Rüya Gibi Bir Hediye

Tamamen normal bir gündü. Emir uyandıktan sonra yatağını yaptı ve yemek yemeye gitti. Sabah kendine omlet yaptı. Omletin yanında da bir bardak kahve içti. Ondan sonra Emir köpeğine yemek verip giyinmeye gitti. Bugün iş günüydü ve Emir işe gitmek istememesine rağmen arabaya binip işyerine gitmeye başladı. Emir bir polisti. İşini çok sevmiyordu ama iyi para kazanıyordu. Şu ana kadar günü normal gidiyordu ama içinden bir ses bir gariplik olduğunu söylüyordu.

İşe vardığında bir iş arkadaşının doğum günü olduğunu duydu. O yüzden diğerleriyle birlikte onun doğum gününü kutladılar. Tabi kutlama o kadar sürmezdi çünkü hala işini yapması lazımdı. Kısa süren parti bittikten sonra hemen işe geri gitti. Bilgisayarda çalışırken onun kaptanı dışarı çıkıp bazı arabalara ceza yazmasını söyledi. Kaptanının emrinden sonra dışarı çıkıp, arabaya binip, yola koyuldu.

Yolda giderken telefona bir mesaj geldi. Telefona baktığında annesi bir şey yazdığın gördü. Ona geri yazmaya başladığı an bir ses duydu ve arabası sallandı. Ondan sonra hemen kenara çekilip ne olduğuna baktı. Arabasının önünde kan izleri vardı ve arabası azcık bükülmüştü. Bunu gördükten sonra arabasının etrafında dolaştı. Arabasının arkasına varınca birkaç metre uzakta hala yaşayan bir köpek gördü. Ama onu gördükten sonra hiçbir şey olmamış gibi arabasını temizleyip içine bindi ve yoluna devam etti.

Birkaç dakika sonra araba parkına vardı. Eline ceza ihbarlarını alıp arabadan çıktı. Biraz etrafta dolaştıktan sonra bazı park etmiş arabaların fazla uzun durduğun fark etti ve onlara ceza yazmaya başladı. Ceza yazarken annesine cevap yazmayı unuttuğunu hatırladı. O yüzden birkaç dakikalık ara vermeye karar verdi ve annesine cevap yolladı. Annesi akşama doğru ziyarete gelip bazı hediye vermek istiyordu. Bu garip bir olaydı çünkü Emir gençken babası onu ve annesini terk edip başka bir ülkeye yaşamaya gitmişti ve o olay yüzünden annesi zihinsel hastaya dönüşmüştü. Emirin hayatı boyunca annesi hiç Emirle buluşmak istemezdi hatta Emirin annesiyle buluşması yasaktı çünkü annesini o halde görünce Emirin depresyona girme ihtimali vardı. Şimdiyse annesi hiç hasta değilmiş gibi buluşmak istiyordu ama Emir annesini yıllar boyunca hiç görmediği için tabii ki buluşmak isterdi.

Emirin işi bittikten sonra arabasına binip annesinin evine gitmeye başladı. Emir annesinden uzak yaşadığı için birkaç saat araba sürmesi gerekti ama sonunda annesine vardı. Emir kapıyı çaldığında annesi mutlu mutlu kapıyı açtı. Emiri içeriye davet etti ve ona yemek pişirdi. Yemeği yedikten sonra Emire “hediye açma vakti geldi” dedi. Emir bunu duyunca salona gitmeye başladı. Salona varınca Emirin annesi “gözlerini kapat” dedi. Emir gözlerini açınca elinde bir hediye buldu. Hediyeyi açınca Emir şaşırdı. Annesi ne olduğunu sorunca Emir, “Hediye paketini açtığımda şok oldum!” dedi. Hediyesi bir oyuncaktı ama bu normal bir oyuncak değildi. Bu oyuncak Emirin çocukken en sevdiği oyuncaktı. Ta ki babası ailesini terk etmeden önce sinirden o oyuncağı parçalayana kadar ve Emirin elindeki oyuncak aynısıydı çünkü üstünde Emirin imzası vardı.

Bunun imkânsız olduğunu anlayınca Emir kendine vurdu. Kendine vurunca hiç acı hissetmediğin anladı ve bunun tek bir anlamı vardı, Emir rüya görüyordu. Gerçek hayatta ise Emir çocukluğundaki olaylardan sonra akıl hastası olmuştu. Yıllardır bir akıl hastanesinde yaşadıktan sonra Emir kendini bir tür rüya dünyasına koydu çünkü gerçek fazla acımasızdı.

(Visited 70 times, 1 visits today)