Sizin Suçunuz

 

Bana bencil diyemezsiniz. Ben çok denedim. Aylarca uğraştım. Aranıza bürünmeyi denedim. Sizden biri olmak istedim. Acılar içinde katlettiğim canavarlara dönüp baktığımda sadece sıradan insanlar olduklarını fark ettim. Akan kanların benim olduğunu gördüm. Düşmanlarımın gölgesinde ezildiğimi sandım ama aslında kendi karanlığıma gömülmüştüm. 

Güldüm. Yüzüm parçalanıp gözlerim eriyene kadar güldüm. Sesim kısılana kadar kahkahalar attım. Yürüdüğünüzü görünce peşinizden koştum ama yetişemedim. Seslendim ama sesim çıkmadı. Bütün dünya sessizliğe büründü. Bir feryat havayı yardı. Hiçbiriniz arkanıza dönüp bakmadınız. Bu yardım çığlığını bir tek ben mi duyuyordum? Ben durdum ama. Sesin nereden geldiğini bulmaya çalıştım. Her yerde aradım; bütün köşelere, bütün yollara, akan her göz yaşına baktım. Ses asla artmadı, asla azalmadı ve asla susmadı. Sonunda onu buldum; karanlığın içinde pis bir aynadan derisi dökülmüş ve kızarmış gözleri nefretle bakan, boğazında biriken kanda boğulurken çığlık atan çocuğu gördüm. Çok zaman geçmeden çığlığı duyamaz hale geldim. Sizin umrunuzda değildi zaten, ben de dinlemeyi bıraktım.

Ben denemeyi bırakmadım. Bazen eller uzandı, tutmaya çalıştım ama çok uzaktı. Birini yakalayabildim. Beni yukarı çekti. Kurtuldum sandı. Artık iyiyim, güçlendim, düzeldim, kendim ayakta durabilirim sandı. Yanıldığını söyleyemedim, artık kanamadığıma inanmak istedim. Beni bıraktığında sadece bir an için rüzgarın sakin kollarını etrafımda hissettim. Düştüm. Bütün kemiklerim kırıldı. O hatasına nemli gözlerle bakarken siz bana acımadınız bile. Üstüme attığınız dertleri taşıyamadığım için beni suçlayamazsınız. Ben kendi acılarıma zor katlanıyordum. Siz beni olduğumdan çok sandınız. O da öyle sanmıştı. Ben kendime kızdım sandığınız kişi olmadığım için ama hata sizdeydi. Keşke bunu görebilseydim. Keşke gözlerinize bakıp suçlarınızı sayabilseydim. Keşke hepsini size yükleyebilseydim. “Beni bu hale dünya getirdi!” diyebilseydim. Keşke çürümemin nedeni zayıflığım değil de varoluşun korkunçluğu olsaydı. 

Lütfen bana ne kadar yazık olduğunu düşünürken üstüme papatyalar atmayın. Hayatı güzel yapan nadir şeylerdendi papatyalar, bırakın da içindeki boşlukta kaybolan başka birine yol göstersinler. Ben aynadaki çocuğun üstünü kapadığımda papatyaları göremez oldum, siz benim için de bakın. Arkanıza bakmadan yürüdüğün yolda biraz yavaşlayın, arkanızda solan papatyalar için değil ama gittikçe yaklaştığınız hiçliğe karışmadan biraz daha vaktiniz olsun diye. 

(Visited 7 times, 1 visits today)