Sarı Aşığı Dahi Ressam: Vincent Van Gogh

Vincent Van Gogh… Dahi ressam, tam bir evren aşığıydı. Evrende yıldızlı gecelere, güneşe, köprüye, ayçiçeğine, yoksul insanlara, gördüğü her şeye âşıktı. Resimleri onun evrene olan aşkının renkli yansımaları oldu ve ardından çok sevdiği evrende silinmez bir iz bıraktı. Bu tutkuda öylesine kaybolmuştu ki,  kendi dünya algısının dışında olan gerçekliğe giremedi, neredeyse herkesin doğuştan gelen yaşama yetisi onda oluşmadı. Sanatta mükemmelliği arayan ve yakalayan ama gerçek yaşamda bir çocuk kadar naif kalan sanatçı, tezatlar içindeki hezeyanlı yaşamına son verdi.

Vincent Van Gogh, zamanında değer görmeyen fakat hayatına son verdikten sonra tanınan bir sanatçıdır. Resimlerinin çoğunluğunda kullandığı türbülans hareketleri ve sarı rengi onu diğer ressamlardan ayrı kılarken bazı inanların kafasında soru işaretleri oluşturmuyor da değil.

Vincent, Hollanda’nın Zundert ilçesinde doğmuş ve çocukluğunu orada geçirmiştir. Hayatı boyunca acı ve sefalet içinde yaşayan ressam, birçok darbelerle karşılaşmış ama her seferinde geri ayağa kalkıp doğrulabilmeyi başarmıştır.

 

Resim çizmeye 27 yaşında başlamasına rağmen ölümüne kadar olan 10 yıl süre içinde tam dokuz yüz tane resim çizdi, ayrıca bu sayıya eskizlerini ve çizimlerini de katarsak iki bin gibi sayı elde ediyoruz. Bu da bir ressam için inanılması güç bir rakamdır. Fakat bu kadar çizdiği resim arasında sadece bir tanesini satabilmiştir.

Van Gogh’un nörolojik bir hastalığı vardı, bu da çeşitli halüsinasyonlar görmesine neden oluyordu. Çeşitli nedenlerden ve hastalığı yüzünden kulağını kesti ve akıl hastanesine yatırılmak zorunda kaldı. Orada da en bilindik ve özel tablolarından olan ‘Yıldızlı Gece’yi çizdi. Peki bu tabloyu ve ona benzerlerini özel kılan şey neydi?

 

Van Gogh resimlerinde bilimin en anlaşılmaz konseptlerinden biri olan türbülans hareketini yakalamayı başardı. Bu hareketin matematikle bile anlaşılması çok zor olsa da Van Gogh resimlerine nasıl yansıtabildi?

 

Türbülans Nedir?

Türbülans bir enerji çağlayanı olduğunda ortaya çıkan, kendi içinde benzerlik gösteren bir sıvı dinamiğidir. Yani suyun büyük girdapları, küçük girdapları oluşturuyor. Onlarda daha küçüklerini oluşturuyor ve böylece bu hareket bir döngü içinde devam ediyor.

Van Gogh’un fırça darbeleriyle yaptığı bu hareket objelerin ve cisimlerin devamlı olduklarını ve ışık saçtıkları hissini veriyor. Yaptığı yuvarlak ve dalgalı desenler resme farklı bir boyut kazandırıyor. Doğadaki hareketleri resimlerine yansıtan sanatçı doğaya duyduğu ilgiyi bir kez daha gösterirken kimsenin başaramadığı bir şekli de yapabilmiş oluyor.

 

Van Gogh, tablolarındaki türbülans hareketini 100 yıl önce bir akıl hastanesinde gökyüzündeki yıldızları çizerken bulmuş olsa da bu dahinin sırrını çözmek için bilim adamları hala uğraşıyor ve diğer ünlü ressamlardan hiçbiri suyun bu hareketini tablolarına henüz yansıtabilmiş değil. Vincent Van Gogh’un bilimin en zorlu konularından birinin sırrını nasıl çözdüğü de hala saklı kutularda.

 

Kaynakça:

(Visited 279 times, 1 visits today)