Sen,Ben,Hepimiz!

Üzerine kitaplar yazılsa da; anlaşılması çok kolay olan varlıklarız biz kadınlar. Toplumda, konumlandırıldığımız yerin, erkekten sonra geliyor olması nedeniyle, birçok acılar yaşıyoruz hayatta.

 

 

Bir materyal gibi görülen, her türlü özgürlüğü sınırlandırılan ve git gide hayattan daha da soyutlaştırılmaya çalışılan biz kadınlar; başka bir pencereden bakıldığında, aslında birçok rengi bir arada sunabilecek canlılıktayız…

 

 

Bir küçük maviden sonsuz bir gökyüzü çizebiliriz örneğin. Ya da bir yeşilden kocaman bir orman yaratabiliriz. Toplumsal baskı ile sindirilen olmasak; yürekten istediğimizde, her şeyi başarabilecek güçteyiz.

 

 

Bu zamana kadar birçok darbe aldı kadınlar. Dayak yediler, tecavüze uğradılar, sömürüldüler ve hatta öldürüldüler. Toplumdan dışlanma korkusu ile çoğu zaman yaşadıklarını itiraf bile edemediler.

 

 

 

Değer bilmez ellerde, hoyratça hırpalananlar oldu içlerinde. Küçük bir busenin daha çok yakışacağı pembe yanaklarında, tokat izi vardı bazılarının. Fiziksel acıdan çok, yürektendi acıları. Ağlamaları, sistemin beyinlerine kazıdığı ‘suçluluk’ duygusundandı.

 

 

 

Kadın zeki yaratılmıştı aslında. Korkulan bir tarafı da vardı üstelik güdüsel anlamda. Aklına koyduğu bir şeyi gerçekleştirmek kolaydı kadın için. Destek verilse, dünyayı değiştirebilirdi çok kısa zamanda. Kadın, baskılandı kendini güçlü gören erkek tarafından. Çünkü erkek, korktu toplumdaki konumunun sallanmasından. Ve kadın dokunuşunu katmaya çalıştığı her noktada, barikatlar buldu karşısında

 

 

 

Bıkmadan, korkmadan ilerlemeyi seçmeli şimdi kadın. Kirli zihinlere, tüm asaletini şifreleyene kadar savaşmalı bu yolda. Her yaralı kadında görmeli kendi kadınlığını ve bir bütün olmalı diğer tüm kadınlarla. Bir başkasının komutlarıyla yaşamaktansa özgürlüğüne kanat açmalı kadın. Yıllarca bastırılmış tüm kadınlar için haykırmalı gerçekliğini. Elinden alınmak istenilenleri, sımsıkı kavramalı ve bırakmamalı asla. Kadın olduğu için, her suçun sebebi görmemeli kendini. Ortak yaşamanın değerini anlatmalı her fırsatta.

 

 

 

 

Kadındılar hep onlardan istendi

Ağırdı kaldırdılar

Taşlıydı, bırakılsa elleri

Düşer kalırdılar.

 

 

 

İtilmiş gündüzlerde

Çoğu ancak gecelerde vardılar

Çağrıldıkça geçici

Fısıltılara kandılar.

 

 

Onlar bütün yatışlardan

Biraz korku biraz umut kalkardılar

Dendi istemiyorum güçleriydi oysa

Bütün yalnız kaldılar.

 

 

İstenseydi ağrılı bir sütü

Mutlu sevinçli sağardılar

Dölsüz bir süre eğrelti yeşili

Bakır sıcaklar geldi soldular

 

 

Kıskançtılar, onurlu

Baktılar başlar öne eğiliyor

Hırçın atların terkisinde

Yalçın dağlara kaçtılar.

Behçet Necatigil 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 6 times, 1 visits today)