Sanatın Değeri

Sanat, fark etsek de etmesek de hayatımızın büyük bir parçasıdır. Herhangi bir binanın duvarında gördüğümüz önemsiz resimler, düğün davetiyesi tasarımları ve etrafımızı saran mimariler… Hepsi aslında sanatın bir parçasından kopmadır. Peki, bu günlük gördüklerimiz hakkında neler biliyoruz? Genel kültür bilgilerinden sanat tarihi ve önemli sanatçılar hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Çoğu kişi bu soruların yanıtında sanat öğrenme gibi bir girişimlerinin olmadığını, daha doğrusu onlara sanat dünyasını tanıtan bir fırsata sahip olmadıklarını fark edecektir.
Sanat bu kadar önemli bir unsur olmasına rağmen ne okulda ne de okul dışında öğretilmeye değer görülmekte. Tüm öğrencilik hayatınızı matematiğe harcarsınız ama arada sırada gezmeyi tercih ettiğiniz sanat galerilerini insanlar verimli ve yararlı görmezler. Bunun sebebi sanatın gerçekten sıkıcı ve gereksiz olması değil, eleştiren insanların sanat hakkında hiçbir fikirleri olmamasından kaynaklanır. Tabii ki bu onların suçu değildir, çünkü kimse onlara sanat yolculuklarında öncü olmamışlardır. Bu nedenle, sanatın gençlere okullarda ve okul dışında tanıtılması çok mühimdir.
Eğer geçmiş öğrencilik zamanlarınıza dönerseniz bir sürü müzeye ve geziye gittiğinizi hatırlayacaksınız. Peki, bunlardan kaç tanesi sanat ile ilgili bir müze veya etkinlikti? Bunun cevabı büyük ihtimalle ya hiç ya da çok az sayıdadır. Çocukların ve gençlerin okul gezilerine daha çok sanat aktivitesi eklemek, onları sanatla tanıştırmanın en etkili yolu olabilir. Çocuklar çocuk tiyatrolarına veya resim çizme aktivitelerine götürülebilir; gençler ise bale, konser gibi etkinliklere geziye çıkarılabilir. İlk kez bir resim aktivitesine katılan bir çocuk, bu sayede resim çizmeyi hobi olarak kazanabilir.
Sanat sadece resimden ibaret değildir, aynı zamanda edebiyatı da kapsar. Edebiyat sanat dallarından en ulaşılabilir olanıdır. Bu yüzden gençleri edebiyatla tanıştırmak ve edebiyatı sevmelerini sağlamak daha kolay olacaktır. Eğlenceli ve kaliteli kitapları zorunlu okuma kitabı olarak öğrencilere sunmak iyi bir başlangıçtır. Ancak, bu kitaplar üzerinden sınav yapılarak öğrenciler edebiyattan soğutulmamalı ve kitap okumak bir görev değil zevk yerine getirilmelidir. Okullarda kütüphane açmak zor ve pek ulaşılabilir bir hedef olmasa da elden geldikçe bu amaca ulaşılmalıdır. Çocukların ve özellikle maddi sıkıntı çeken gençlerin kolaylıkla ve para ödemeden kitaplara ulaşımının sağlanması okuma oranını ve edebiyata ilgiyi önemli derecede artıracaktır. Bu gençler de büyüdükçe edebiyatı ve sanatı günlük hayatlarına katacak ve etrafına da yayacaktır.
Okul dışında sanat faaliyetlerine destek vermek ise çoğunlukla ailelere kalmış durumda. Çocuklarını müzelere, bale ve tiyatro etkinliklerine göndermek en basit çözümlerdendir. Aileler, çocuklarını resim kurslarına, bale derslerine ve başka sanat faaliyetlerine göndermelidirler. Bunlar hem çocukların stres attıkları bir etkinlik hem de onları farklı kılan bir yetenek olur. Herkesin imkanı bunlara tabii ki de yetmemekte; bu yüzden evde hep beraber resim çizmek, belgeseller izlemek ve çocuklarla beraber edebi eserler okumak bütçeye daha uygun çözümler olabilir.
Sonuç olarak sanatın, hayatımızı güzelleştiren ve etrafımızı şekillendiren bir unsur olduğu için hem okul içi hem okulda dışında sevdirilmesi ve desteklenmesi gerekir. Gençlerin küçük yaşlarda sanatla tanıştırılmaları, onları hayatlarının devamında genel kültür sahibi insanlar yapacaktır ve sanat, hayatlarında zevk aldıkları bir parça olacaktır.

(Visited 18 times, 1 visits today)