Pozitiflikte Kırılan Negatif Kalkan

Dünya üzerinde geçmişten itibaren yaşamını sürdüren insan ırkı, kendi çevresini, yakınlarını, yaşadığı alanı hep kendine özgü bir şekilde düzenleyip yaşama devam etmiştir. Bu süreç boyunca, belirli bir düzen etrafında yaşamak amacıyla etraflarından yardım alarak veya kendi çabalarıyla ne olursa olsun istediklerini her zaman gerçekleştiren bir varlıktır insan. Günümüze kadar uzanan bu döngü, bitmeyen bir yaşam çemberi haline bürünmüştür.

İstenen her şeyin gerçekleştiği bir döngünün içinde kendini bulan insanoğlu, bu durumun daha kestirme yollarını bulmak için çalışmaya başladığı zaman ise toplum içinde iki farklı grup ortaya çıkmıştır: bir şeyin olma olasılığı isteme olasılığı ile ters orantılı olduğunu savunanlar ve evrene pozitif mesajlar göndererek istedikleri çoğu şeye ulaşanlar. Evrenin eşsiz düzeninden habersiz sadece iki seçim arasında sıkıştırılmış olan insanoğlunu çok uzun bir yolculuk bekliyordur aslında. Kuantum Düşünce Yolunun o upuzun sihirli yolu…

İnsanlar için ayrı bir yola açılan kapı,  kutularından çıkmaları için verilen bir fırsat olan bu kuantum düşünce yöntemi gerçekten kitaplardaki gibi beyinlerimiz üzerinde sihir yapma etkisine sahip midir yoksa eski zamanlardan gelen o iki olasılık arasında sıkışma sonucunda bir kaçış yolu olarak ortaya atılan bir kapı görevini de görebilir mi? Bu büyüleyici kapının arkasına bakmak için bir adım atarak kafamızı içeri uzattığımız zaman gözlerimizi alamadığımız bir durumla karşı karşıya kalırız. Sihrin gerçeğe aktarıldığı o noktayla.

İçeride kocaman siyah bir alan vardır aslında, pozitifliğimize, benliğimize ve ruhumuza gölge düşüren alan. Korku ve endişenin gölgesidir o,her zaman içimizde barınan korku ve endişe. Morton Hunt’ın da dediği gibi “Yaratıcı fikirler, belirgin olanın ilerisine bakma endişesiyle yüzleşebilecek sezgisel insanlara gelir.” Korku ve endişe insanların elindeki kalkandır, yaratıcı fikirleri, pozitifliği geriye püskürten kocaman bir kalkan.

İkiye bölünen insan grubundan bir şeyin olma olasılığı ile isteme olasılığının ters olduğunu öne süren grup, yaptıkları bu gözlemde ufak bir noktayı kaçırmışlardır. Bir şeyin olma olasılığından bahsettikleri zaman olmama olasılığını evrensel kümeye alarak konuşurlar. Bu neden ağızlarından olma olasılığı çıktığı zaman olmama olasılığı da çıkmış olur, onlar farkına bile varmadan . Evrene gönderilen olmama olasılığı ise olumsuz bir şekilde onlara dönüş yapar. Bu durumun sonucunda ,olumsuzluklarla karşılaşan grup ters orantı mantığıyla bu durum için peşin bir hüküm belirtirler.

Evrene isteklerinizi sunduğunuz zaman ise, insanı oluşturan saf enerji kümesi evrene karşı doğrultularak pozitif bir enerji akışı sağlanır. Evrene karşı  herhangi bir negatif enerji veya negatif enerji olasılığı gönderilmediği için ise pozitif enerji bütünün oluşması, çekim yasasıyla aracılığıyla doğruluğu sağlanmış olur.

Korku ve endişe kavramları insan hayatından çıktığı anda, negatif düşüncenin gerçek olma olasılığı tercih etmediğimiz durumlardan oluşan potansiyel gerçeklere dönüşür. Potansiyel gerçeklikleri, gerçekliğe dönüştürme durumu ise insan ve benliği arasındaki sonu gelmeyen ve gelmeyecek olan bir savaştır. Eleanor Roosevelt’in de dediği gibi “Gelecek, hayallere inanlara aittir.”

(Visited 12 times, 1 visits today)