Tekne Macerası

Robert zengin bir ailenin tek çocuğuydu. Doğduğundan beri ailesi Robert’a ne isterse alıyorlardı. Robert’ı en iyi okullarda okutmuşlardı. Bu yüzden Robert çok terbiyeli bir çocuktu. Büyüdüğünde kendine bir tekne istiyordu. Ailesi de ona büyüdüğünde ona yıllardır onlara ait olan lüks tekneyi hediye edeceklerini söylemişlerdi ve öyle de yapmışlardı. Robert 20 yaşına geldiğinde tekneyi ona vermişlerdi. Robert bir gün 3 arkadaşını da yanına alıp teknesiyle tura çıkmıştı. Akşama kadar gezip bazı yerlerde tekneyi durdurup yüzmüşlerdi. Hava güzeldi, Robert bir sıkıntı olmayacağını düşündüğü için teknede yatma fikri sunmuştu. Bu fikir diğerlerine de uygundu. Herkes yattıktan birkaç saat sonra dışarıda büyük bir fırtına çıkmıştı. Tekne savrulup duruyordu. Robert bunu fark etmişti, tekneyi kurtarmaya çalışıyordu fakat hiçbir şey yapamamıştı. Tekne savrularak yakınlarda bulunan büyük bir kayaya çarpmıştı. Tekne yavaş yavaş batıyordu. Herkes paniklemişti, ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Tekne batarken Robert ileride bir ada gördü. Bu ada çok büyük değildi ve daha önce burayı hiç görmemişti. Akıntı çok hızlıydı, Robert atlayıp atlamamakta kararsızdı fakat atlamazlarsa boğulacaklardı başka şansları yoktu. Arkadaşlarını da ikna etti ondan sonra tekneden atlayıp adaya ulaşmaya çalıştılar. Şansları yaver gitti, hepsi adaya ulaşmışlardı fakat yine de tedirginlerdi. Çünkü hiç bilmedikleri bir adadalardı. İlk başta biraz oturdular, ne yapabileceklerini tartıştılar ondan sonra adayı gezmeye karar verdiler. Hepsi dağılıp adayı dolaşmaya başlamıştı. Aradan iki saat bile geçmeden herkes tekrardan toplanmıştı fakat hiçbiri hiçbir şey bulamamıştı. Zaten ada çok büyük bir ada değildi. Robert o anda ortamı yumuşatmak için “Başıma bunların geleceğini bilseydim ‘Issız bir adaya düştüğünüzde yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?’ diye sorulduğunda uzun uzun düşünürdüm.” dedi. Ortam birazda olsa yumuşamıştı. Herkes en azından yaşadığı için mutluydu. Fakat buradan kurtulmaları gerekiyordu. Yanlarında iletişim kurmaya yarayacak hiçbir şey yoktu. Telefonları suya girdiklerinde ya düşmüştü ya da bozulmuştu. Biraz zaman geçtikten sonra bir ateş yakmaya karar verdiler. Herkes dağılıp odun toplamaya başlamıştı. Odunları getirdikten sonra Robert’ın aklına daha büyük bir sorunları olduğu geldi. Yemek ve temiz suya ihtiyaçları vardı fakat Robert nereden yemek bulabileceklerini bilmiyordu. Diğerlerinin bir fikri olup olmadığını sordu fakat diğerlerinin de hiç fikri yoktu. Hava kararıyordu ve ateş yanmak üzereydi. Ateş hem onları ısıtacak hem de yakınlardan biri geçerse onların burada olduklarını anlayabilecekti. Gece olduğunda uyumaktan başka yapabilecekleri bir şey yoktu. Adada hiç yırtıcı bir canlıya rastlamamışlardı fakat tedbir amaçlı nöbet tutacaklardı. Sabaha kadar değişerek nöbet tutmuşlardı. Sabah kalktıklarında kimselerin gelmediğini fark etmişlerdi ve umutları yavaş yavaş tükeniyordu. Robert boş durmak yerine yemek aramak için adayı gezmeye karar verdi. Adada dolaşırken bir tekne sesi duydu. Sesin geldiği tarafa doğru hızlıca koştu ve bir arama kurtarma teknesi gördü. Tekneye doğru bağırdı, zıpladı, orada olduğunu belli etmeye çalıştı. Sonunda tekne onu gördü ve adaya yanaştı. Tekneden inen ekip Robert ve arkadaşlarını adadan alıp kıyıya götürdüler. Zaten Robert’ın ve arkadaşlarının aileleri orada onları bekliyordu. Robert bir süre sudan uzak durdu.

(Visited 17 times, 1 visits today)