TEKRAR

0

Büyük bir kasabanın giriş kapısının önündeyim. İleride uzun boylu, iri yapılı, somurtkan bir adam ve üç numara saçlı, tombul, 9-10 yaşlarında bir çocuk var.                                                                                                     Onlara doğru yürüdükçe tombul çocuğun kardeşim olduğunu anladım ve koşmaya başladım. Onların yanına gelince kardeşim bana güler yüzle baktı ama benim gelişim adamın umurunda olmadı. Kardeşimin elinden tuttum. Adama ona baktığı için üç beş kuruş verdim. İri yapılı adam tatmin olmamışçasına mırıldandı ve gitti. Bunun pek üstüne gitmedim. Kardeşimin elinden tuttum ve evlerin arasından ortak alandaki okula yürüdük. okulun dev gibi bahçesinde standlar kurulmuş şekerler, dondurmalar vardı.                                                     Kardeşim bir anda ortadan kayboldu pek umursamadım çünkü canım şeker istiyordu. Okulun bahçesine geldiğimde bekçi beni durdurdu. Girmem için ailemin izni olması gerektiğini söyledi. Ben de ailem izim verdi dedim aslında izin vermemişlerdi onlar burada bile değildi. Adam yalan söylediğimi anlamış olacak ki ailenin izni lazım yoksa giremezsin diye tekrarladı. Ona yalanımı yutturmak için karşıdaki bir evin içine girdim. İçerde otuz beş ila kırk yaş arası adamlar vardı. onlara lütfen sessiz olun dercesine iki elimi birleştirip dudağıma götürdüm. Sonra bir anda ev hareket etmeye başladı bu bir minibüstü, önceden nasıl fark etmemiştim ki. Minibüs bir rampaya yöneldi ve tek katlı evlerinin üzerinden gitmeye başladı. ne olduğunu kavrayamamıştım ama buradan biran önce çıkmam gerekiyordu. Evlerin arasındaki boşluklar çok azdı onun için en büyük boşluğu bekledim. Bir dakika sonra bükük bir boşluk yakaladım. Fırsat bu fırsat atla! Minibüs tam havadayken atladım ve minibüsün dengesini bozdum minibüsle birlikte iki metre düştüm. Adamların bazıları yaralanmıştı diğerleri eline buçak ve sopalarını aldılar. Kaçmam gerek. Arkamda bir kapı gördüm onu açtım.                                                          Küçük bir çiftlik köyü. Solumda bir kadın ve etrafında koşuşturan çocuklar sağımda da yaşlı bir çiftçi yürüyordu. En arkada kocaman bir malikane etrafında saman evler. O sırada incelemeye vaktim olmadığını hatırladım. Koşmaya başladım adamlar yavaştı ama duramazdım. Köyden çıkınca bir çatal vardı. Soldaki yolun nereye gittiğini göremiyordum o yüzden tarlaların içinden geçen sağdaki yola yöneldim. Koştuğum yolda yürüyen benden uzun, sarı saçlı, kırmızı bir elbise giymiş bir çiftçi kadın gördüm. Elinde tuttuğu sepetin içinde rengarenk çiçekler vardı. Anneme benziyordu. Oyalanacak vaktin yok acele et! İlerdeki kavşağı görebiliyorum. Yolu kısaltmak için tarlanın içinden geçtim. Ot toplayan çiftçi kadınlardan biri beni ayağımdan yakaladı ve bana kırmızı ince uzun bir çiçek verdi. Onu elime aldım ve koşmaya başladım. İlerisi bembeyazdı. Ne oldu? Niye yine kasaba kapısının önündeyim? Aynı şeyleri tekrar yaptım. Yine kasaba kapısının önündeyim. Onlarca, yüzlerce, binlerce kez tekrarladım aynı şeyleri. Kardeşimi alıyor minibüsten atlıyor tarladan geçerken kadın bana çiçek veriyor ve yine aynı yerdeyim. Binlerce tekrarımdan sonra bir ses duydum. Tiz ve düz bir ses. Yükseldikçe yükseldi sonunda kulakları sağır edecek duruma gelince uyandım. beyaz bir oda. üzerimde buroşüre benzeyen bir kağıt var. Kollarıma serumlar bağlanmış. Kağıdı okumaya başladım.                                                                                           İsim: …                                                                                                                                                                         yaş: 12                                                                                                                                                                         kaza: Trafik kazası sonucu beyin kanaması.                                                                                                             Her şeyi hatırladım. O araba bana çarpmıştı. Yanımdaki masaya bakınca çiftçi kadının bana verdiği çiçeğin aynısını gördüm. Doktorlar uyandığımı görünce şaşkına döndüler. Annem ağlamaya başladı. Kardeşim bana koşup sarıldı. Doktorlar birkaç şey yaptı. Şimdi 15 oldum. İyileştim ama o kazadan sonra ailem büyük şehirden bir kasabaya taşınmaya karar verdi. İlerde somurtkan öğretmeniyle konuşan tombiş kardeşim var. Bu adam hiç mi gülmez ya?                                                                                                                                                                   Bir an önce kardeşimi de alıp okula gitmem lazım. Bu gün şeker festivali var.

(Visited 3 times, 1 visits today)

About Author