Rüya mı Kabus mu?

O gün bir şeylerin garip olduğunu sezmiştim. Yatağım yerine bir yaprakta uyandım. Nasıl bilmiyorum ama bu yaprak yatağım kadar hatta yatağımdan bile yumuşaktı. İçimden bu yaprağı eve götürmeyi geçirmiştim ama yaprak benden büyüktü. Bu sebeple vazgeçtim. Hala kafamda bir soru işareti vardı. Ben neredeydim? Hemen olduğum evden çıktım. Çıktığım ev mantar şeklindeydi.

Aklıma bir şey gelmişti fakat bu gerçek olamazdı. Yoldan geçen ve bir periye benzeyen, sivri kulakları olan birisine rastladım. Kendisine nerede olduğumuzu sordum. ‘Bir masal ülkesiydi burası her şeyin mümkün olduğu bir masal ülkesi….’ dedi. İlk başta her şeyin mümkün olduğunu duyunca çok şaşırdım. Fakat artık olmadığını söyleyince biraz üzülmüştüm. Önemi yoktu. Sadece eve gidip annemle kahvaltı yapmak istiyordum. Peki burası yaşadığım yer değil, bir masal ülkesi değilde neresiydi burası? Yolda gördüğüm sivri kulaklı ve bir periye benzeyen kadın ona ‘Peki ya burası neresi? ‘ diyemeden gitmişti. Sokakta başka kimse yoktu kalbim küt küt atıyordu. ‘Eve dönmek istiyorum!!’ diye bağırdım ve ağlamaya başladım. Etrafımda gerçek hayattaki gibi hiçbir şey yoktu. Binalar bile düz değildi. Bir koku almaya başlamıştım ama bu koku ….. bu krep kokusuydu. Eğer sokakta krep satan biri olsa bile onu alabilecek param bile yoktu. Meğerse bu bir rüyaymış. Uyandığımda annem krep yapmıştı. Mutlu olmuştum. Krepleri yedikten sonra düşündüm de bu bir kabustu.Bu rüyadan şunu öğrendim ki gerçek hayat zor olabilir ama kabuslardan çok daha iyi.

(Visited 9 times, 1 visits today)