Sessiz Dostlarımız

Hayvanlar bizim sessiz dostlarımızdır. Onların her bir bakışı bir şeyi ifade eder aslında. Tamamıyla saf, temiz ve masum bir kalp barındırırlar içinde. Aslında hayvanların hissettikleri şeyler, duyguları da bizimkinden pek farklı değildir. Onlar da gözyaşı döker üzülür, sıkılır, bunalır, depresyona girebilir hatta intihar bile edebilirler. Mesela çok yüksek stres altında bulunan fillerin kendi burunlarına ayaklarıyla basarak veya yüksek bir tepeden atlayarak ölmeye çalıştıkları, bazı balinaların kasıtlı olarak kayaya vurmaları, sahibinden ayrı kalan veya terk edilmiş köpeklerin kendilerini bilinçli olarak aç ve susuz bırakması…

Hatta avcı baskısı altında, böcekler ailelerini korumak amacıyla kendi canlarını feda ediyor. Böcek deyip geçmeyin. Ailesini koruma altına alabilmek için, bazı insanların yapamadığı birçok şeyi göze alıyor. Hepsi birbirinden farklı bir o kadar güzel olan yüz binlerce hayvanı, hayvanat bahçesi diye adlandırdığımız fakat hapishaneden hiçbir farklı olmayan bir yere kapatmak sizce doğru bir davranış mı?

İnsanlar, vahşi veya soyu tükenmekte olan hayvanları görmek tanımak isteyebilir. Bunun için de hayvanat bahçelerine gitmek gayet normal bir düşünce. Fakat o hayvanların bir oda büyüklüğünde bile olmayan kafeste ömrünün sonuna kadar kapatılması normal mi?

Tehlike altında olan binlerce canlı türü var ve ne yazık ki onları koruma altına almak için hayvanat bahçelerine kapatmaktan başka hiçbir şansımız yok. Hepimizin bildiği gibi, her geçen saniye insan nüfusu artıyor ve bu artışın sonucunda istemeden de olsa şehirler, yollar, tarlalar, fabrikalar, barajlar hayvanların yaşam alanını sürekli daraltıyor. Bizim sayımızın artması onların sayısının azalmasına sebep oluyor.

Avlanma yüzünden soyu tükenmekte olan birçok hayvan var. Sera gazları, denizlere atılan çöpler, kimyasal atıklar çevre kirliliğine yol açıyor. Bu da hayvanların sayısının azalmasına sebep olan diğer bir neden. Bu sebeplerden dolayı hayvanları koruma altına almak için hayvanat bahçelerine koyuyoruz. Eğer asıl amaç; hayvanları ölüme terk etmek yerine onları korumak, onların yaşama olanaklarını yükseltmek ise bundan hiçbir şikayetim yok. Fakat hayvanat bahçeleri kapatılmalı diyen insanların ellerinde birçok veri ve kanıt var.

Hayvanat bahçesine gittiğinizde hemen hemen tüm hayvanların mutsuz olduğunu anlamışsınızdır. Hayvanlar özgür değildir. Ailelerinden, kendi doğal yaşam alanlarından uzak, tutsakça bir hayat sürdürüyorlar. PETA’nın (Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler Örgütü) verilerine göre sadece Avrupa’da ki hayvanat bahçelerinde her yıl 5.000 ile 7.500 hayvan, fazlalık ya da mali imkansızlıklar nedeniyle öldürülmektedir.

İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz.

            Ernest Hemingway

 

 

 

 

Danimarka’da iki zürafanın aynı kafeste yaşamasının mümkün olmadığını düşünen çalışanlar herkesin gözü önünde zürafalardan birini aslanlara yedirdi. Çalışanlar zürafa için boş bir yerleri olmadığını bu yüzden öldürmeyi tercih ettiklerini söyledi. Bunun cinayetten hiçbir farkı yok. İnsanlar buna nasıl göz yumabilir anlamıyorum. Onlarca insanın hiç sesini çıkarmadan, o vahşi cinayeti izlemesi kabul edilemez.

Hayvanlara karşı acımasız olan, iyi bir insan olamaz.

  Mahatma Gandhi

Çoğu hayvan dövülüp, cezalandırılıp aç bırakılıyor. Hatta bununla ilgili binlerce fotoğraf ve video bulunmakta. İnsanların böyle şeyler yapmaya nasıl içi elveriyor gerçekten anlamış değilim. Hayvanları, sessiz dostlarımızı, koruyup kollayıp sevgi göstermek yerine onlara işkence çektirenlerin insanlık seviyeleri de tartışılır. Unutmayın, hayvanları sevmeyen insanları da sevmez.

 

(Visited 169 times, 1 visits today)