TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ

Kadın veya erkek, hem bireyin biyolojik anlamdaki konumunu ,hem de toplumun bireye sunduğu roller sistemi dahilinde anlam kazanan ve cinsiyetini belirleyen iki terimdir. Fakat, bu terimler biyolojik boyutu geçmekle beraber toplumsal boyutu da beraberinde getirmiştir. Tüm yaşamımız boyunca sürdürdüğümüz bu durum, toplumsal bir boyuta gelince günlük eylemlerimizi de inşa etmekle beraber hareketlerimizi, yaptığımız davranışları da şekillendirmiş ve bunun sonucunda toplumsal cinsiyet rolleri ortaya çıkmıştır. Erkeklerin cesur, güçlü, sert olmasının yanı sıra, kızların şefkatli, merhametli ve anlayışlı olmasının beklenmesi toplumsal cinsiyet rollerinin en basit örneklerinden biridir. Bu eylemler doğduğumuz andan itibaren seçilerek o yönde ilerletilmektedir.

Doğumu takiben, cinsiyetimiz ekseninde anlam kazanan davranışlar örgüsünün mensubu haline getiriliriz. Örneğin ,  doğacak çocuğun cinsiyetine göre eşya ve giysiler hazırlayan ebeveynler, eşyanın rengine, biçimine ve tarzına göre tercih yaparlar. Doğum sonrası çocuklara göre hazırlanan bu dünya daha da belirginleşir ve bu ilerlenen yol bireyin karakterine göre kişiliğini hatta mesleğine dahil sınırlar konulur. Esasen bireyin davranış, tutum ve rollerle ilgili olan cinsiyet, (kadın veya erkek) oluş temelinde  ilerleyen iki farklı boyutu ifade ederek olasılıklar küçümsenir. Toplumlar için bu boyut son derece önemsenmektedir.

Fakat ; bana göre, bir birey ya dişidir ya da erkek. Bu bireylere sınır çizileceği anlamına gelmemekle beraber toplumsal cinsiyet rolleri ve bununla alakalı olarak çizilen sınır, karakterize edilen kişilik bir eşitsizlik örneğidir ve bunun yanında belirgin bir adaletsizliğe yol açar.

(Visited 34 times, 1 visits today)