Uçan Tavuklar

Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olurlar. Tavuk toplum, önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.

Charles Darwin

Özgürlüğün insanoğlu için önemi tartışılamaz bile. Özgürlük için savaşlar açılmış, ülkeler yıkılıp yenileri kurulmuş, insanlar canlarını vermişlerdir. Çünkü özgürlük, ruha bağlıdır. Özgür olmayan insanların ruhları zamanla kaybolur, bu insanlar hiçbir şeyden zevk almamaya başlar. Onlar ne kadar yaşadıklarının düzgün bir hayat olduğunu sansalar da yanılmaktadırlar. Tabii ki zaman, her şeyi yaptığı gibi, bunu değiştirdi. Artık insanlığı özgürlüğü ve -kendisine bağdaştırılan- parayı elinde tutan, kocaman kanatlı kuşlar ve kendilerini özgür sanan, büyük bir kümesteki tavuklar olarak ayırabiliriz. Peki, bu istediğince uçan kuşlar bunu nasıl başarıyor? Bilimlerini geliştiriyorlar. Sanattan vazgeçmiyorlar. Biraz da, elbette, kurnazlık yapmaları gerekiyor.

Bilim, medeniyetin yapıtaşlarından biridir zaten. Kelime kökünden anlaşılacağı üzere ‘‘bilgi’’ anlamına gelmektedir. Yani neredeyse her şeyi kapsar, günümüzde birçokları tarafından sadece teknoloji olarak değerlendirilse de. Teknoloji tabii ki bilimin bir parçasıdır, önemli bir tanesi hem de. Zaten bu bahsettiğimiz özgür kuşlar da teknolojik açıdan gelişmişlerdir. Bu kuşlar; bilimlerini, işte kurnazlık burada devreye giriyor, tavuklara satarak onları ‘‘kendileri bir şey yapmasalar da diğer ülkelerle aynı seviyede olabilecekleri’’ yanılgısına düşürürler. Böylece tavuklar gelişemez ve kuşlara bağlı kalır. Bu da kuşlara tavukları sömürmek için gerekli fırsatı verir. Ve sonucunda, tavukların ruhu bile duymadan, kuşlar kapitülasyonu bulmuş olur.

Bilimde geri kaldıklarını anlayan tavuk toplumlar, gelişmek için bütün yüklerini bilime verirler. Kısa süre sonra ise şu sorunla karşılaşırlar: altyapıları eksiktir. Böylece tavuk toplumlar bilimlerine sıfırdan başlarken kuş toplumlar sanata, hiç bırakmadıkları gibi, devam ederler. Bilimde gelişim gösteren tavuk toplumlar derin bir nefes alır. Fakat daha bu nefesi bırakamadan diğer kanatlarının eksik olduğu gereği belirginleşir ve tavuk toplumlar sanata ağırlık verir. Yani tavuk toplumlar kanatsız başlar ve tek kanatlarını geliştirmeye çalışırken diğerini unutur. Kuş toplumlar da böylece hem kanatlarını geliştirip hem de rakiplerinin ‘‘kendilerinden daha iyi, daha hızlı uçmadığından’’ emin olur.

Peki, bunlar olurken tavuk toplumda bilimde başarılı, sanatla uğraşan insanlar yok muydu? Elbette vardı. Ama kuş toplumlar bunu da düşünmüştü. Uçarken yere yem attılar ki tavuk toplumlar bu yemi gagalarken yumurtalarının, yani kendi başarı ve değerlerinin alındığını ruhları bile duymasın.

(Visited 168 times, 1 visits today)