Tanrı Eşeğe Kalın Bir Deri Verdi!

Richard Feynman

İllüzyonistlerin para kazanmalarının en temel sebebi size fark ettirmeden sizi kandırabilmeleridir, falcılar ise genel şeyler söyleyerek dikkatinizi o noktaya toplar ve sizi seçici davranmaya iterler. Biz fark etmeden, umursamadan veya önemli gördüğümüz şeyler uğruna ömür içinde tonlarca para saçıyor veya saçılmasını destekliyoruz. Fakat Richard Feynman’in de bahsettiği gibi hiçbir zaman diğer değerlerden daha  çok önemsenmemiş bilim uğruna para saçmak söz konusu olunca içimizdeki canavarın kafesinin kilidini açabiliyor, bunun duyarsızlık olduğunu vurdumduymazca söyleyebiliyoruz.

Eskiden insanlar ısınmak için evlerinin önündeki ağaçları keserler, sobalarda tutuşturur, ısınırlarmış. Eğer kış yeterince soğuk geçerse daha iyi yanıyor diye ağaçların köklerini de yakarlarmış, seneye ne yakacağım kaygısı olmadan. Hikâyede karınca yazın biriktirdiği için kışın rahat etti, ağustos böceği ise keyfinden az buçuk taviz vermediği için soğuktan öldü. Yani bugünlerde yörüngeye uzay istasyonları yerleştiren, astronot yetiştiren ülkeler Satürn’ün halkaları, Plüton’un yalnızlığı diye değil; yeterince ileriyi, ufku görebildikleri için bunu yapıyorlar.

Uzay istasyonları

Tabiatın bize biçtiği görevler vardır. Bazılarımız toprağı çok güzel eker, birkaçımız doğadaki seslerden bir senfoni yapar, bir kısmımız ise göğü izlemekten keyif alır. Keyif almadığımız şeyler bize hep anlamsız, manasız ve gereksiz gelmiştir. Her güzel erdemin birbirilerine denk olduklarını ne kadar destekliyormuş gibi görünsek de kendimizle yeterince dürüst olursak bu tüm renklerin ve seslerin eşit şekilde gerekli olduğuna pek azımız kanaat getirecektir. Bundan ötürü aramızda uzay araştırmalarına harcanan paranın sokağa atılsa daha hayırlı olacağına inanan birçok insan var.

İnsanla

Uzay araştırmaları

r duygusal anlamda hiçbir zaman yeterince adil olamadıkları gibi, bilmedikleri konular hakkında fikir sahibi olmakta yeterince iyiler. Evreni gözlemlediğimiz, onu anlamaya çalıştığımız bilinen bir gerçek ama gerçekte bu alanda çalışan bilim insanlarının ne yaptığını çok azımız biliyor, bunun neden gerekli olduğunu da. Geleceğe yatırım yapmak şöyle bir dursun; insanlığın kendisini tanıması, üzerinde yaşadığı soluk mavi noktanın evrenin neresinde durduğunu, tanrı tarafından ne kadar torpilli olduğunu bilmesi gerek. Dünya’nın ne kadar daha ayakta duracağını, bize ev olmaya devam edeceğini öğrenirsek türümüzü devam ettirebiliriz.

Evet, uzay araştırmaları için harcanan paraya az demeye cüret edemeyiz ama bunun dünya üzerinde işe yaramayan insanlar tarafından yapılan manasız organizasyonlardan daha önemsiz, basit ürünlerin dudak uçuklatan fiyatlarından daha abartılı olduğunu asla ima edemeyiz. “Bilimi sevin ya da sevmeyin, ona mecbursunuz.” demiş Carl Sagan. Dünya’da bundan daha önemli olan az şey vardır, hatta bazılarımıza göre yoktur. Vaktinizin çoğunu AVM’lerde geçiren ve para saçan bir alışveriş dahisiyseniz(!), uza

Carl Sagan

y araştırmaları bütçesine laf etme gibi bir lüks size diğer konular için tanındığı kadar kolay tanınmaz.

Dünya’da birçok aç insan var, imkânsızlıkları bizim dilimizin dönemeyeceği kadar imkânsız. Bu sebepten dolayı ölen birçok çocuk, ağlayan birçok anne baba var. Fakat bu durum için bilimsel araştırmalardan fedakârlık yapılması gerektiğini savunmak boş bir adaya düşen bir insanın önüne kendiliğinden sofra kurulmasını beklemesi kadar anlamsız olsa gerek.

İnsanlar bir kuruş bile harcamadan saray inşa etmek istiyorlar, sonra da o sarayda ikamet etmeyi. Kendilerinden ve kendileri kadar anlamsız zevklerinden feragat etmeden başka insanların tüm insanlığın ortak paydası olan uzay araştırmalarından vazgeçmelerini yüzleri kızarmadan isteyenlerle dolu etrafımız. Bu kadar da yüzsüz olunmaz ki canım!

(Visited 57 times, 1 visits today)