Tanrıya Hizmet

Gözlerini açtıktan hemen sonra kısık bir sesle konuştu.

“Sıcak…”

Hissettiği bu sıcaklık yerini bir süre sonra dehşet bir acıya bıraktı. Elini karnına koydu. Acı daha da arttı ve bu şahane acı, çığlık atmasına sebep oldu.

“GRRUUAAGHHHH”

Karnına baktı. İyi bir sargı işçiliği yapılmıştı. Bu sargıyı görene kadar tekrardan öldüğüne kanaat getirmiş olan genç kurtarıldığını fark etti.

“İnanılmaz. Bir suikast esnasında kurtarılmak ha…”

Attığı çığlıktan olsa gerek ki genç adamı kurtaran şahıs odaya girdi.

“Demek uyandın. Günaydın beceriksiz katil.”

Kafasını kaldırdıktan sonra onu kurtaranın öldürmeye çalıştığı kadın olduğunu gördü.

“Neden..?”

“Neden diye sorma. Bana suikast girişiminde bulunan birini sorgulamadan öldüreceğimi mi sandın?”

diyerek elindeki kırbacı savurur. Kadının savurduğu kırbaç, genç adamın dudağında derin bir yara açar ve genç adam acıyla inler.

“Ha-hakkında hi-hiç bir şey bi-bilmiyorghum.”

Kadın, genç adamın boğazına yapışır ve bağırır.

“Konuş!”

“Gerçektengh hi-hiçbir şey bilmiyorughm… Ben sa-sadece aldığım e-emirleri uyguluyorughm”

Kadın kırbacını savurmaya hazırlanırken konuşur.

“Madem öyle efendin kimmiş öğrenelim bakalım.”

Kadın, genç adamın bileklerini keser ve genç adam daha önce hiç olmadığı kadar şiddetle bağırır.

“AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAGGGGGGGGGGGGGGHHHHHHHHHHHH. YE-YETER LÜ-LÜTFEHN DUR.”

Kadın, genç adamın karnındaki sargıyı açar ve sorar.

“Sorumu cevaplayacak mısın?”

“…”

Cevap alamayan kadın artık iyice sıkılır ve bu genç adamdan cevap çıkmayınca son darbeyi vurmaya hazırlanır. Kırbacını havaya kaldırır ve ağzından birkaç kelime dökülür.

“İyi uykular aptal çocuk. İçin rahat olsun efendin de yakında sana eşlik edecek.”

Kadın, genç adamın karnını ustalıkla deşer ve Nix sonunda ölüme kavuşur.

 

“Ölümle Dönüş” adlı yeteneğe sahip Nix bir gün öncesine geri döner. Artık ölümü hissetmese de acı hissinden kurtulamamıştır. Hedefi olan kadın hakkında oldukça fazla bilgi edindikten sonra kadın hakkında bu kadar bilgiye sahip olmanın ve er ya da geç bu kadını öldürecek olmanın bu kadar acıya değip değmeyeceğini  sorgular. Cevap onun için basittir.

“Değecek. Kesinlikle değecek. Sonuçta bu Yüce Tanrımın bir isteği ve kesinlikle ödüllendirileceğim.”

Yüce Tanrım diye bahsettiği kişi geceleri Nix’in rüyalarına giren gümüş saçlı, siyah gözlü ve rahibelerinkine benzer bir giyime sahip şahıstı. Kendini Tanrı olarak tanıtan bu şahıs Nix’e çeşitli görevler verip yaptığı her görev karşılığında onu çeşitli şekillerde ödüllendiriyor ve yoluna devam etmesinde yardımcı oluyordu. Gümüş saçlı Tanrı Nix’in rüyasına ilk girdiğinde ona “Ölümle Dönüş” adlı yeteneği bahşetmişti. Bu güç çeşitli zaman aralıklarında kayıt noktası günceller ve gücün sahibi her öldüğünde onu son kayıt noktasına götürür. Gücün sahibiyle birlikte zamanda geriye döner. Bu eşsiz güç Nix’i ilk başta heyecanlandırsa da sonrasında bunun ne kadar lanetli bir güç olduğunu fark eder.

Nix bu kadını öldürmek için şimdiye kaç kere öldüğünü sayar.

“Beş… Oldukça az ha. Bu altıncı denemem ve bu son olacak. Bu işkence bağımlısı ruh hastasıyla uğraşmaktan oldukça sıkıldım.”

dedikten sonra yavaş yavaş gözlerini kapar.

 

“Gü-nay-dın!”

Nix dün gece rüyasında Tanrısı tarafından aldığı övgünün gazıyla bugüne enerjik ve heyecanlı başlar. Hiç zaman kaybetmeden hançerini ve bıçaklarını alıp hedefinin yaşadığı köşke doğru yola koyulur.

“Bu sefer seni yüz parçaya doğrayacağım…”

Köşke varır ve daha önce beş kere karşılaştığı ve her seferinde hiçbir aksilik çıkmadan öldürdüğü köşkün korumasını altıncı kere büyük bir soğukkanlılıkla ve ustaca kullandığı hançerle yere serer. Bir üst kata doğru yola çıkar. Bu köşke geldiği beş seferde de aceleci davranan Nix bu sefer etrafta takılıp biraz zaman harcamaya karar verir. Sonuçta her zaman aynı şeyleri yaşamak oldukça sıkıcı. Bulunduğu kattaki odaları teker teker gezer ve hepsinin misafir odasından ibaret olduğunu fark eder.

“Acaba neden bu kadar fazla misafir odası var?”

demesiyle birlikte hatırlar.

“Şu yardımsever köşk sahibi mevzusu değil mi.”

Hedefi olan kadın ayrıca bu köşkün sahibidir ve kışın köşke halkın fakir ve güçsüz kesimini misafir eder.

“Derdi ne bu ruh hastası kadının? Başkan olmaya falan mı çalışıyor.”

diye söylenir. Bu katta görülecek pek bir şey olmadığından bir üst kata çıkar. Tamamen boş kata bakarken şaşkınlığını gizleyemez.

“Hafızam beni yanıltmıyorsa -ki son günlerde sürekli burada olduğum için yanıltamaz- bu kat kütüphane katıydı”

demesiyle birlikte bir çocuk ortaya çıkar.

“Evet burası aslen bir kütüphane katı. Fakat sen bunu nereden biliyorsun?”

Hedefi olan kadına oldukça benzeyen çocuk dehşet güçlüydü. Sadece çocuğa bakarak söylenebilecek bir şeydi bu. Cebinden Tanrısı tarafından hediye aldığı illüzyon küresini çıkararak küreye bir altın kesesi görünümünü verdi ve altın kesesi görünümlü küreyi göstererek konuştu.

“Merhaba efendim, sanırım köşk sahibinin kardeşisiniz ben buraya köşk sahibi ile ticaret etmeye geldim.”

“Haaa demek öyle. Tamamdır seni ablama götüreyim.”

Nix içinden bu çocuğun saflık seviyesini düşünmeye başladı. Çocuğun saflığına 1 ile 10 arasında bir sayı verecek olsa 11 verirdi. Böyle bir taktiği kim yer ki.

Yürümeye başladılar ve bir kat daha yukarı çıktılar. Çocuk Nix’e yönelip

“Burada bekle ablamı çağırıp geliyorum”

dedi.

Bir süre geçti ve çocuk tek başına geri döndü.

“Ablam şuan müsait olmadığını söyledi”

“Oh, ne şanssızlık ama oysa ki baya iyi bir teklifim vardı.”

“Ablam yarına müsait olur yarına gele-….”

Nix çocuğun ensesine zaman kaybetmeden hızlı bir darbe vurdu ve çocuğu bayılttı. Normal şartlarda bayılttığı birinin uzuvlarını keserdi fakat bir çocuğa asla bunu yapamazdı. Baygın çocuğu saklayarak hedefi olan kadını öldürmek için geleceğini tahmin ettiği yere pustu. İçinden

“Bu sefer kelleni alacağım deli kadın.”

diye geçirdi.

Kadın yarım saat sonra Nix’in beklediği yere geldi. Nix zaman kaybetmeden hançerini çekip saldırdı.

“Beni özledin mi pislik?”

Kadın saldırıyı karşılarken

“Sende kimsin?”

dedi.

Nix bunu fırsat bilip boş elindeki bileğine sakladığı üç tane bıçağı kadına doğru fırlattı. Bıçakların biri tuttu fakat kadının gücü ortadaydı. Hiçbir şey hissetmemiş gibi savaşmaya devam etti. Bu sefer kadın kılıcını savurdu fakat Nix bu hareketi daha önce beş kez gördüğünden dolayı rahatlıkla kaçındı. Tutmayan bıçaklardan birini yerden alıp kadına ilk saplanan yere tekrar fırlattı.

“Yakaladım seni!”

“Bu bıçaklar çok etkisiz. Ne kadar iyi dövüşsen de bana karşı bunlarla kazanamazsın.”

Nix, kadının söylediklerinin hemen ardından sorar.

“Emin misin?”

Bunu sormasıyla birlikte kadın yere yığılır. Nix konuşur

“Sence amacım sana çizik atmak falan mı. Hareketsiz kalman seni öldürmem için yeterde artar.”

Kadının telaşı yüzünden okunmaya başlar.

“Sonuçta basit bir katilsin böyle çirkeflikler normal sayılır.”

“Bu halde nasıl böyle konuşabiliyorsun?!”

Nix son darbeyi vurmaya hazırdır. Kadının kardeşi için üzüntü duysa da sonunda bu kadından intikamını alacaktır. Nix

“İyi uykular aptal kadın. Kardeşine iyi bakacağım.”

demesiyle birlikte yaklaşan korkunç bir güç hisseder. Arkasını döner ve kadının kardeşi olan çocuğun uyandığını görür.

“Olamaz… Çok zaman kaybettim.”

Çocuk Nix’i hiç zaman kaybetmeden yere serer ve konuşmaya başlar.

“Derdin ne pislik herif? Ablamdan ne istemiş olabilirsin ki.”

Bu laf ne kadar basit olsa da Nix’i düşündürmeye yetmiştir. Sırf ona lanetli bir güç verdi diye rüyalarına giren bir kadının Tanrı olduğuna inanmak ve onun köpekliğini yapmak ne içindi.

Sadece öldürüyordu. Tanrısının gözüne girmek için ve çeşitli ödüller almak için öldürüp duruyordu. Peki bu yalnızlığa ne demeliydi tek bir seveni yoktu. Varsa da hepsini “Tanrı” için gözünü kırpmadan öldürmüştü. Hayatını gözden geçirdi ve ne kadar rezil birine dönüştüğünü fark etti. Artık geri dönemezdi fakat acılarından kurtulmak istiyordu. Kararını verdikten sonra çocuğun ellerinden kurtulduğunu fark etti. Kafasını kaldırdı ve kadının uyandığını gördü. Yanaklarından yaşlar dökülürken yalvarırcasına

“Öldür beni.”

dedi. Şaşırtıcı derecede netti. Kadın Nix’i sorgulamadan bırakmak konusuna pek yakın bakmamıştı fakat kadının kardeşi Nix’i kurtarmış istemiş olacak ki hiç tereddüt etmeden yerden bir bıçağı alıp Nix’in boğazına sapladı.

“Ha-hayat bunca şe-şeyi tol-ere e-etmek için ço-çok kısa olm-olmalıhydı.”

dedikten sonra Nix bir daha dirilmemek üzere öldü.

 

(Visited 18 times, 1 visits today)