Tesellinin Aşısı

Gözlerime çarpan güneş ışınları ile uyandım. Başım ağrıyordu ve ağzımda kelimelerle ifade edemeyeceğim bir tat vardı. Ben daha kendime gelemeden ayaklarım kendilerine bahşedilen görevi icraat etmeye başlamışlardı bile. Nasıl olduğunu anlamasam bile güç bela tuvalete gelmiştim. Kendimi ayıltmak için soğuk su ile yüzümü yıkadım. Kendime geldiğime göre artık burada neler olduğunu öğrenebilirdim. Salona gittiğimde Melis ve Arda’yı (En yakın olduğum 3 arkadaştan 2 tanesi) yerde birbirlerine sarılmış birer bebek gibi mışıl mışıl uyur halde buldum. Onları uyandırmamak için yanlarından ses çıkarmadan geçmeye çalıştım lakin Melis beni duydu ve  “Cem, ne zaman uyandın?” diye fısıldadı. Ben de yüzümde küçük bir tebessüm ile ona birkaç dakika önce uyandığımı söyledim.

Arda’yı uyandırmamak için salondan çıkıp başka bir odaya geçtik. İkimizin de durumu aynıydı. Dün geceyi hatırlamıyorduk ve ikimiz de berbat bir haldeydik. Melis ile ben dün gece hakkında tartışırken salondan inleme ve tepinme sesleri geldi. Ne olduğunu çok iyi biliyorduk. Bu Arda’nın uyandığının işaretiydi. Küçüklüğümüzden beri hep aynı şekilde uyanırdı. Arda da kendine geldikten sonra bize olan biteni anlattı. Dün gece benim gecemdi. Yaptığım aşı çalışması başarı ile sonuçlandığı için bir kutlama yapmaya karar vermiştik. Alkol oranını biraz fazla kaçırınca da hepimiz sızmışız. Bulduğum aşı birçok insan için hayati önem arz ediyordu. Aşıyı bulmak için gecemi gündüzüme katmıştım ve sonunda başardığım için mutluydum. Dün gece üçümüz de eğlendiğimiz için bizim için her ley normaldi. Hem, beraber uzunca bir süre içmemiştik. (Geçmişimizde olan bir olaydan dolayı üçümüzün de hayatı değişmişti.) Dünkü çılgınlığımızdan sonra herkes yine işlerine döndü. Ben kendi laboratuvarıma döndüm, Melis kendi ofisine, Arda da kendi okuluna döndü. Bulduğum aşı sayesinde insanlar hastanede hep benim hakkımda konuşuyorlardı. Bundan rahatsız değildim çünkü kendim ve insanlık için büyük bir başarıydı. Elde ettiğim başarının duyulması çok uzun sürmedi bir süre sonra televizyonlarda bile benimle ilgili haberler vardı. Bunun üzerine müdürümüz beni odasına çağırdı ve elde ettiğim başarıdan dolayı onun ve bu hastane için ne kadar önemli olduğumu söyledi. Bunun üzerine benden bir konuşma yapmamı istedi. Bu konuşma dünyadaki birçok kişinin katılacağı bir toplantı olacaktı ve o toplantıda yer edinmek bir bilim adamının en çok istediği şeydi. Toplantı haftaya pazartesi yapılacaktı. Bunun üzerine hazırlanmak için eve gittim. Toplantı günü gelmişti ve ben çok heyecanlıydım. Salona girdiğimde içeride ortalama 7000 kişiydik. Sıra bana gelmişti konuşmamı yapmak için alkışlar eşliğinde kürsüye çıktım.

Tam konuşmaya başlayacaktım ki kalabalığın arasında onu gördüm. Gözlerime inanamadım bu 3 yıl önce kazada ölen en yakın arkadaşım Gizem’di. Bu mümkün olamaz diye düşünür dururken yardımcım bana seslendi. Hemen kendimi toparladım ve konuşmama başladım. Bulduğum aşıyı yalnız bulmadığımı söyledim ve bunu söyler söylemez salonda bir uğultu oluştu. Uğultu bittiğinde herkese neden bu aşıyı bulmak için bu kadar sıkı çalıştığımı anlattım. Sebebi ise Gizem’in bu hastalıktan dolayı ölmesiydi. Bu üçümüzü de derinden etkilemişti. O yüzden ben kendimi teselli etmek için bu hastalıkla savaşmaya karar verdim. Konuşmamı bitirmiştim ve gözlerimle salonu süzdüm ancak Gizem’i bulamamıştım…..

 

(Visited 6 times, 1 visits today)