Rüyanın Gerçekliği

Geç yatmanın verdiği yorgunluk ve zar zar çalan alarmın sinirimi bozmasıyla güne başlamıştım.Saat daha beşi elli geçiyordu,biraz daha uyumak hayali zevk uyandırıcı gelse de kalkıp hazırlanmam gerekiyordu.Balkona çıktığımda rüzgar bir o yandan bir bu yandan yüzüme vuruyor,trafikteki sürücülerin hal ve hareketlerini izlemek eğlenceli geliyordu.Saatin yedi olmasına çok az bir zaman kalmıştı.Üstümü değiştirmekten o kadar nefret ediyordum ki sabahları çok fazla üşeniyordum ve artık sabahın köründe işe gitmekten bıkmıştım.Her gün her gün İstanbul trafiğini çekmek bunaltıcı ve yorucu geliyordu.Evden tam çıkarken paspasın yanına bırakılan notu görmezlikten gelemedim.Ama ne yalan söyleyim geçen sene mahalledeki çocukların zile basıp kaçtıklarını düşününce bu not parçası da çocukların işidir diye düşünerek çöp konteynırına attım.Trafik,sabahları o kadar sıkışık ve yoğun oluyordu ki İstanbul trafiğine yol yetmiyordu adeta.Arabayı otoparka bırakıp vapurla karşıya geçtim.Böylelikle hem zamandan hemde yoldan kazanmıştım.İşler de trafik gibi bir hayli yoğundu,müşterilerle ilgilenmekten yemek yiyecek vakit bile bulamıyordum.Arada bir kahve içip onunla yitinmeye çalışıyordum ama yine de midemden gelen gurultuya çare değidi.Akşama doğru müşteriler gittikçe azalıyor bende vakit bulmuş oluyordum.Fırsat bu fırsat hemen kimse gelmemişken kantine koştum ama kantin maalesef kapalıydı.Mesainin bitmesine de daha yirmi dakika vardı.Vapurla arabamı bıraktığım yere gittim oradan da eve geçtim.Saat daha on bile değildi.Karnım o kadar açtı ki gözüm hiçbir şey görmüyordu.Hemen dolabı açıp yiyecek bir şeyler aradım ama dolapta hiçbir şey yoktu.Ben de hemen pizza siparişi verdim,herhalde yirmi dakikaya burada olurdu.Bir yandan pizzayı beklerken bir yandan da televizyona bakıyordum.On dakika içim geçmiş zilin çalmasıyla yattığım yerden sıçrayarak doğru kapıya fırladım.Pizza kutusunu hemen açarak yemeye başladım o kadar acıkmıştım ki gözüm hiçbir şey görmüyordu.Bu saatte büyük boy pizza yemek de bir başka oluyordu doğrusu.Sonunda tıka basa doydum her şeyi silip süpürdüm ama kutudaki not gözüme ilişmişti.Notta bir kitap ismi yazıyordu.O kadar merak etmiştim ki acaba biri benimle dalga mı geçiyordu,sabah erkenden bu kitabı aramak için bütün kitapçılara bakmayı düşünüyordum.Biraz daha televizyon izleyip oracıkta sızıvermişim.Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yapmadan Taksimdeki kitapçılara bakmayı düşünürken köşedeki simitçiden bir tane simit alıp kitapçılara teker teker baktım ama hiçbir yerde yoktu.Daha sonra bu notu bulup Taksimdeki kitapçılara sormamın üzerinden aylar geçmişti ama kitap hiçbir yerde yoktu.Aylar sonra tekrardan Taksim meydanına gidip kitapçılara tek tek bakıyordum.Lakin kitap yine hiçbir yerde yoktu,bakmadığım son bir yer kalmıştı.Aylardır aradığım kitabı sonunda Taksim’in arka sokaklarındaki bir sahafta buldum.Aynı gün büyük bir heyecanla kitabı okumaya başladım.Yirmi üçüncü sayfaya geldiğimde el yazısıyla yazılmış bir not buldum.Nottaki yazıyı tam okuyacakken gözümü açtığımda sabah haberleri veriliyordu.Pizzayı yerken salonda uyuyakalmışım.En son hatırladığım şey pizza kutularını çöpe atıp kanapede uzanmamdı.Üstümü değiştirip,çantamı hazırlayıp tekrardan iş yerinin yolunu tutmuştum.

(Visited 35 times, 1 visits today)