Tuhaf Buluşma

Akşam eve dönerken birdenbire bastıran yağmurla birlikte sağa sola kaçışan insanlar yağmurun etkisiyle giderek artıyordu. Arabanın sileceği yağmurun hızına zar zor yetşiyordu. Eve gelmeme çok az kalmıştı,sonunda arabayı otoparka park etmiştim ama yağmur hızını artırınca arabada biraz yağmurun dinmesini bekledim. Önceleri biraz diner gibi oldu ama sonrasında öncekilerine göre daha da artırdı. İkilemde kalıp ne yapacağıma karar veremediğimden yine arabadaydım. Telefona baktığımda dokuza çeyrek vardı,yaklaşık yirmi dakikadır arabada mahsur kalmıştım.
Bir an azalan yağmurun şiddetini fırsat bilip hemen apartmana doğru koştum. Fazla ıslanmadan eve gelebilmiştim hemen üstümle başımla banyoya gidip üstümü çıkardım. Üstümdeki yorgunluğu atmak için de sıcacık duş alıp bir yandan sandviç ve filtre kahve içerek bir yandan da televizyon seyrediyordum. O kadar acıkmıştım ki mutfağa gidip tekrar sandviç yaptım hem de bir değil tam tamına iki tane! Telefonum saate baktıktan sonra galiba arabada kalmıştı,bu saatten sonra da arabaya kadar telefon için inemezdim. Zaten gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu duşun üsüne bir de yemek iyice mayıştırmıştı.
Sabaha doğru kalkıp etrafıma baktığımı hatırlıyorum ama sonra geri yatıp uyumaya devam ettim. Sabah kalkınca gözüm ağrıyordu hala uykum vardı,bıraksalar öğlene kadar yatardım sanırım. Kıyafetlerimi giyip iki tane sandvici arabada yemek için paket yaptım. Arabanın kapılarını daha açmadan telefon aklımdaydı,kapıyı açınca ilk önce torpidoya baktım ama orada yoktu. Daha sonra yan cebe elime atmamla telefonun alarmının çalması bir oldu. İş yerine gittiğimde koltuğumun üzerinde asılı duran bir ceket vardı. Benim ceketlerime aşırı benziyordu ama burada niye bırakmış olayım bunu düşüne düşüne bulamıyordum. En sonunda alıp oluyor mu diye giydim. Kolları biraz kısa geliyordu,omuzlardan ise çok kasıyordu. Bu ceket benim hayatta olamazdı. Ceketi çıkarırken bir kağıt parçası düştü. İlk başta çok umursamadım ama daha sonra tabii ki de bir merak odağı oluştu. İçini açıp bakınca bir adres ve altında bir not yazılıydı:”Bu adrese gel.”
İyicene merak etmiştim aklımda deli sorular dolanıp dolanıp duruyordu. Bu ceketi kim niye buraya koymuştu ki üstelik cebinde bir not kağıdı ve notta bir adres yazıyordu ve bu adrese gelmem isteniyordu. Her şey sanki bir macera filmlerine konu olan hikayeler gibiydi. Hemen arabaya atlayıp bu adrese gittim,yaklaşık yarım saat süren yolun sonunda varmıştım. Navigasyonun getirdiği yer ağaçlık alanlardan oluşan bir patikaydı. Biraz yukarısında ise kafe gibi bir mekan vardı. İçeri girdiğimde etrafta in cin top oynuyordu. Bir iki adım daha atınca sağdan soldan insanlar çıkıyordu,hepsinin de yüzleri yabancıydı. Ama en sonunda öyle biri çıktı ki bir an gözüm sadece onu görüyordu,içimden bir sıcaklık yukarıya doğru yükseliyordu. O bir adım atınca ben de bir adım attım ve sonra…

(Visited 18 times, 1 visits today)