Sevgi Yoksa

Kadın sunumunun bitiriş cümlesini söylediğinde odadan kocaman bir alkış sesi yükseldi. Cömert bir şekilde gülümserken müdürün takdir edermişçesine bakan gözleriyle gözleri birleşti. Daha sonra ona dik dik bakan birinin bakışlarını üzerinde hissetti ama umursamamaya çalıştı. Müdür oğluna hayal kırıklığına uğramış bir şekilde söylendi. “Oğlumsun ama tek işlevin bana ve burada çalışan azimli insanlara yük olmak!” müdürün isyankâr sözleri salonu sessizliğe bürürken oğlu utanç ve kabulleniş ile yerinden kalkıp salonu terk etti. Adamın gözleri buğulanıyor ağlamamak için zor duruyordu. “Benim ondan ne eksiğim var ki!” diyerek bağırdı. Yoğun, kötü duygular zihnini sarmıştı. Tereddüt etmeden eline kalem ve bir kâğıt parçası aldı. Ardından bir şeyler yazdı. Aklı yerinde değildi. Nefreti insanlık değerlerini kör ediyordu. Kâğıdı güzelce katlayıp kadının ceketine kimse görmeden attı. Daha sonra hiçbir şey olmamış gibi oradan ayrıldı.

Kadın müdüründen övgüler üstüne övgü almıştı, mutlu bir şekilde odasına yöneldi ve mesai çıkışı olduğundan ceketini giyip evine doğru gitmek için şirketten ayrıldı. Arabasını evinin önüne park ettikten sonra hızlıca adımladı. Yalnız yaşıyordu ve gece mahalle pek de tekin bir yer değildi. Yine de burada yaşamaya alıştığı için taşınmayı tercih etmiyordu. Eve girdi ve ceketini askıya asarken cebinden bir şey düştü. Bir kâğıt parçası… biçimsizce koparılmış gibiydi. Kadın kâğıdın içini merakla açtı. Bir adres yazılıydı, bozuk bir el yazısıydı ancak ne olduğu anlaşılıyordu. Tanıdık bir adresti, sonra evinin yalnızca iki sokak ötesi olduğunu fark etti. Kadın kaşlarını çattı. Merakı korkusuna üstün gelince evden çıktı ve yavaş adımlarla adrese geldi. Boş bir araziydi, etrafa sessizlik hakimdi. Bir adım attığı anda kafasına güçlü bir darbe yedi. Uyandığında kafasının arkasında bir sıcaklık hissetti. Kırmızı sıvı ellerinden boynuna boynundan ise gömleğine bulaşmıştı. Başı dönüyor vücudu olduğundan daha ağır hissettiriyordu. Daha sonra karanlıkta ona bakan bir çift göz ile karşılaştı. Korkuyla titrerken gözlerin sahibi kendini gösterdi. Kadın gördüklerine inanamazken adam kadının ağzını eliyle kapadı. Bu çalıştığı şirketteki müdürün oğluydu. Göz bebekleri küçülmüş, kıskançlık ve dehşet içine hapsolmuştu. Diğer eliyle tuttuğu sopa ise çamurla kaplıydı. Ardından ellerini kadının ağzından çekti ve tiksindiğini belli edercesine elini üzerine sildi. “Sadece babamın gururu olmak istemiştim, beni taktir etmesini… sevmesini ve değer vermesini. Ama bu hiç olmadı… senin yüzünden! Her gün kabuslarıma giriyor, seni övüşü ama bana düşmanı gibi davranışı hem de öz oğlu olmama rağmen… ben bunları hak etmedim! Tahammülüm kalmadı artık!” tükürerek kelimelerini kadının üzerine saçtı. Ağlıyordu, elindeki sopayı son bir kez kadına savurduktan sonra titreyerek oradan ayrıldı. “Gitti… gitmiş olmalı…her şey düzelecek…ondan kurtuldum babam artık beni sevecek!” gülümsedi ve kafasına kapüşonunu geçirerek koştu. O olayın sabahı mahallede yürüyen bir teyze bulmuştu kadını. Zar zor nefes alıyor öylece yerde duruyordu. Çabucak hastaneye kaldırılan kadın bir ay boyunca komada kalmıştı. Kimliği bulunamamıştı, bu yüzden kimseye haber verilememişti. Kendine geldiğinde ise polislere olanları anlatmış ve olayın şokunu atlatmıştı. Neredeyse ölüyor olduğu gerçeği onu sarsarken gücünü toplayıp polisle iş birliği yapmaya karar vermişti.

Ancak işler adamın düşündüğü gibi olmadı. Kadın gittiğinden beri işler daha da gerici olmaya babası üzerine daha çok iş yıkmaya başlamıştı. Olayın üzerinde bir ay geçmişti. Kadından iz yoktu, kimse ne olup bittiğini bilmiyordu. Bir gün adam yine babasının odasına çağrıldı. Azarlanmayı bekliyordu ama onun yerine müdür oğluna gülümsedi ve iyi olup olmadığını sordu. Bu adam için o kadar güzel bir duyguydu ki müdürün bu sevincinin nedenini bile akıl edemedi. İyi olduğunu söyledi ve işini yapmak üzere odadan ayrıldı. Bugüne kadar yaptığı şeyden birazda olsa pişmanlık duymuştu ama şimdi o duygu gitmiş yerine kararlılık gelmişti. Odasına gitti, sandalyesine oturdu. Masadaki dosyayı açtı ve ilk sayfasında bir şey gördü. Biçimsizce koparılmış bir kâğıt parçasıydı bu. Adamın kalbi birden hızlıca atmaya başladı, arkasında atlı kovalıyor gibiydi. Kendi el yazısını tanımıştı. Nefesi kesildi. Gömleğini çekiştirirken bir çift ayak sesi duydu. Yavaşça kafasını kaldırdı ve kabuslarına giren o kadını gördü. Canlı canlı karşısında duruyor ve gülümsüyordu. Kadının bakışlarının arasında yandığını hissetti adam. “A-ama s-sen!?” dışarıdan gelen polis sirenleri yüzünden konuşması yarım kaldı. Kadın sonunda konuşmuştu.” Beni hatırladın sanırım.”

 

(Visited 3 times, 1 visits today)