Tarihine Uygun Küreselleş

Küreselleşme,ürünlerin,fikirlerin,kültürlerin ve dünya görüşlerinin alış verişlerinden doğan uluslar arası bütünleşme süreci olarak betimlenen bir durumdur.Bir ülke küreselleşme süreci farklı ülkelerden gelen veya bir ülkenin tarihinden bugüne olan alışveriş  olarak ifade edilebilir.Küreselleşmenin ana fikrini incelediğimiz zaman karşımıza iki tane bu fikri destekleyebilecek olan soru çıkar.Küreselleşmeyi toplumların kendilerini farklı yoldan ifade etme çabası mıdır yoksa toplumların birbirlerine benzeme süreci midir?

Küreselleşmeyi dünya görüşlerini alış verişi olarak açıkladığımızda bu soruya cevap olarak toplumların birbirlerine benzeme süreci diyebiliriz çünkü eğer toplumlar arası bir alıveriş söz konusuysa bu demektir ki toplumlar ürettikleri veya başka toplumlardan aldıkları fikirleri kendi düşüncelerinin üstüne ekleyerek bir  fikir bütünlüğü inşa etmektedirler.İnşa edilen bu emsali görülmemiş fikir bütünlüğü başka toplumlar tarafından desteklenerek oluşturulduğu için inşa edilen fikir bütünlüğü o toplumun kültürünü veya fikirlerini yansıtacak güçte olmaz.Farklı ülkelerin perspektifini içeren fikir bütünlüğü yıkılmaya meyillidir.

Küreselleşmeyi toplumların arasında farklılıkların ortaya çıkması olarak düşündüğümüz zaman ise maalesef herhangi bir yargıya varamayacağımızı görmüş oluruz çünkü farklılaşma olarak adlandırılan olaylar bütünü gerçekleşirken toplumların dünya görüşü üzerinden yapılan alış veriş olarak değil ,toplumun kendi tarihi üzerinden yola çıkarak ürettiği olaylar çerçevesinde gözlemleyebiliriz.

Dünya üzerinde bireylerin çok az bir bölümü kendi fikirlerini üretip,kendi fikirlerini üzerinden kendilerine fikir bütünlüğü inşa edebilir.Bu nedenle insanlar bir araya gelip toplumu oluşturdukları zaman dışarıdan gelen fikirlere açık olup onları kullanma gibi bir eğilimleri vardır.Kullanılan bu fikirler veya görüşler çok az bir bölümü de olsa bir bölümünde mutlaka fikri üreten toplumdan bir kalıntı vardır.Bu kalıntı olarak fikirlerin içinde barınan düşünceler fikri kendi bünyesine alan toplumu bir şekilde mutlaka etkileyecektir.Bu etki iyi yönlü de olabilir kötü yönlü de.

Tarihimizi irdelediğimiz zaman karşımıza özgür ve özgün fikirleri yaratan insanların oluşturduğu toplumları rahat bir şekilde görebiliriz. Sözgelimi ebediyen kalbimizde olan Mustafa Kemal Atatürk.Hayatı boyunca ürettiği fikirleri başka ülkelerden örnek almak yerine tüm ülkelerin görüşlerini okuyup ve sindirip kendi ülkesi için özgün fikirler üremiştir.Bu eşsiz kişilik ülkemizi kuruncaya kadar hiçbir ülkenin boyunduruğu altına girmeyip kendi fikirlerini cesur bir şekilde destekleyerek son nefesine kadar arkasında durmuştur.

                   Küreselleşme yargısı toplumların birbirine benzeme süreci olarak açıklanır fakat belki de bunun sebebi insanların o yargıyı doğru bir şekilde anlamayıp ona göre hareket etmesiyle ortaya çıkmış olabilir.Bir ülkenin küreselleşme süreci başka ülkelere benzemek yerine kendine özgün fikirlerini üretip ona uygun bir fikir bütünlüğü oluşturmaktır.Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukları olarak son nefesimize kadar ülkemiz için özgün fikirler üretip,küreselleşme sürecini diğer ülkelerden farklılaşma olarak hayata geçirmek en büyük görevimizdir…

(Visited 13 times, 1 visits today)