Suçlu Bizleriz

Normalde iklim değişikliği yavaş gerçekleşen bir olay ve bu Dünya’nın ilk defa küresel ısınmayla karşılaşışı değil. Buradaki asıl problem iklimin insan aktivitelerine bağlı olarak çok daha hızlı değişmesi. Dünyanın ortalama sıcaklığı yapılan araştırmalara göre yaklaşık -18 civarından olmalı fakat şuan bu değer +14 gibi bir yüksekliğe ulaşmış durumda. Bu iki derece arasındaki fark göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Sıcaklığın bu kadar artmış olması kutuplardaki buzulların erime hızının da arttırıyor ve bu iklim değişikliği problemimizin sadece görünen minik bir kısmı.

Her ne kadar hepimize defalarca bu iklim değişikliği ve küresel ısınmanın nasıl gerçekleştiği anlatılmış olsa da dinlemeyi ve bu konu hakkında yazılanları okumayı bırakmamalıyız çünkü biz her ne kadar bir problemi göz ardı etsek de o problem orada büyümeye devam edecek.

Bu zamana kadar bu konu üzerinden hep gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakalım şeklinde konuştuk. Fakat eylemlerimiz bu iklim değişikliğini o kadar hızlandırdı ki bu sorun artık yakın gelecekte hepimizin karşılaşacağı bir sorun haline geldi.

Nedenlerinden bahsedecek olursak kısaca sera gazları diyebiliriz. Sera etkisi, atmosfer Güneş’ten gelen ısıyı hapsettiğinde meydana gelir ve Dünya’nın sıcaklaşmasını sağlar. Sera etkisi aslında bakıldığında tamamen doğaldır ve Dünyamızı yaşanabilir bir hale getirir. Yani asıl sorun sera etkisinin varlığı değil de bizim bu etkiyi hangi seviyeye ulaştırdığımızdır. İnsan aktiviteleri nedeniyle sera doğası değişiyor ve ısının hapsolmasını sağlayan gazların oranı gün geçtikçe artıyor. Metan, karbondioksit ve azot oksit bu gazlara örnek verilebilir. Kısacası iklim değişikliğinin sebebi petrol kullanımı gibi belirli insan faaliyetlerinden ötürü artmakta olan gaz emisyonudur.

(sera gazları işleyişi)

Bu döngüden kurtulmalı ve Dünya genelinde eylemlerimizi daha dikkatli ve bütün bunları göz önünde bulundurarak yapmalıyız. Bu köklü değişim için eğitime ve farkındalık kazandırmaya en dipten yani en küçüklerden başlamalı ve bu onları hem bu fikre alıştırıp hem de bu sorunlara çözümler bulmaları konusunda destek olmalıyız.  Kendimiz de elimizden geldiğince bu konuda hassas olmalıyız. Biliyoruz ki insanlar yaşama tarzlarından taviz vermediği sürece olduğumuz yerde sayacağız hatta daha da geriye çekileceğiz. İlk adım olarak petrole dayalı enerji tüketimimizi kısıtlayıp yenilenebilir enerji tüketimine ağırlık vermeliyiz. Türkiye’deki 2017 verilerine göre enerji ihtiyacımızı %89 oranıyla fosil bazlı yakıtlardan tamamlıyoruz ve bu çok büyük bir oran.

 

Evet, belki bu noktadan sonra bazı şeyleri eski haline döndürmek mümkün olmayacak ama eğer el birliğiyle çalışırsak en azından ilerleyiş hızını düşürebiliriz. Bu kısımda karşılaştığımız en büyük problem ise bu değişimin her bir bireye bağlı olması. Bütün bireyler ilk önce kendisi durumun farkına varıp eylemlerine ona göre karar vermeli ve sonrasında etrafındaki insanlara yol göstermelidir. Eğer bu bütün insanlık bir arada çalışmayı başaramazsa sadece birkaç kişinin gösterdiği çabalarla hiçbir şey yapamayız. Bu olayın suçluları bizleriz çözümü de bizler olmalıyız.

(Visited 4 times, 1 visits today)