunan birkaç kişi vardı ama kötü olan şey hepsinin bu olay gerçekleştikten 5 gün sonra bir yerlerde ölü bulundukları. Altta yazan şey de bu kişilere telefondan ulaşmaya çalışmamamız gerektiğiydi. 2 gün uykusuz kaldım ama ölmekten kurtulmanın yolunu buldum. 2 günüm bitmişti ve geriye yaşayacak 3 günüm vardı. Hayatımı devam ettirebilmek için yapmam gereken şey benim 5 kere okuduğum kitabı herhangi birine 3 günde 5 kere okutabilmekti. Sonra o da aynı şeyi başkasına yapmalı. Bu döngü böyle gidecekti sanırsam. Meğer bu ölüm oyununun bittiğini okudum. 167. kişi kitabı 5 kez okuduktan sonra ölecekti ve bu lanet gibi şer üstümüzden kalkacaktı. Ben, 166. kişiymişim. Yani kitabı okutacağım kişi öyle biri olmalı ki ölümü hak etmiş olsun. Ne yapacağım ben? Kimi seçmem gerekiyor?

 

(Visited 23 times, 1 visits today)