ÖLÜ SIR

Her şeyin düzende olduğu Mercan’ın rutin hayatı bir gün bozulur…

Oysa o güne kadar,Mercan okuluna her sabah kalkar ve akşamları bazen vakit geçirerek ama yorgunsa da oyalanmadan eve gelirdi.Sabahları okula gitmeden önce postacının yeni bir mektup getirip getirmediğini kontrol edermiş.Halbuki,gelen mektuplar hiç birbirinden farksız olmazmış.Genellikle babası iş için yurt dışına çıktığında gönderirmiş.Onun haricinde ise gazeteler,davetiyeler ve sıradan faturalar olurmuş posta kutusunda.Lakin bulutların iç içe olduğu bir günde yeni bir pembe zarflı mektup farketmiş diğerlerinden farklı olan,yine okula gitmeden önce.Mektubun üzerinde ise “MERCAN’A” yazıyormuş büyük harflerle.O mektup her neyse her şey o gün başlamış.Mercan,annesine belli ettirmeden mektubu almış ve yola koyulmuş.Okula vardığında sabahları oturdukları okulun bahçesindeki banklarda arkadaşlarıyla oturup sohbet etmek yerine,sınıfta sessizce oturmuş bir bir başına.Çünkü o sabah ilgisini arkadaşlarıyla oturup sohbet etmekten daha çok ilgisi çeken bir mektup vardı pembe zarfın içinde.Mercan mektubu en sonunda dayanamayıp okur ve her ne yazıyorsa tüm düzeni bozulur.

Bir sonraki gün bir daha bakar posta kutusuna Mercan ve ayynı şekilde bir tane daha bulur.Bu sefer içinde şunlar yazıyordur;

“Sevgili Mercan,

   Demek istediğimi anlamışsındır diye,umuyorum.Seninle bir önceki mektubumda dediğim gibi kısa bir süre felsefe hakkında düşüneceğiz ve ardından sana önemli bir bilgi vereceğim.Şimdiden söz vermeni istiyorum yalnız,en son aşamada sana o bilgiyi verdiğimde üzülüp,moralini bozmayacağına dair.Eğer vazgeçersen öğrenmekten zarfla aynı renkte olan bir şey koy posta kutusuna ancak o zaman anlayabilirim pes ettiğini.Ayrıca cesur bir kızsın Mercan bilmediğin kişiden mektupları kabul edecek kadar ve asla korkma!Benden zarar gelmez sana.”

Mercan ertesi gün yeni bir mektup daha gelir,mektubun üst kısımlarının ıslak olması ise Mercan’ın gözünden  kaçmaz.Daha mektubu açmadan sormaya başlar kendi kendine;Bu buraya ne zaman geldi,kim getirdi ve niye ıslak zarf…Bu soruları kendine sormaktan vakit bulabildiği an açar,okur mektubu.Beyaz bir kağıda mürekkep kalemle “İnsana yapmaması gerekeni yaptıran diğer insanlar mıdır? Yoksa,kendisi midir?” diye bir soru yazar sadece.

Ne istiyordu ki mektubu yazan yoksa dediği gibi gerçekten fesefeye dair konuşucaktı Mercan’la.Oysa Mercan daha 12 yaşındaydı.Evin tek çocuğu ve babası iş için yurtdışında olduğundan dolayı annesiyle tek başına kalıyordu.Mercan yine de pes etmemişti ve sorunun cevabı Mercan’a göre ikisideymiş.Çünkü toplum her ne kadar baskısını kursa da bireye,aslında her şey bireyin kendisine bağlıdır.Her varsa elinde iradesi zaten hakim olurdu kendisine,diye düşünmüş Mercan.Yeni gelecek mektup için beklemeye koyulur ardından çünkü Mercan ne yapıp ne edip öğrenmek istiyordu filozofunu.

Mektuplar her gün gelmeye devam etti ve Mercan asla bulamayacağını anlamıştı filozofunu çünkü mektubu getiren filozofun bazı mektuplarında da bahsettiği köpeği Hermes’ti.Bu yüzden ıslakmış meğerse zarf.Ayrıca Mercan filozofu bulabilmrk için Hermes’in arkasından koşmuş olsa bile yetişememişti.Kaybolmuştu aniden köpekcik Mercanların evinin arkasındaki ormanda.

Her şeyi başlatan o gün 2 hafta sonra,bir mektup daha gelmişti.İçinde bir kartpostal ve mektup vardı.Kartpostal babasının her zaman iş için gittipi İtalya’nın Florenca şehrini gösteriyordu,kuşbakışı bir çekimle.Ve şöyle yazıyordu mektupta;

“Sevgili Mercan,

   Burası İtalya’nın Floransa şehri ve burada bize ait olan biri var.Her şeyi bahsetmeden önce yazdığım 2.mektuptaki sözü hatırlamanı istiyorum.Çünkü üzülmeni istemem.Bana da çok kızma olur mu Mercan? Burası senin ablanın doğduğu yer.Sen doğmadan aylar önce yine burada hayatını kaybetmişti.Biz fazla dayanamayıp Türkiye’ye geri döndük.Ben sıkça gelsem de ablanın mezarına annen aklına bile getirtemezdi öldüğünü.Ayrıca ablanın adı da Mercan’dı.Sen bizim için çok değerlisin bu yüzden ve sakın ola ki kızma bize.Sana sorduğum soruyu hatırla ve verdiğin cevabı.İşte,biz de çevrenin baskısı,senin daha çok ufak olman ve belki de dediğin gibi kendimiz yüzünden söylemedik sana.Sen yine üzülme ve kızma bize de.Yakın zaman da dönüyorum evimize bana büyüdüğünü ve bu sırrı paylaşacak yaşa geldiğini 2 hafta da kanıtladın,kızım.

                                                                                                                                            Sevgilerle baban…”

Mercan çok sinirlenir haliyle lakin annesinin ve babasının ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyordu.O yüzden odasına çekildi,kapısını kitledi,kendi içinde ağladı ve içinden çığlıklar koptu bunu benden nasıl gizlersiniz diyerek.

 

(Visited 53 times, 1 visits today)