Ülkeleri Bekleyen Büyük Tehlike: Beyin Göçü

 

Gelecek vadeden gençler, bulundukları imkanları daha çok arttırmak, daha iyi ve kapsamlı eğitim alabilmek için çeşitli yollar ararlar. Genç vatandaşlar kendi ülkelerinin eğitim açısından yeterli olmadığını veya kendilerine sağlanan teknolojik araçların, ortamın ve iş imkanlarının yetersiz kaldığını düşündükleri takdirde diğer ülkelerin sağladığı imkanları tercih etmektedirler. Bunu uzmanlar, toplumun ağzında da bugünlerde çokça dolanan, beyin göçü kavramı olarak nitelendirmişlerdir. Ülkeler beyin göçünü engellemek için çeşitli uğraşlar verse de öğrenci açığına sahip gelişmiş ülkeler, refah seviyesi ve verdikleri eğitim kalitesinin yanında gençlere çok rahat çalışabilecekleri bir ortam da yarattıklarından dolayı gençleri cezbetmektedir.

Bir ülkede beyin göçünün yaşanması için çeşitli sebepler vardır. Bunlar ekonomik, siyasi, kültürel gibi çeşitli sebepler olabilir. Benim ise okul hayatım boyunca aldığım eğitim ve eğitimin uygulanmasındaki yetersizlik, çalışmayı hayal ettiğim ortamın Türkiye’de desteklenmemesi gibi birçok etken, beyin göçü hakkındaki düşüncelerimin şekillenmesinde rol oynamıştır. Eğitimin ezbere dayalı oluşu ve verilen bilginin dogmatik olarak kabul görmesi eğitimdeki bazı sıkıntıları gözler önüne sermektedir. Buna örnek olarak Türkiye’deki lise ya da üniversiteye geçiş sınavında elde edilen başarı yüzdelerini verebiliriz. Fizik derslerinde deneye dayalı eğitimin olmaması, formüllerin ve kavramların ezber şeklinde yedirilmesi ve öğrenciye dayatılan tuzak soruların bilgiyi ölçmemesi başlıca etkendir. Matematik dersinde ise hiçbir temellendirilmeye dayandırılmadan soruların çözülmesinin sonucunda öğrencilere dersin mantığı anlatılmamakta ve ileride iş veya üniversite hayatında sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Müfredata yetişmek amacıyla hızlı bir şekilde anlatılan konular, öğrenciler tarafından yeterince anlaşılmadan ve pratik geliştirilmeden geçilmektedir. Öğrenciler sadece fen bilimleri ve matematik derslerinde değil kendi ana dili olan Türk Dili ve Edebiyatı dersinde ve yaklaşık on iki yıl gördükleri İngilizce dersinde de sıkıntılar yaşamakta, verilen onca eğitime rağmen hiçbir şekilde öğretilen dili konuşamamakta hatta anlamamaktadır. Tüm bunların sonucu olarak öğrenciler eğitime yüz çevirmeye belki de kendilerinin daha iyi anlaşılacağı alternatiflere eğilim gösterebilirler. Bununla birlikte mezun öğrencilerin iş bulma imkanının daralması, ekonomik yetersizlikler, istedikleri ve hak ettikleri pozisyonda çalışamama durumları da öğrencilerde olduğu gibi başka alternatiflere yönelmelerine neden olabilir. Beyin göçü de seçilen alternatifler arasında gösterilebilir.

Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak ülkesini geliştirecek, ekonomisine katkı sağlayacak eğitimli insana ihtiyaç duymaktadır. Ancak, Türkiye’de okumuş insana saygı ve itibar son zamanlarda gözlemlenebileceği üzere etkisini kaybetmiştir. Zorlu şartlarda eğitimini tamamlayan veya yüksek öğrenime devam etmek isteyen Türk insanı, emeklerinin karşılığını daha iyi alabileceğini düşündüğü gelişmiş devletlerin kendine sağlayabileceği imkanlardan faydalanmak için yurt dışına çıkmaktadır. Beyin göçü gönderen ülkeler, kalifiye eleman, eğitimli insan gönderdiğinden hem ekonomik hem kültürel hem de sosyal kayıp yaşamaktadırlar. Bu kaybı minimuma indirmek için devletlerin tedbir almaya ihtiyaçları vardır. Çünkü beyin göçü vermek, ülkeye katkıda bulunan, ülkenin kaynaklarıyla geçimini sağlayan kişilerin kaybı demektir. Bu kişilerin kendi ülkelerinden uzaklaşıp göç ettikleri ülkeye hizmet etmeleri göç veren ülke için büyük zarar demektir. Bu durum ekonomik krizi tetikleyebilmektedir.

 

Kaynaklar:

https://laurapulici.files.wordpress.com

https://i.ytimg.com

(Visited 134 times, 1 visits today)