Surların Ardındaki Şans

Benim kardeşim her zaman herkesten farklıydı, onu farklı yapan şey ise hayal gücüydü. Her ne kadar her çocuk özeldir ve her çocuk muazzam bir hayal gücü yeteneğine sahiptir denilse de o gerçekten özeldi. Küçükken her zaman “Neden?” diye bu duruma kendi içimde sorgulasam da nedeni çok sonradan anladım.

O, girdiği her ortamda en zeki, en kıvrak zekâlı olmayı başarıyordu. Bunların yanı sıra inanılmaz bir anlatım şekli vardı, daha o küçücük yaşında bile çevresindekileri konuşmalarıyla büyülerdi. “Büyümüş de küçülmüş” sözü  sanki onun için söylenmişti. Bu yüzden çocuklar onu çok sevmez hatta bazen psikolojik zorbalık uygularlardı. O ise kendi krallığında yani tavan arasında surları örülmüş bir şekilde korunurdu. Askerleri ise oradaki kitaplardı. Anlatmanın bir çeşit büyü olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden kitaplar ona büyülü geliyordu. Tavan arasındaki o büyük ve tozlu kitabı açtığında bu düşüncelerinin gerçek olduğunu gördü. İşte o büyülü kitap sayesinde şu anki o olabilmişti. Bizim ise bu kitabın varlığından bile haberimiz yoktu ve uzunca bir süre olmayacaktı.

Bu kitaba aslında temel hayatta kalma kitabı denebilir ama bunun eşi benzeri yoktu çünkü bu basılarak yapılmamıştı. Bu bizim dedemiz tarafından el yazıyla yazılmış bir kitaptı. Dedem de kardeşim gibi hep farklıymış ve dedemi tanıyan herkes kardeşimi görünce ona ne kadar benzediğini söyler. Aslında bu şaşırtıcı olmamalı çünkü ikisi de aynı bilgileri farklı zaman dilimlerinde kullanıyordu. Ne yazık ki, kitabı hiç okuyamasam da kardeşimden aldığım ipuçlarına göre içinde aklıma gelebilecek her yazardan, ıssız bir adaya düşsek nasıl balık tutacağımız vardı. Onun bu kadar büyük olmasının sebebi de buydu.

Dedem, hayatının gençlik döneminde bir gezginmiş ve gittiği yerlerde yerli halklardan öğrendiği şeyleri bu kitaba yazmış. Aynı zamanda çok kültürlü bir adammış bu yüzden kitap hayatta lazım olabilecek her şeyi barındırıyormuş. Bu nedenle ben ona temel hayatta kalma kitabı diyorum. Dedem bu kitabı ömrü boyunca saklamış ve hayata gözlerini yumunca diğer eşyalarıyla birlikte kitap da tavan arasına konmuş ve beklemiş. Ta ki kardeşim onu bulana kadar, kardeşim onu bulunca bu bekleyiş sona ermiş ve yeni sahibine kavuşmuş. Kardeşim bir dakika bile onu yanından ayırmaz. Artık o büyülü kitap onun bir uzvu gibi. Bu kitap, her şeyi anlattığı için küçücük çocuğun anlatımları o kadar derin ve etkileyici oluyormuş. Tabii ki, kardeşimin de hayal gücü yadsınamaz.

Her birimizin hayatta dönüm noktaları olur ve bu dönüm noktalarına bizi şans getirir. Bazen şans kendi ayaklarıyla gelir bazen de şansımızı biz yaratırız. Kardeşimin şansı da bu kitap oldu. Sadece şansı olmakla kalmayıp dostu haline dönüştü. Bazılarının dostu insanlar olurken bazılarının ki kitaplar, hayvanlar, çiçekler olabilir. Önemli olan bu dostluğu ve şansı kaybetmeyip ölüm sizi ayırana kadar sıkı bir takım olmak. Dedem ve kitap bu işi hakkını vererek tamamladı, sırada kardeşim ve kitap var.

(Visited 11 times, 1 visits today)