Önce Sen Sonra Dünya

Sizce de yeryüzünde ters giden bir şeyler yok mu? Herkes de bir mutsuzluk, huzursuzluk almış başını gidiyor. İnsanlar adeta her sabaha acı içerisinde kalkıyor, ölmek için yaşıyormuşçasına… İki lafımızdan biri söylenmek olmuş. Neler oluyor bize?

Herkes bir sorun olduğunun farkında, hatta ekonomik kriz sonrasında Türkiye’de kullanılan antidepresan sayısı iki katına çıkmış. Mutluluğun ne olduğunu unutmuşuz, ilaçlardan medet umar olmuşuz. Fakat siz hiç teşhis koymadan tedavi etmeye çalışan bir doktor gördünüz mü? Hiçbir doktor sorunun kaynağını bulmadan tedavi edemez. Bizim en büyük yanılgımız burada başlıyor, sorunun kökünü bulmadan iyileşmeye çalışıyoruz. Boşa kürek çekiyoruz ve sonucunda daha da kötü hissediyoruz. Peki tüm dünya insanını kahreden, bir virüs misali yayılan bu huzursuzluğun, mutsuz ruh halimizin sebebi nedir sizce?

Hiç düşündünüz mü, o çok sevdiğimiz hamburgerlerin nasıl yapıldığını? Ama arka taraftaki mutfaklarda geçen sahneden değil, mezbahalarda geçenlerden bahsediyorum. Bizim keyifle midemize indirmemiz için üretilip hayatları boyunca küçücük kafeslerde yaşayan ve sonunda mezbahalarda elektrikle ya da boğazı kesilerek öldürülen hayvanların dramından bahsediyorum. Bunları düşündükten sonra o leziz hamburgerleri keyifle yemek zor olacaktır. Tabii ki doğamız gereği et yememiz gerekiyor. Hatta insanlar yüzyıllarca avlanarak et ihtiyaçlarını karşılamışlar. Fakat onların özgürlüğünü elinden alarak kafeslerde korkunç şartlar altında büyütmemiz kabul edilemez. Peki günümüzde hayatımızın neredeyse her alanında kendisinden faydalandığımız petrole ne demeli? Petrol tankerlerinin yapmış olduğu kazalar nedeniyle denizlere sızan petroller bölgedeki canlı popülasyonunu yok ediyor ve etkileri 25 yıl sürebiliyormuş. Kazadır olur demeyin lütfen, neredeyse her sene bu tarz kazalar yaşanıyor. Sizce de onlara karşı bu yaptıklarımız haksızlık değil mi? Vahşetin boyutu bunlarla kalmıyor tabii ki. Vücudumuzu temizlemek amacıyla kullandığımız ürünler hayvanların üzerinde vahşice yapılan testler sonrasında piyasaya sürülüyor. Bu testler sırasında birçok hayvan sağlığını kaybediyor veya acıya dayanamayıp ölüyor. Aslında bu yaşananların haberleri yapılmıyor mu dersiniz? Yapılıyor tabii ki de. Fakat biz insanlar çok tuhaf varlıklarız, bildiğimiz duyduğumuz halde bunlara göz yumuyoruz. 

Bunların yanı sıra insanların en büyük derdi para kazanmak olmuş. Birçok şeye gözümüzü kapatıyoruz, para kazanmak dışında düşünmeye vakit bile bırakmıyoruz. 5 yaşından itibaren çocuklar para kazanma amaçlı eğitim görmeye başlıyor. Mesleklerin iyilik kötülük derecesi ortalama kazanabildiği para miktarına göre belirleniyor. Bize bedava dünyayı, hayatı parayla satıyorlar. Parayla mutlu olamayacağımız halde para kazanmak için mutluluğumuzu, hayatımızı harcıyoruz.

Elon Musk dünyayı değiştirmek için işçilerin haftada 80-100 saat çalışması gerektiğini söylemiş. Biz dünyayı değiştirmek istiyorsak önce gözümüzü açıp gerçekten düşünmeye başlamalıyız. Önce sen değiş, sonra dünya değişsin…

 

 

(Visited 27 times, 1 visits today)