Sonsuzluk ve Ötesi

Küçüklüğümden beri gökyüzüne karşı bir  merakım vardı.
Kendimden bir parçam oralarda bir yerlerdeydi sanki. Akşam olduğu zaman kimse beni evde tutamazdı, bir yolunu bulup gökyüzünün o büyüleyici manzarasını izlerdim. Zamanın hızı da bir o kadar büyüleyiciydi ki artık okula başlamıştım. Daha önce de yaşadığım mahallede öğrendiğim “arkadaşlık” kavramını zaman geçtikçe daha iyi anlıyordum.

Hayatı anlamaya başlamıştım ama hala aklımda “Niye buradayım ?, Niye bu
bedeni yönetiyorum ?, Amacım ne ?” gibi yüzlerce soru vardı. Okulun ilk yıllarında zorlanmıştım. İnsanlar benim kendi gözümden gördüğüm hayata ters diyorlardı ve bana “5,9,6,S,Z,C,B” gibi bir sürü sayı ve rakamı ters yazdığımı söylüyorlardı. Anlayamıyordum onları, oysaki öğretmenimin gösterdiğinin aynısını yapmıştım. Bunun bir farklılık olup adının “Disleksi” olduğunu öğrenene kadar onu yenmiştim. Dünya’da yaşadığımızı ve gökyüzünün de onun bir parçası olduğunu olduğunu öğrendim. Eskiden gökyüzünü uçsuz bucaksız sanırdım ama şimdi onun arkasında olan daha devasa bir şey karşıma çıkıp beni daha da meraklandırmıştı. Bu olayları çözmeye çalışırken zaman birden akmaya başladı, kendimi birden sınav stresinin içinde buldum. Bu benim ilk yazılı sınavımdı. Önümde sayı problemleri, kesirler ve daha niceleri vardı. Öbür arkadaşlarım sorularla boğuşurken ben bütün soruları bir çırpıda bitirmiştim. Gözetmen öğretmen halinden mutsuzdu. Bize sanki bir güruha bakarmış gibi bakıyordu. O bakış bana uzanınca farklı bir hal aldı yumuşamış ve şaşırmış ifadesiyle bana doğru yaklaşmaya başladı. Yanıma yaklaşıp “ Bitirdin mi oğlum ?” dedi. Ben de fısıldayarak “Evet öğretmenim” dedim. Kağıdımı alıp sınav dosyasına yerleştirdi, yerine oturdu ve öbür öğrencilere o soğuk bakışları atmaya devam etti. Sınavın sonuna kadar çantamdan çıkardığım kitabımı okudum. Sınav bitti, 1 hafta sonra cevaplar açıklandı. Tam yapmıştım, içimde garip bir his vardı. Başarma duygusu denilen şey olsa gerekti bu. Bu hissi bir süre boyunca sadece sınavlardan aldım. 2 senenin sonunda bedenimde yavaş yavaş değişiklikler olmaya başlamıştı. Erkek olmak denilen şeyi yaşıyordum. Vücudum büyüyor, gelişiyordu. Beyin kapasitem de genişlemişti, o gökyüzünün arkasında olan boşluklu alanın içinde bizim gezegenimiz gibi gezegenlerin, sistemlerin ve galaksilerin varlığından haberdar olmuştum. 

Gün geçtikçe dışarıya olan merakım artıyor, içimde yeni bir hedef beliriyordu. Birkaç ay sonra meslekler
denen şey hayatıma girdi. Yaptığımız bir iş için para denen şeyden alıyorduk. Herkes bu para denen şeye çok değer veriyordu, bunu anlamak için biraz daha büyümem lazımdı galiba. 3 yıl geçmesine rağmen hala hangi mesleği kazanmak için çalışacağımı bilmiyordum ta ki o zamana kadar. Bir gün internette dolaşırken
karşıma bir video çıkmıştı, kara deliklerle alakalı bir videoydu bu. Videonun ortasında adam, astronom(uzay bilimci) diye bir şey söylemişti. Ve birden mesleğimi düşünerek geçirdiğim 3 yıl geldi aklıma. Nasıl düşünememiştim acaba. Ama sonuçta kendime çok sağlam bir hedef koymuş oldum ve hayatım boyunca tutunacağım hedef bu olacaktı. Ama bu hedefimi gerçekleştirmek çok zor olacaktı ve ben buna daha tam olarak hazırlıklı değildim. İlk etkisi orta öğretime geçiş sınavı kaygısıyla başladı. Küçüklüğümden beri doğru düzgün bir şekilde ders çalışmadan gelmiştim buralara ama bu sınavda başarılı olmak için ders çalışmam lazımdı. Ailemin de zoruyla ders çalışmaya başlamıştım. Ama sürekli dikkatim dağılıyordu ve başka şeylerle ilgileniyordum. Bir gün yine ders çalışmaya çalışırken bir telefon geldi. Annem araba kazasında ağır yaralanmıştı. Beynimden vurulmuşa döndüm. Göz yaşlarıma hakim olamamıştım. Hemen babamı arayıp beni onun yanına götürmesini istedim. Yanına gittiğimde ayık değildi. Çarpışmanın etkisiyle bayılmıştı. Doktorlar ayılmasının birkaç saat süreceğini söylediler.

Endişeli bir şekilde bekliyordum. Annemin baygın halini gördükçe içim parçalanıyordu. Geldikten yaklaşık 2 saat sonra uyandı. Büyüklerimin ona olayı anlatmasını bekledim. Sonra da canı yanmayacak bir şekilde
ona sarıldım. Annem de ben de göz yaşlarımızı tutamamıştık. Galiba başıma gelen en kötü şeylerdendi bu. Bir hafta boyunca okula gidememiştim. Bir haftanın sonunda okula gittiğimde bir an derslerden hiçbir şey anlayamamaya başladım. Hocalara bu durumu söyleyip onlardan etüt alıyordum. Zar zor da olsa konu eksiğimi kapatmıştım. Şimdi tek gereken çalışmaktı. Eskisinden daha gaza gelmişti hedefim daha parlaklaşmıştı. Gün içinde sadece okula gidip çalışıyordum. Günler geceler karışmıştı. Sınav günü gelmişti. Sabah erken saatte kalkıp kahvaltımı yapmıştım. Üzerine de beni ayıltsın diye kahvemi içmiş ve
çıkmaya hazırlanmıştım. Sınav için sınavın yapılacağı okula gittim, benim için olan sıraya oturdum. Herkeste yüzlerinden okunabilecek bir gerginlik vardı.

Sınav başlamadan şans getirsin diye pencereden kafamı uzatıp yukarı doğru baktım. Sanki bana iyi şanslar diyormuş gibi hissettim. Gözetmen öğretmenin sınıfa girmesiyle sınav başladı, soruları hızlıca yapmaya başladım. Odaklanıp bütün soruları emin bir şekilde yanıtlamıştım. İçim rahatlamıştı. Sınav bitti, kağıtlar toplandı. Sınav kağıdını almak için bir süre okulda bekledim. Cevap kağıdımı aldıktan sonra cevaplara internet üzerinden baktım. Sınavım beklediğimden kötü  geçmişti. Üzülüp, bir ay boyunca boşluğa düşmüştüm. Dersleri salıp tatilin sonuna kadar hiçbir şey yapmamıştım. Ama eninde sonunda okul başlayacaktı okul ilk başladığında derslerim düşmüş, okula alışamamıştım. Orta öğretim beklediğimden zordu. Öğretmenler çok ödev veriyorlardı. Birkaç yıl dişimi sıkmam gerekiyordu. Çalışırken hep gökyüzü ve ötesini yad ettim. Bu beni çalışma isteğine kavuşturup, hedefimi hatırlattı bana. Okulun bittiği günler uzak gözükürken bir an çok yakın gelmeye başlamıştı. Çalıştım ve bütün engellere rağmen orta öğretimdeki ilk 3 yılımı bitirdim. Son senemin içerisinde hem aklen hem de bedenen birçok değişim olmuştu vücudumda. Sanki daha olgun düşünüyordum. Yüzümde de sakallarım çıkmaya başlamış, boyum uzamıştı. Ama hala ders çalışmam gerekiyordu, hem de öncesinden çok daha fazla. Şuana kadar çalışmalarım bu senenin sonundaki sınav içindi. Sınav günü eskiden uzak gözükürken şimdi ise gözümü korkutuyordu. Gün geçtikçe daha sıkı çalışıyordum. İstediğim bölüm sanki gözümün önündeydi. Bu gidişle kazanacaktım. Günler günleri kovaladı ve sınavdan önceki son akşamına geldim. O akşam erken yatmam gerekirken arkadaşlarımla dışarıda olduğum için yatma konusunda gecikmiştim. Yatağıma girdim yastığımın huzur veren yumuşaklığına kafamı koydum, yorganı kendimi sarmalayan kalkan olarak gördüm, hiç çıkmak istemedim. Bunları düşlerken odama bağrışa çağrışa annem girdi. Sabahın olduğunu görünce şok olmuştum. Annemin yüz ifadesinden ne olduğunu az çok anlayabiliyordum. Elektriklerin kesilmesi sebebiyle alarmım çalmamış, sınavımı kaçırmıştım. Yıkılmıştım, sınavın sonraki sene tekrarı olduğunu bilmeme rağmen sanki bu seneyi boşuna okumuşum hissine kapıldım. Her zaman yaptığım gibi kafamı gökyüzüne kaldırdım ve ne yapmam gerektiğini düşündüm. Sahi ya bu bir son değil başlangıç, yeni bir dersti eğer hedefimi burada bırakacak olsam hayatım boyunca kendimi affetmezdim. Bir kaç ay çalışma tempomu azalttım sonra ise hiç olmadığım kadar verimli ve iyi çalışmaya başladım. Kötü olarak nitelendirdiğim şey hayatımın değişmesine neden olacaktı belkide kim bilir.

Bütün bir yılı çalışarak silip süpürmüştüm. Sınava 1 hafta kalmıştı. Artık kafamı dağıtmalı biraz eğlenmeliyim ama geçen seferki hatayı bu sefer yapmayacaktım. Sınav günü geldi, dinç bir şekilde yatağımdan kalktım. Kendimden çok emindim. Sınavdan beklentilerim çok yüksekti. İçimde en ufak bir kaygı yoktu. Geçtiğimiz sene içinde aldığım arabama binip sınav yerine doğru keyifle sürmeye başladım. Arkadan çalan sakin müzik ruhumu okşuyordu sanki. Sınav yerine vardığımda, orta öğretim sınavındakiyle aynı manzara vardı. İnsanlar kaygılı ve gergindiler. Okula girmeden hemen önce sevgili dostuma son kez bakıp sınav salonuna giriş yaptım. Sırama oturdum ve gelen anonsla birlikte sınava başladım. Çok sakin ve tane tane okuduğum sorulardan geçen seferkine nazaran daha iyi anlıyor ve daha seri yapıyordum. Sınavın son 15 dakikasına girdiğimiz zaman sınavı bitirmiş soruları ikinci kez çözmeye başlamıştım. Gözetmen öğretmenin son bağırışıyla sınav bitmişti. Sınav sonunda sınav bilgilerine 2 hafta sonra ulaşabileceğimi öğrendi. Bundan sonra tek yapmam gereken beklemek ve eğlenmekti. O iki hafta boyunca sürekli dışarıdaydım. Gecelerle
gündüzler karışmıştı adeta. 2. haftanın sonunda sınavların açıklandığını gördüm. Bir anda aklıma sınav geldi ve içimdeki heyecan artmaya başladı. Siteye girmemle sevinçten havaya uçmam bir oldu. Sınavı tam yapmış ve hayalimi gerçekleştirmiştim. Derin bir oh çekip gelecekte yapacaklarımı düşünüyordum. Belki bir gün bu hikayeyi öğrencilerime anlatıp sonunda da “Gitmeye değer yerlerin bir kestirmesi yoktur arkadaşlar” derim, kim bilir?

(Visited 204 times, 1 visits today)