Uykusuzlar Kulübü

“Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamaksa yakalanmak.”

Kim böylesi incelikli bir sözden etkilenmez ki? Peki sizce ne anlama gelir Freud’un uykusuz satırları? Belki o da bunları yine uyku tutmayan bir gecede söylemiştir kim bilir… O zaman kendimize en basit ve etkili soruyu sormakla başlayalım: İnsanı neden uyku tutmaz? Tabii ki dünyada bilinen en eski spor yani düşünmek insanı bu kadar esir alır. Bizi esir alan şey herhangi bir konu olabilir ancak maharet düşündüğümüz şeyin bilgi yoluyla içimizdeki o tedirgin kıpırtıya dönüşüp bizi en ince ayrıntısıyla etkilemesidir. İnsan ancak o zaman uyanır belki de. Ne dersiniz belki de uyuyamamak bir uyanış biçimidir hayata.

Biraz da şu kaçış meselesinden bahsedelim ne dersiniz? Eğer herkes hemen hemen aynı bilgiye ya da bilgi erişimine sahipse yüzleşenlerin uykusuz, kaçanların ise umursamaz olduğunu söyleyebilir miyiz? Ya da uykusuzlar birer delidir kendi dünyaları içinde. Asıl mesele insan kaçsa mı iyi kaçmasa mı? En iyisi sen bir kahve daha yap kendine gece uzun, senin kaçmak istemen bile bir mesele, öyle ki uykusuz gecelerine arkadaş olacak yeni bir konudur bu da. Yani bu geri dönülemez bir yoldur uykusuzlar için, bir kere kaptırdın mı geri dönemezsin.

Bence burada önemli olan şey uyuyamamak değil yakalanmak. Neden böyle düşündüğümü açıklamak gerekirse uyuyamamak uykusuzların ödediği bedellerden biridir benim için. Düşünsenize bütün gün peşinizi bırakmayan bir hayalet, yükünü hafifletmek için fedakarlık yapmaz mıydınız? Eğer cevabınız evetse yakalanmak kısmının uyuyamamaya neden olduğunu anlamışsınızdır.

Başka bir şekilde bakarsak cehalet mutluluk mudur? Cehalet günümüz dünyasında en büyük problemlerden biridir. Çünkü cahil insan yönetilebilir, kontrol edilebilir. Ancak neye inandığından, güvendiğinden bir haberi olmadığından dolayı mutludur, hala uyuyordur. Gece yastığa başını koyduğunda uzun zamandır devam ettiği uykusunu derinleştirir. Biz garipler de delirir dururuz kendi döngümüzün içinde. Çok düşünmek delirtirmiş biliyor musun insanı? İnsan kendi kendine acı çektire dursun , sorular hala artıyor kafasında.

Kısacası insan yine kendi emeline giden yolda acı çeker kendi yüzünden. Durdurmak elindedir ya da değildir, ne fark eder bundan sonra. İhanet etmiş olmaz mı onca gecelere gündüzlere. Belki hala aklında cevapsız ancak üstüne uğraşılmış delirene kadar, bence bu yeter de artar. Sonuçta en son limit delirmek değil midir? Fakat en sonunda yine ve yine kaçanlar kazanmış oyunu, sonuçta hayatta hepimizin amacı mutlu olmak.

“Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun”

 

(Visited 45 times, 1 visits today)