Tembel Düşünce

İnsanların yaşamlarını kolaylaştırmak, teknolojinin ve yapılan yeniliklerin tek gayesidir değil mi? Peki ya bu iyiliklerin yanında gelen kötülükler, iyilik ve kötülük endeksini kötüye çekmeye meyilli ise? İşte belki de bu zamanlarda başlıyor nitelikli ürün ve tembel hayatlar tartışması…

Sizden geçmişe bir yolculuk yapmanızı isteyeceğim. Merak etmeyin amacım çok gerilere gitmek değil zira sizinle 20. yüzyıla gitmek isterim. Savaştan çıkmış ülkelerin askeri ve teknolojik açıdan aldığı büyük darbeler, onları ‘Zaten çağın gerisinde kalıyoruz, bir an önce toparlanmalıyız.’ gibi bir düşünceye sokuyor ve elbette ki bu yüzden günümüzde önünü alamadığımız yenileşme ve gelişim çalışmalarına başlamalarına yol açıyor. Bu yenileşme ve gelişme çalışmaları içinde elbette bize neredeyse her alanda yardımcı olacak buluşlar ve icatlar da var. Fakat asıl sorun bu buluşlar ve icatlar bir süre sonra bizim canımızı farklı yönlerde sıkmaya başlayabiliyor. Günümüzden bir örnek vermek gerekirse ”Google” şirketini gönül rahatlığıyla konuya dahil edebilirim sanırım. 4 Eylül 1998 tarihinde bir arama motoru oluşturma amacı ile yola başlayan bu kurum günümüzde çok geniş alanlara hükmediyor. Mesajlaşma, video\film izleme, gazete okuma, blog yazma ve daha nicesini bize sunan bu kurumun yaptığı iyilikler ve hayatımıza soktuğu bu kolaylık, günümüzde çığırından çıkmış durumda… Her 5 insandan 3’ünün obezite hastalığına mahkum olduğu günümüzde, yapılan iyilikler ve yardımlar bize yarardan çok zarar veriyor. İnsan beyni ne yazık ki çok tembel. Bir işi en kolay ve en hızlı nasıl çözebilirim algısı içinde olması ona çok büyük zararlar veriyor. Zira dünyamızın şu an bu halde olmasının nedeni bu anlayış değil midir zaten? Aradığımız her şeyin parmaklarımızın ucunda olması bize verilmiş o kadar büyük bir nimet ki… Ama maalesef her güzel şeyin bir kötü  yanı vardır.

     İnsanlar birbirini görmek, konuşmak, bilgi paylaşmak ve hatta yeni şeyler öğrenmek için bile yerinden kalkmasına gerek yok. Aradığımız her sorunun cevabını bulabileceğimiz bir kaynak varken kim beynini yorup bu sorun veya soruyu çözmeye uğraşsın ki? Düşünmeye harcayacağımız vakti ‘daha yararlı’ ere harcamak bizi ne yazık ki düşünce tembeli yapıyor. Tabii ki de bu durumun bize yararları var. Fakat bir yararın getirisi götürüsünden daha az ise burada bir sorun var demektir ki bu sorunun bir an önce çözülmesi gerekmekte. Çözülmez ise dünyadaki obezite hastası miktarı artacak, yeni yeni mikroplar/hastalıklar türeyecek ve bu da bizi kördöğüşü bir döngüye sokup sonumuzu getirecek. 

     Ne de güzel söylemiş Azra Kohen ‘Artık insanlık değil teknoloji ilerliyordu, uygarlıklar değil teknoloji gelişiyordu.’. Her sorunun bir çözümü vardır ve düşünce tembelliği sorunsalının çözümü ise düşünme, araştırma ve sorgulama gibi insanoğluna uzak kavramların altında yatıyor.   

(Visited 126 times, 1 visits today)