Sonu Mutlu Bitsin

Bir varmış bir yokmuş. Kırgın, yorgun ve yıpranmış.. Neler olduğunu anlamaya çalışıyormuş, yaşanılanları koca bir yutkunmayla geride bırakmaya niyetliymiş. Sustuğu her yerde eline kalem almış ve kağıda bağırmış. Kavgasını da hüznünü de kağıtla paylaşmış. Kalemin kılıçtan keskin olduğunu o zamanlar öğrenmiş. Her yere düştüğünde, kaldıran kimsesi olmadığında görünmez bir ele sarılıp güç alır gibi kalemine sarılmış. Kalemiyle doğrulmuş ve onunla dertleşmiş.

 

İnsanlar tanımış. Çirkin, kaba, saygısız ve daha niceleri. Çoğu da kötü kalpliymiş üstelik. “Kötü bir yürek en sevimlileri bile çirkinden de beter yapar.” Der Emily Bronte. Sahiden de öyleymiş. Keşke tanımasaydım dermiş.

 

 

Kendi halinde musmutlu yaşarmış. Büyüdükçe işler değişmiş. Önce anlam verememiş. İnsan büyüyünce mi farkına varır çirkinliklerin yoksa insanlar mı zamanla çirkinleşir bilememiş. Başlarda herkesin temiz yürekli olduğuna ve yapılan şeylerin temelinde iyilik barındırdığına inanıyormuş ama gün geçtikçe bunun çok da öyle olmadığını düşünmeye başlamış.Koskoca dünyada nokta kadar  yer kaplamayan insanlar kendi cumhuriyetlerini bile ilan ediyorlarmış.Etrafındaki her şey zamanla kirlenmeye ve kirletmeye başlamış. Baş edebileceğini düşünüp olanları sineye çektikçe, üstünü örttükçe ve sustukça aslında sorunun gitgide daha çok büyüdüğünü ve kendisini yıprattığını fark etmiş. Geç fark etmiş çünkü avucundan kayıp gidenlerin usulca kayboluşlarını karmaşanın içinde bir türlü görememiş.

 

Gel zaman git zaman, yapılacak son şeyin kaldığını fark ettiğinde hiç tereddüt etmeden işe koyulmuş. Kötü, yıpranmış ve kirlenmiş ne kadar yürek varsa teker teker hepsinden kurtulmuş. Pembe gözlüklerden bakmıyormuş artık dünyaya. Büyü bozulmuş.

Yaşadıklarıyla baş başa kalmak nefesini kesercesine sıkıştırmış yüreğini  bir süre. Bitmek tükenmek bilmeyen bir rahatsızlık hissiyle yüreği sıkıştıkça sıkışmış. Zamanla yaraları kapanmaya başlamış, kabuk bağlayan yaralarına baktıkça eskileri hatırlamış. Anın içindeki güzel günlerini, kahkahalarını ve  o mutluluğunu hatırlamış. Hatırlamak, canını kanayan yarasından daha fena yakmış. Belki de hatırlamaktan çok birlikte anılar yaşadığı, mutluluğunu paylaştığı insanların şimdi yüzünü bile görmek istememesi daha da canını yakmış.Ama yaşadıklarından pişman değilmiş çünkü yaşanılan her şey onu bugünkü haline getirmiş. Bu hiçbir zaman aklından çıkmamış.

 

Ne ara bu kadar çirkinleştik hiç anlamamış ama kaybedilen insanlığın boyutunun yıldan yıla artışını deneyimlemek ve düşünmek içini ürpertir olmuş.

 

İsterse dünyanın en güzel insanı olsun, iyi bir kalbi olmadıkça insanlar o güzelliğin farkına varamaz diye düşünmüş içinden. Çünkü kalbinin güzelliği yüzüne de yansırmış. Öyle ya da böyle bir hayat geçiyormuş işte. Bu masalın kendisine göre kazananı o olmuş, geri dönüp baktığında iyi ki demiş. İyi ki…

 

 

 

 

.

 

.

(Visited 6 times, 1 visits today)