Öngörü

“Devlet başkanları baştan önlem almalıydı. Virüsün etki etmesini beklediler. Acaba bu onların işi mi?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Önce virüsün yayılması, sonrasında yağmacıların ve çetelerin insanlardan haraç kesip onları engellemeye çalışan insanları öldürmesi… Eskiden bu tarz olaylar filmlerde olurdu. İzledikçe gülerdik, eğlenirdik. Artık o filmlerde yaşıyoruz. Kaos ortamındayız. Karantinaya alınmış binalar, evler, yıkılmış yapılar. Hayatta kalmak için herkes her şeyi yapabilir. Olanları durdurmak için verilen misyonumuza başlayalı 4 yıl oldu, bu kadar hızlı geçeceğini bilmiyordum. Hiçbirimiz bilmiyorduk. Olayların bu duruma geleceğini kimse bilmiyordu. Bilemezdi zaten.” Martin, aktif görevde olan bir polis memuru, günlüğünden sol elini hafifçe çekti, bir süre bakakaldı ve ardından tarihi ve bulunduğu şehri yazmak için kalemini sağ eliyle kavradı, yavaşça tarihi günlüğüne yazdı; “25 Aralık 2025, New York”.

Martin yavaşça ayağa kalktı, sessizliğini bozdu. Yıkılmış bir evin içerisinde ısınmaya çalışan arkadaşlarının yanına adımladı. Ben dahil ortamda 7 kişi bulunuyordu. Gündüz vakti olduğu için sessiz olmamıza gerek yoktu. Ama bu yüksek sesle kahkahalar atabileceğimiz anlamına da gelmiyordu. Martin Yavaşça ortama yaklaştı, yere hafifçe oturdu. Ortamda neler konuşulduğunu anlamak için sessizliğe büründü. Yaklaşık 40 yaşlarında olan Paul, bir DAG yani Dağıtıcı Askeri Güç ajanı, her gün konuştuğu ve konuşmaya devam edeceği konuyu tekrardan açtı. Sert bir şekilde öksürerek boğazını temizledi, su şişesinden bir yudum aldı ve konuşmaya başladı. “Virüsün bazı bilim adamları yüzünden para için mutasyona uğratıldığı söyleniyor.” dedi. Ağzından bu cümle çıktığı gibi Faye, eski bir S.W.A.T ajanı, hafifçe kıkırdamaya başladı. Ortamdaki herkes ona baktı, Faye herkesin gözünün içine sıra sıra bakarak; “Her gün aynı soru aynı cevaplar. Yeterince sorguladık ama bunun cevabı dışarıdaki bu virüsü geliştiren ve virüsten faydalanıp insanlara zarar veren insanları etkisiz hale getirmekte.” diye ciddi bir ses tonuyla belirtti. Ortamdaki bazı insanlar ona hak verdi, bazıları vermedi. Kimisi sessiz kalmanın ve gerektiğinde harekete geçmenin mantıklı olduğunu savundu, kimisi ise virüs gibi yayılıp olanları durdurmaya yönelik fikirler belirtti. Ama hepimiz biliyorduk ki aramızda sağ çıkamayanlar olacak. Yine de kimse bu konu hakkında karamsar bir ifade dile getirmek istemedi.

Martin hep merak ediyordu, acaba polis memuru ve askerler dışında bizim gibi bir grup olup olmadığını. Cevabını biliyordum, oda biliyordu. Evet, vardı. Kimisi düşmanın içine sızdı, kimisi devletin. Misyonumuza karşı çıkanlar oldu, kimisi etkisiz hale getirildi kimisi nefes almaya devam ediyor. Kafamda bunları düşünürken arkamdan Faye “Marshall !” diye bağırdı. Hafifçe arkama döndüm ve Faye konuşmaya devam etti, “Sen fikrini söylemeyecek misin?” diye sordu meraklı bir ses tonuyla. Son zamanlarda onun değiştiğini görebiliyordum. O eski Faye’den eser kalmamıştı. Diğer ekip üyeleri de görebiliyordu bunu. İçimizde ajan olduğunu emin olmadığım sürece dile getirmek istemiyordum. Tekrardan önüme döndüm ve herkesin duyabileceği şekilde ve sakin bir ses tonuyla “Gidiyorum, yolda belki bir kaç çeteci veya bizim kılığımızda olan bir ajan yakalarım.” dedim. Bana garip bir şekilde baktı, ben ise gülümsedikten sonra yavaşça ortamdan uzaklaşmaya başladım. Dışarıya çıkınca belimden sağ elimle yavaşça tabancamı kavradım. İki elimi tabanca üzerinde buluşturdum ve yavaşça adımlamaya devam ettim. Bizim bulunduğumuz sokak şehirdeki en sakin sokaktı. En azından biz öyle biliyorduk. Yaklaşık yarım saat yürüyüş sonrasında virüsten dolayı karantinaya alınan ilk eve doğru yaklaştım. Sanki kötü bir olayı öngörmekteydim. Bir şeylerin yanlış gittiğini hissedebiliyordum.

Yavaşça o eve doğru yaklaştım, etrafı gözlüyordum. Eve yaklaştığımda “Girilmez!’ yazan kapıyı ardına kadar açmış bulundum.”. Eve girmeden göz ucuyla içeriye baktım, dağınıktı. Olması gerektiği gibi. Ardından ekipman çantamdan maskemi çıkardım, eldivenlerimi sıkılaştırdım ve evin içine doğru yaklaşmaya başladım. Eve girdikten sonra adımlarımı daha dikkatli atmaya başladım, bu kapının açık olmaması gerekiyordu. Evin bir çoğu bölgesi örümcek ağlarıyla ve torbalarla doluydu. İkinci katı kontrol etmeden parmağımı tabancamın tetiğinden yavaşça çektim ve olabildiğince sessizliğimi koruyarak nefes verdim. Çok uzun bir süre geçmeden evin ikinci katından yere bir telsiz sesi geldi. Aniden ellerimi tekrardan silahımda birleştirdim, parmağımı tetiğe koydum ve nişan alarak yavaşça ikinci kata çıkmaya başladım. İkinci kata girdiğimde Faye orada telsizden birisiyle konuşuyor ve kaldığımız bölgeyi tarif ediyordu. Bir süre orada durdum, telsizle konuşmasını bitirmesini istedim. Yavaşça aşağı indim ve merdivenlerin arkasına geçtim. Yaklaşık beş dakika sonra merdivenlerden inmeye başladı. Ben ise doğru zamanda onun boynunu kolumla sardım ve kafasına tabancamı dayadım. Ardından konuşturmaya ne kadar çalışsam da başaramayınca tabancam ile kafasına bayıltıcı bir darbe vurdum. Şüphesiz ki bayıldı. Yavaşça üzerini aradım, onun tabancasını ise kendi teçhizat kemerime koydum. Ardından yavaşça operasyon merkezine doğru yol aldım.

Buraya geliş hikayem bu şekilde.” dedim ve sessizliğe büründüm. Genel başkan, askerler ve diğer polis memurları birbirine bakıyor ve aynı zamanda baygın olan Faye’ye bakıyorlardı. Genel başkan hızlıca burnundan kin dolu bir nefes verdi, Faye’ye döndü ve görevlilere başıyla işaret vererek onu buradan götürmelerini istedi. Ardından bana dönüp sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı, “Umarım anlattıkların doğrudur, Marshall. Umarım rütbenin ve misyonunun hakkını verirsin.” dedi. Kafamı aşağı-yukarı sallayarak onu onayladım ve “Merak etmeyin, ekibimin üyeleri de bunu onaylayabilir. Faye’nin son zamanlardaki davranışlarını anlatırlarsa durum kesinleşecektir.” diye ekledim. Bana hafifçe sırıtarak baktı. Ben ise yüz ifademi korudum. Ardından yavaşça ayağa kalktım, ekipmanlarımı yeniledim ve bir süre dinlendikten sonra her şey ortaya çıktı, Faye içimize giren bir ajandı. Kendisinin sorgusunu Genel başkan yaptı ve hak ettiği cezayı alacağını söyledi. Ekip üyelerimle geceyi orada geçirdik, belki de bu öngörü bir şeyler fark etmem için bir mesajdı. Bilemiyorum. Tek bildiğim şey ise, dünyanın topluma göre şekilleneceği.

(Visited 19 times, 1 visits today)