Tek Vücut

Sürdürülebilir kalkınma kavramı ise ilk kez, 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nca hazırlanan Brundtland Raporu’nda “Bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” olarak tanımlanmıştır.

 

Dünya Liderleri 2015 yılında, 2030’a kadar 3 önemli işi başarmak için 17 Küresel Amaç üzerinde uzlaştı. Aşırı yoksulluğu sona erdirmek. Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele. İklim değişikliğini düzeltme. Sürdürülebilir kalkınma için küresel amaçlar bu taahhütleri gerçekleştirebilir. Bu 17 küresel amaç şunlardır : Yoksulluğa ve açlığa son , sağlıklı ve kaliteli yaşam , nitelikli eğitim , toplumsal cinsiyet eşitliği , temiz su ve sanitasyon , erişilebilir ve temiz enerji , insana yakışır iş ve ekonomik büyüme , eşitsizliklerin azaltılması , sürdürülebilir şehirler ve topluluklar , sorumlu üretim ve tüketim , iklim eylemi , karasal ve sudaki yaşam , amaçlar için ortaklıklar. Bu amaçlar için liderler ülkelerinde çalışmalara çoktan başlamışlardır.

 

Bütün bu küresel amaçları yerine getirmek hepimiz sorumluluğu olduğu için bir birlik gerekiyor. Bu hedeflere istenen zamanda hatta daha erken ulaşmak için ortak olmalıyız. Bu durumda farklılıklarımızı , kültürel çatışmalarımızı , savaşlarımızı bir kenara koyarak tek bir vücutmuş gibi hareket etmeliyiz. Dünya’nın kaderi için…

 

Öncelikle aşırı yoksulluktan kasıt şudur : Hâlihazırda günlük 1,25 ABD Dolarından daha az gelirle yaşayanlar olarak tanımlanan aşırı yoksulluğu yaşıyordur. Aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların sayısı 1990 ile 2015 arasında 1,9 milyardan 836 milyona düşmek suretiyle, yarıdan fazla azalmış olsa da, hala çok sayıda insan en temel insani gereksinimlerini karşılama savaşı vermektedir. Birçoğunun yeterli gıda, temiz içme suyu ve sıhhi koşullara erişimi bulunmuyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, yoksulluğun her biçimi ve boyutunu ortadan kaldırma yönünde oldukça iyi bir uğraştır. En korunmasız durumda olanların baz alınması, temel kaynaklar ve hizmetlere erişimin artırılması ve çatışmalar ile iklim temelli afetlerden etkilenen toplumların desteklenmesini içerir.

 

Dünya nüfusu arttıkça eşitsizlik oranları tavan yapıyor. En başta gelir eşitsizliği olmak üzere cinsiyet eşitsizliği de büyük birer sorun. Büyüyen eşitsizliklerin giderilmesi için, en düşük gelirli insanları güçlendiren, cinsiyet, ırk ve etnik kökene bakmaksızın herkesin ekonomik katılımını destekleyen sağlam politikaların benimsenmesi zorunludur. Çözümü ise basit , mali piyasalar ve kurumların düzenlenmesi ve izlenmesini iyileştirmeyi, kalkınma yardımları ve doğrudan yabancı yatırımları en çok ihtiyaç duyulan bölgelere yönlendirmeyi içerir. İnsanların güven içinde göç ve hareket etmesini sağlamak da, büyüyen eşitsizliğin azalmasında önemlidir. Kadınlar ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması yalnız temel insan hakkı değildir, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmayı hızlandırmak için de kritik önem taşır.  Atatürk bir sözünde Türk kadınına söylenişte bulunmuş olsa da bu söz bence her dünya kadını için geçerlidir ve o söz şudur : “Ey kahraman Türk kadını , sen yerde sürüklenmeyi değil , omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” 

 

Dünya üzerinde iklim değişikliğinin ağır etkilerini bizzat yaşamayan tek ülke yoktur. Sera gazı emisyonları artmaya devam ediyor ve şu anda, 1990 yılındaki düzeye göre %50 artmış durumdadır. Doğu Avrupa ve Orta Asya, büyük sera gazı emisyonu üreticileri değiller; ancak iklim değişikliğinin sonuçlarından orantısız biçimde zarar görüyorlar. Bölgelerde insanlar sera gazı emisyonlarını düşürmek, can kurtarmak ve toplumların düze çıkmasına yardımcı olmak için seferber olmuş durumdadır. Hırvatistan’ın başkenti, 2050 yılına kadar sıfır karbonlu şehir olacağını söylemiştir. Bu durumu engellemenin en iyi yollarından biri de yenilenebilir enerji kullanımıdır. Ayrıca bu sayede deniz yaşamı ve karasal yaşam büyük ölçüde korunmuş olacaktır.

 

Dünya’daki problemlerin hepsi o kadar ileri seviyeye taşınmış durumda ki bırakın belli bir bölgeyi ülkelerin kendisi bile sorunu çözemiyor. Bundan dolayı tek bir vücut haline gelip sorunlarımızı ona göre çözmeliyiz. İş birliği buradaki kilit noktadır. Örneğin ABD ile Çin arasında yaşanan küresel gerginliğin önemli unsurlarından biri herkesin faydasına olacak konularda yeterince iş birliği yapamamalarıdır , bu işleri daha da zora sokar. Bir elin nesi var iki elin sesi…

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 10 times, 1 visits today)