Özgür Kuşlar

Bir toplum insanların kendi başlarına çözemediği problemleri bir topluluk halinde çözmeye çalışması sonucu şekillenmeye başlamıştır. Ve tarih boyunca da görüldüğü gibi bu toplumlar bir şekilde çoğalmış, kendilerine bir dayanak sağlamıştır. Başlarda hayatta kalma dürtüsü üzerine oluşan topluluklar gittikçe insanların ihtiyaç ve isteklerine göre amaç oluşturmuş veya önceliklerini belirlemiştir. Ancak kuşkusuz aralarından bir tanesi insanların temel güdüsü olarak sabit kalmıştır: özgürlük.

Özgürlük insanların yıllar boyunca odak noktasında tutabildiği nadir değerlerden biridir. Bu değer sadece toplumda kendine yer edinmiş bilim ve sanatla sağlanabilir. Bilim ve sanat toplumların kendi olabilmesine, başka toplumlara bağımlı olmamasına, kendi halkının refah seviyesini etkileyebilmesine katkıda bulunur. Bilim ve sanat  insanlar için öyle bir nimettir ki cahillerin en  cahili bile  günün sonunda bilim ve sanatın  getirilerini kabul etmek zorunda kalır. Bu olay çıkar ilişkisi altında açıklanabilirse de insan er ya da geç sanat ve bilimden faydalanır.

İlk önce sanattan bahsetmek gerekirse sanat bana göre insanların kendilerini bir şey yaparken en özgür hissettikleri uğraştır. Bu cümleden varılabilecek en önemli kanı sanatın sadece tablo ve eselerden oluşmadığıdır. Sanat her yerdedir tıpkı bilim gibi. Eğer bir insan yaprakların düşüşünü izlerken kendini buluyorsa, bu olay onu özgür kılıyorsa işte bu onun sanatıdır. Sanat özneldir, iyi ve kötü diye kesin kalıplara sığdırılamaz. Sanat insanın dış dünya ile iletişimini sağlar. İnsanlar duygularını yapıtlarına  yansıtırlar. Bu tam anlamıyla kişinin zincirlerini kırar, insan bir kere özgürlüğü tadarsa hiçbir zincir onu eski sefaletine geri döndüremez. Dolayısıyla özgür insan demek özgür bir topluluk demektir.

“Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar.”     -Charles Darwin

Eğer bu kuş uçacaksa bunu tek kanatla yerine getiremez. Charles Darwin’in de dediği gibi bilim ve sanat birbirini tamamlar. Bu uyum aynı zamanda bilimin olduğu yerde sanatın, sanatın olduğu yerde bilimin olmama ihtimalinin  yokluğuna dayanmaktadır. Sanat nasıl insanların arasındaki iletişimi sağlıyorsa bilim de insanların bilinmez olan ile savaşında rol alır. Bilinmez olan her zaman çok korkunçtur aynı zamanda da  heyecan vericidir. İnsanlar merakları sayesinde çıktıkları yolda kendilerini ister istemez geliştirmiştir.Bu gelişim insanlara güven verir. Artık bilinmez olanın çözülebileceğini öğrenen insan bu sefer de korkusundan özgür kılınmıştır. 

Eğer kuş iki kanada da sahipse hiçbir şey onu uçmaktan alıkoyamaz. Bilim ve sanatı arkasına alıp yürüyebilen her toplum gibi o da özgürdür. Toplum artık bilinmeyenle olan savaşı ve sanatıyla bir bütündür. Bu bütünlüğün tüm dünya ülkelerine ilke olması dileğiyle…

(Visited 51 times, 1 visits today)