Sonsuz Gün

“Bu kadar kolay bir şekilde yapabileceklerini düşünüyorlarsa ya aptallardır ya da çok cesur, iki türlü de ölecekler.  Hassan’ı yanıma çağırın ve o sırada ekipmanlarınızı tamamlayın, bundan sonra pek boş vakit bulamayacaksınız. Paralel evren gönüllüleri 8 ışık yılı uzaktalar, başarısız olma lüksümüz olmadığını söylememe gerek yok, koşun” diye vaazda bulunduğu sırada aralarındaki sıçan bilgiyi Parodoxlulara iletmişti. Ne kadar yetenekli bir grup olsalar bile rakipleri onların geleceğini bilerek pozisyon alıp tuzak kurduğunda pek şansları kalmayacaktı, en azından Xerath 4.  bu şekilde düşünüyordu. Komuta ettiği askerleri ile E3A(Evrenler Arası Adalet Ajansı) hakkında detaylı bir inceleme yapmış, tüm görevlilerin yetenekleri ve eksiklikleri hakkında bilgi sahibi olmuşlardı. İçerideki ajanının verdiği bilgiye göre başlamak üzereydi. İki ağızlı kılıcını masasının altından aldı ve kendi kuyruğunu yiyen yılan simgeli pelerinin taktıktan sonra nabzının hızlandığını hissetti. Uzun süredir kargaşa çıkmamıştı, o da tam olarak bunu bekliyordu.

“Hassan beni anladın değil mi? Sakın ona direkt bakma, cilalı kalkanın ile bak. Seni kontrol altına alırsa muhtemelen hepimiz kaybederiz. Artık bedenim yaşlandı tek güvencem sensin” dedikten sonra Hassan emirlerinizi yerine getireceğim komutanım diyerek odadan çıktı. Zihninde hesaplama yaptıktan sonra sağdaki camdan aşağı atladı. Tüm hayatı boyunca profesyonelleştiği hareketlerden birisiydi, yere değmek üzereyken bir takla attı ve hızlıca kalktı. Cam 10 metre yukarda kalıyordu. Şimdi de ona ortaklık yapacak olan arkadaşı Pred için bir bekleyişe girdi. Harita Pred’in cebindeydi, harita karşı şatonun altından geçen bir tünel hakkındaydı. Tünel yıllar önce kapatılmış ve mühürlenmişti, ne tesadüftür ki bu görev için çok uygundu. Doğru yere vurulan birkaç darbe ile direkt olarak şatoya giriş yapabilirlerdi, bu da onların kapıda nöbet tutan 50 tane askerden otomatik olarak kaçınmalarını sağlardı. Ardından “Zaman Saati” denen eşyayı alıp kaçacaklardı. Eğer fark edilirlerse direkt kırmak da işe yarardı ama rakipleri üstünde avantaj kurmak için yarattıkları teknolojiyi analiz etmek her zaman daha iyiydi. Bu kadar önemli bir görev için seçilmesi ona gurur verse de Hassan bu görevde muhtemelen ölecekti ve o da bunu biliyordu. Birileri fedakarlık yapmadığı sürece kimse bir ilerleme elde edemezdi. Pred de Hassan’ın yaptığı atlayışı biraz daha şık bir şekilde yapıp onun yanına geldikten sonra harekete geçtiler. Yüzlerini gizleyecek şekilde kapüşonlarını indirdikten sonra seri ama sessiz adımlarla tünelin girişine yöneldiler. Kapı açılmıştı, çalışmalarını günler önceden planlamak işlerini kolaylaştırıyordu. Tabanı ıslak olan tünelin içinde ilerliyorlardı. Şatonun en alt katına girdiklerinde biraz beklenmedik bir durumla karşı karşıya kaldılar. Zaman Saati çoktan çalışmaya başlamıştı ve yeşildi, bu da onun daha yeni çalıştığını gösteriyordu. Planları ters gidiyordu, birisi rakiplerine bilgi vermiş olmalıydı. İşin garip kısmı ise içerde kimsenin olmamasıydı. Hassan hızlıca saate doğru yürüdü ve incelemeye başladı. Bu onun beklediği cihaz değildi. Tasarımının daha farklı olması gerektiğini hatırlıyordu. Aleti kapattı ve biraz düşündü, Xerath kesinlikle bu kadar salak birisi değildi. İşin içinde başka bir plan olmalıydı. Zihni kesinlikle ona bir oyun oynuyordu, Pred’e döndü ama onu olduğu yerde bulamadı. Hemen kılıcını eline çekti ve etrafını hızlı gözlerle incelemeye başladı. Pred ona tünelin sonundan seslendi “Üzgünüm dostum, ailem daha önemli. İyi tarafından bak alt üstü 8 ışık yılı kaldı gelmelerine”. İhanet beklemediği yerden gelmişti. Pred tünelin karanlığına karışırken Xerath’ın askerleri onun yerine geçti. Hepsi yetenekli savaşçılardı, Hassan tek başına odaya sıkıştığından onlarla savaşmak zorundaydı. Sağdaki askerin ona doğru koşarken yaptığı kılıç darbesini engelleyip sert bir darbeyle sol akciğerine soktu. Hemen yere yığılan askerin arkasından yenisi geldi. Yaklaşık 20 tane askerle savaştıktan sonra kanamasından dolayı yere yığılan Hassan işinin bittiğini anladı. Paradoxlular kendileri saati çalıştırıp tüm gezegene sürekli aynı günü yaşatırken istedikleri her şeyi yapabiliyorlardı. Hassan hızlı bir karar verip erişemeyeceği kadar yukarda duran saate baktı. Pred saati yukarı koymuştu. Eğer kendisini bilinçli bir şekilde paradoxa alırsa anıları silinir miydi? Cebinden hançerini çıkardı ve kolunu keserek Pred hain yazdı. Ölüm döşeğindeyken saatin tuşuna hançerini fırlattı.

“Hey Hassan nereye bakıyorsun?” Komutanının sesini duyunca rahatlayan hasan koluna baktı. Kolunda Pred hain yazıyordu, bıçakla yazılmış gibi duruyordu. O sırada anladı. Komutanının kulağına fısıldadıktan sonra Pred’i bulmaya gitti. Tam tahmin ettiği gibi günün erken saatlerinden düşman kampına yol alıyordu. Xerath ile gizli bir buluşma gerçekleştiren Pred’i bulmak ayak izlerinden kolay olmuştu. İkisinin de boynuna hançerlerle saldırdıktan sonra sıçan temizlendi diye bağırdı. Artık olayları değiştirdiği için paradoxtan da çıkabilirlerdi. Bir önceki sefer gibi olmaması için iki kat dikkatli davranan Hassan korunmayan saati kapattı ve alevli oklar emrini verdi. Tüm düşman kampı yandıktan sonra ne olduğunu anlamayan askerler koşturmaya başladı. Komutanları olmadığı için kimse onlara saat hakkında bilgi vermemişti. İşleri kolay bir şekilde biterken Hassan esnedi. Komutana baktı ve “Şimdi nereye?” dedi.

(Visited 1 times, 1 visits today)