Sadece Bir Sen

Öyle günler vardır ki bulunduğun yerden direkt ayrılmak istersin. Koşarsın ,bağırırsın, derin bir soluk alıp verirsin. Ama işe yaramaz çünkü görmezden geldiğin sürece onların birikeceğini bilirsin. Strese girmeye başlarsın, bunları yapmaya çalıştığında ise yapamadığını fark edersin. İçine kapanır, içten içe çığlık atmaya başlarsın çünkü anlatacak kimsen yoktur. Bundan sonraki hayatın diğerlerinin gözünde normal gözüksün diye mutluymuş gibi davranırsın. Her gün aynı şeyleri yaşadıkça içindeki birikmeye başlar. Birikir, birikir ve bir gün yaptığın küçücük bir hatada  patlar. İstemeden olsa da içinde bulunduğun durumu diğerlerine göstermiş olursun. Önce gösterdiğinin farkında olmazsın çünkü içinde biriken şey çıkınca öyle rahatlarsın ki, sonsuza dek seni bu rahatlamaya sokan şeyi yapmak istersin. Seni rahatlatan o minik hata belki de senin geleceğin bile olabilir. Fark etmezsin bile. Güncel duruma gelirsen artık herkes senin olduğun durumu bilir. Unutmalarının zaman alacağını bilirsin bu yüzden diğerleri ile fazla konuşmamaya çalışırsın. Her ne kadar yalnız olmaya karar versen de artık seni mutlu eden şeyi bulduğun için sana mutluluk vereni bir çözüm yolu olarak düşünürsün. Peki ya dış baskı? Onlara yapabildiğin şeyleri illaki kanıtlaman gerekir. Ürettiğin çözüm yolunu bir an hayata geçirmek zorunda kalırsın ama artık rahatsındır. Daha sonra neden böyle bir durum yaşadığının asıl sebebini aramaya başlarsın . Genellikle çevrenin sana söylediği sebep çıkar. “Keşke” demeye başlarsın. “Keşke daha önceden onları dinleseydim.” dersin. Bundan sonrası sana kalır ya bir daha böyle bir durum içinde kalmamak için çevreni dinlersin ya da mutluluk kaynağını bir gelecek olarak düşünürsün, karar ona kalmış…

(Visited 9 times, 1 visits today)