Umut

Toplumsal eşitlik: Yasalarla tanınmış hak ve yükümlülüklerde bütün yurttaşların eşit olması olmasıdır. Siyasal eşitlik: Yurdun yönetimine katılma haklarında (seçme ve seçilme) bütün yurttaşların eşit olması. Adalet: Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşlar. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı vermektir, doğruluktur.

 

Bütün insan eşit şartlarda ve eşit adalette hayatlarını sürdüremedikleri için eşit davranmak adil olmak değildir çünkü onlardan önceki insanlar hayatlarını eşitsizlikle geçirdiler. Ama her eşitlik de doğru değildir. Doğru olmayan eşitlik;  boy farkı olsa da herkesin boyu eşitmişcesine  davranmaktır.  Bu eşitsizlik aç kalmak gibi bir yaşamsal sorun değildir. Bu eşitsizlik bir okulu hak etmeden oraya girebilen bir öğrenci ve o okulu hak ettiği halde kontenjanın dolmasından dolayı oraya girememesidir. Bu eşitsizliğe; adliyeye suçlu olarak gidip suçsuz olarak dönmek de girer. Ya da devletin üst mertebesinde olan bir memurun kendi himayesi altına yasa dışı yollar ile çalışan almasıdır. Bu yollar devletlerin karalarına dayanmamasına rağmen devletin kendi işletmelerine aldığı çalışanların tanıdıklarını, kanunsuz bir biçimde devlet dairesine almak eşitlik değildir ayrıca  hiçbir şekilde adalete de dayanmamaktadır.

 

Genel olarak bakıldığında adalet, eşitlik sistemine göre daha gelişmiştir ve aslında birbirlerini tamamlarlar. Çünkü adalet sağlandıktan sonra eşitlikçi bir yönetim daima adaleti güçlendirir. Fakat adalet yok ise eşitlik ancak mevcut düzeni korur yani eşitlik her zaman adil değildir. Bu bakımdan adil bir sitem toplumun oksijenidir; adalet olmazsa toplum nefes alamaz, gelişemez. Yani modern toplum adaletle gelişir. Ama bunun için toplumun her sınıfına el uzatmak gerekir, bu konuda eşitlik devreye girer ve toplumun her kesiminden insanlara ulaşılmasını sağlar. Ama buna ulaşmak için öncelikle adaletli olmak gerekmektedir. Adaletli olmak tüm bireylerin görevidir. Haksızlık yapmak ve kişisel menfaatleri göz önünde bulundurarak hukuka karşı gelmek insanlardaki adalet duygusunu bozar. Ve toplumdaki diğer insanlardaki adalet bilincini kötü yönde etkileyerek toplum düzenini bozar. Eğer ki  bu türden bir sonuçla karşılaşmak istenmiyorsa öncelikle aile bireylerini (anne, baba) sonra ise devlet başkanlarının bu durumda hassas olması gerekmektedir. Çünkü adalet duygusu kırılırsa insanlar kutuplaşacaktır ve bu kutuplar; ezenler ve ezilenler olacaktır.

Adalet ve eşitlik bir arada huzurlu ve güvenli yaşamaları için temel şarttır. Ama bunu sağlayacak olan devlettir,  devleti yönetenleridir, yönetimidir. Bu yönetenler ise toplumdaki insanlardır.

(Visited 40 times, 1 visits today)