Gender Equality, Adult, Balance, Weight Scale

Toplumun Terazisi

Hepimizin sahip olduğu biyolojik özelliklerin yanı sıra, cinsiyet aynı zamanda da toplumsal bir yapıdır. Bu farklılıklar bireyin içerisinde yaşadığı toplumu kültürel ve toplumsal açıdan şekillendirir. Bu duruma toplumsal cinsiyet adı verilir. Küçük yaşlardan itibaren toplumun normları haline gelmiş bu inanışlar bize aşılanır. Erkeklerin güçlü ve cesur olması, kız çocuklarından daha merhametli olmalarının beklenmesi, oyuncakların kız ve erkek olmak üzere iki farklı kategoriye ayrılması ve renklere cinsiyet verilmesi gibi pek çok farklı durumla hepimiz elbet karşılaşmışızdır çocukken. Bunların hepsi ufak, zararsız hareketler gibi görünebilir. Ancak gerçekten öyle midir? Çocukları küçük yaştan itibaren böyle kalıpların içerisine sığmaya zorlamak bireyin fikir ve inanışlarını ne yönden etkiler?

Küçük yaştaki çocuklar daha hayatı öğrenme aşamasındadır. Bu nedenle ağzınızdan çıkan çoğu şeye sorgulamadan inanmaları, sizin düşüncelerinizi kabullenmeleri muhtemeldir. Tam da bu yüzden kişinin bir ebeveyn olarak rolü çok önemlidir. Çocuk, büyüyüp kendi düşüncelerini oluşturacak yaşa gelene kadar ailesinin inanışlarını yaşadığı topluma yansıtır.

Cinsiyet, tamamen toplumun normlarının oluşturduğu bir terimdir. İçinde yaşadığımız toplumca kabul gören, yadırganmayan davranışlara verilen genel addır. Erkeğin giydiği takım elbise ve kadının giydiği etektir. Bir kadının tamircide yaptığı iş başvurusunun reddedilmesi ve bazı parfümlerin diğerlerine göre daha maskülen kokmasıdır. Ancak kişiye bir faydası yoktur. Belirsizlikten uzak durmak için çizilmiş sınırların içerisinde kalmamıza neden olur yalnızca.

Toplumdaki düzenleri kurallar sağlamaz, kurallara uyan kişiler sağlar. Cinsiyeti kız olduğu için çocuğunu okula göndermeyen bir baba değil, başarılı bir insan olmak için gecesini gündüzüne katan bir kız katkı sağlar içerisinde yaşadığı topluma. Toplumsal eşitlik, insanların birbirlerine ve farklı inanışlara saygı duymasıyla oluşur. Saygı ise kişinin cinsiyetle değil, sahip olduğu kişilik ile kazandığı bir şeydir.

Araştırmalara göre, Türkiye küresel cinsiyet eşitsizliğinde 156 ülke içerisinde 133. sıradadır. İlk sıralarda yer alan ve eşitsizliğin en az yer aldığı Norveç, Finlandiya gibi ülkeler; listenin sonlarında yer alanlarla karşılaştırıldığında gelişmişlik seviyesinde oldukça büyük farklar olduğu gözlenmektedir. Bu da düzenin cinsiyet rolleri ile değil, insanların birbirine duyduğu saygı ve ön yargısız bir yaklaşım ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Kadınlara yapılan eşitsizliğin tarihi çok eski dönemlere dayanmaktadır. Öyle ki, belirli bir zamana kadar yaşama hakkı bile bir ayrıcalık olarak görülmüştür. Tarihte yaşanan olaylar, toplumsal cinsiyetin düzene değil kaosa sürüklediğine bir kanıttır. İnsanlığın bir olup yüzleşmesi gereken çok daha önemli problemler varken bir eteğin hangi cinsiyete ait olduğu tartışılmamalıdır. Birinin bencilliği yüzünden masum bir çocuk ölürken bir başkasına sırf erkek diye mavi tişört alınmamalıdır. İçinde yaşadığımız dünyanın gelişebilmesi için bizlerin alıştığımız normlara karşı çıkıp konfor alanımızdan dışarı bir adım atması gerekmektedir. Gerçek ve kalıcı bir düzen toplumsal cinsiyetin yok edilmesiyle sağlanır, sırtımızı ona dayayarak değil.

(Visited 4 times, 1 visits today)