Sanat, sanat için mi, toplum için mi?

Sanat; en basit anlamıyla sanatçının duygularını hiçbir etki altında olmaksızın bir nesne haline getirmesidir. Bazense toplumun kılavuzudur. İç dünyasını aktarırken kim beğenir kim beğenmez diye düşünmez. Kendini en iyi yansıtabileceği yolu becerilerine ve yeteneklerine göre seçer. Örneğin,  sanat resim, düzyazı veya şiir olarak karşımıza çıkabilir. Kimi kendini müzikle anlatırken kimi de heykel yapar. Kimi bunu hobi olarak yapar, kimiyse yaşam kaynağı haline getirir sanatı.

   

Zeki Müren, müziği bir ihtiyacı gibi bilmiş sanatçılarımızdandır. Ayrıca büyük başarılarından ve Türk müziğine yaptığı katkılardan dolayı “Sanat Güneşi” unvanını almıştır.

 Aynı zamanda Michelangelo da resim ve heykelcilikle yetişmiş usta bir sanatçıdır.

Asıl konu yıllardır kesin bir karara varılamamış bir soru: “Sanat toplum için mi, sanat için mi?” Kimi eleştirmenler sanatın topluma yol gösterici, çağına ve gelecek nesillere ışık tutan bir kaynak olduğunu ileri sürmüştür. Bir kısmıysa sanatçının düşüncelerini aktarma yolu olduğunu varsaymıştır.

Benim düşüncem ikisinin de doğru olduğudur. Bence sanat, asıl olarak sanatçının duygularını özgürce aktardığı şeydir. Çünkü bir yazarın düşüncelerini kendi süzgecimizden geçirip kendi yolumuzu sanatla çizmemiz bana daha mantıklı geliyor. Hem bu şekilde yazarın düşüncelerini yanlış bulup onaylamayabiliriz. Öyle ki şunu da kabul etmeliyiz; çağına ve gelecek çağlara seslenen eserler hep daha kalıcı olmuştur. İşte bu nedenle de nesnel bir sonuca ulaşılamamıştır.

(Visited 178 times, 1 visits today)