Vatan İçin

        Geçen hafta öğretmenlerimden biri yurtdışında verilecek özel bir eğitimle ilgili duyuru yaptığı gün o eğitime katılmaya can atıyordum. Hatta bunun için çok uğraştım çünkü bu eğitim öyle bildiğiniz eğitimlerden değildi, aramızdan seçilecek az sayıda öğrenci akademik olarak değil, fiziksel olarak bir eğitime katılacaktı bu sefer. Bu eğitim neydi diye soracak olursanız size gururla bir komando eğitimi olduğunu söyleyebilirim. Normalde, böyle bir şansı elde edebilmek bizim gibi öğrenciler için pek de kolay değildi. Hiç eğitimi olmayan birine böylesine önemli bir eğitimi vermek kolay olmamalıydı. Elimize böyle bir şans geçmişken reddetmek olmazdı, bir şekilde ailemi ikna ettikten sonra diğer işlemleri de halledip bir an önce oraya gitmeliydim.  

Meclis, yurt dışına asker gönderilmesi için 76 kez izin verdi - Son Dakika Haberleri

 

        Çocukluğumdan beri asker olma fikri bana hep havalı geliyordu, büyüdükçe de gurur verici olmaya başladı. Ülkem için savaşmayı gerçekten çok istemeye başladım. Şimdi, asker olamadıysam da nasıl olabileceğimi öğrenmiş olma şansım vardı. Bunun için ailemden izin aldım, hazırlandım, biletimi aldım. Bu birkaç gün içinde heyecandan kendimi kaybetmiştim. 

        Eğitimin verildiği yer uzak bir ülkeydi, bu yüzden yol çok uzun sürecekti. Sabah erkenden havaalanına vardık, işlemleri hallettik ve bir an önce uçağa açılan köprünü girişine doğru yöneldik. Yolda arkadaşlarımla çok eğlendik, planlar yaptık. Artık on sekiz yaşımızda olduğumuzdan kendimiz seyahat edebiliyorduk, yine de okulumuz iki öğretmeni bize eşlik etmesi için görevlendirmişti. İkisi de sevdiğim öğretmenlerimdendi, onlarda uçaktaki sohbetimize eşlik etti. 

        Vardığımızda gece olmuştu, bavullarımızı alıp bizi kampa götürecek servise bindik. Sonra da kampa doğru yola çıktık, bir süre sonra açılır kapanır bir kapıdan geçerken bir sürü nöbetçi gördük. Belki de yıllardır özendiğim bu askerler gibi olabilecektim. Kampa vardığımızda bizi birçok Türk asker karşıladı, hepsi komutanlarının arkasında şanlı bayrağımızın altında selam duruyorlardı. Yemeğimizi yedikten sonra dinlenmek için odalarımıza geçtik. Sabah olduğunda saat tam beş buçukta kaldırıldık, ordu düzenine alışmamız için her şeyin derli toplu olması gerekiyordu. Kahvaltıdan önce kondisyon için sabah sporumuzu yaptık, ilk gün olduğundan şınav ve mekik testinde çok zorlandık. Hızlı bir kahvaltıdan sonra atış talimine geçtik. Beklediğimden daha iyi atışlar yaptım. Öğlen yemeği yemedik, akşam yemeği de pek fazla değildi, evdeki gibi rahat değildik tabii. Birkaç gün daha böyle geçti, dönme zamanımız geldiğinde serviste bir grup adamla karşılaştık. Daha sonrasını hatırlamıyorum… 

        Her şey çok hızlı gelişti, kendime geldiğimde havaalanındaydım. Oraya nasıl gittiğimin farkında bile değildim ama nedense her şey olduğu gibi devam ediyordu. Uzun bir uçuşun ardından tekrar evdeydim. 

        Çocukluğumdan beri asker olma fikri bana hep havalı geliyordu, büyüdükçe de gurur verici olmaya başladı. Ülkem için savaşmayı gerçekten çok istemeye başladım. Şimdi, asker olamadıysam da nasıl olabileceğimi öğrenmiş olma şansım vardı. Bunun için ailemden izin aldım, hazırlandım, biletimi aldım. Bu birkaç gün içinde heyecandan kendimi kaybetmiştim. 

        Eğitimin verildiği yer uzak bir ülkeydi, bu yüzden yol çok uzun sürecekti. Sabah erkenden havaalanına vardık, işlemleri hallettik ve bir an önce uçağa açılan köprünü girişine doğru yöneldik. Yolda arkadaşlarımla çok eğlendik, planlar yaptık. Artık on sekiz yaşımızda olduğumuzdan kendimiz seyahat edebiliyorduk, yine de okulumuz iki öğretmeni bize eşlik etmesi için görevlendirmişti. İkisi de sevdiğim öğretmenlerimdendi, onlarda uçaktaki sohbetimize eşlik etti. 

        Vardığımızda gece olmuştu, bavullarımızı alıp bizi kampa götürecek servise bindik. Sonra da kampa doğru yola çıktık, bir süre sonra açılır kapanır bir kapıdan geçerken bir sürü nöbetçi gördük. Belki de yıllardır özendiğim bu askerler gibi olabilecektim. Kampa vardığımızda bizi birçok Türk asker karşıladı, hepsi komutanlarının arkasında şanlı bayrağımızın altında selam duruyorlardı. Yemeğimizi yedikten sonra dinlenmek için odalarımıza geçtik. Sabah olduğunda saat tam beş buçukta kaldırıldık, ordu düzenine alışmamız için her şeyin derli toplu olması gerekiyordu. Kahvaltıdan önce kondisyon için sabah sporumuzu yaptık, ilk gün olduğundan şınav ve mekik testinde çok zorlandık. Hızlı bir kahvaltıdan sonra atış talimine geçtik. Beklediğimden daha iyi atışlar yaptım. Öğlen yemeği yemedik, akşam yemeği de pek fazla değildi, evdeki gibi rahat değildik tabii. Birkaç gün daha böyle geçti, dönme zamanımız geldiğinde serviste bir grup adamla karşılaştık. Daha sonrasını hatırlamıyorum… 

        Her şey çok hızlı gelişti, kendime geldiğimde havaalanındaydım. Oraya nasıl gittiğimin farkında bile değildim ama nedense her şey olduğu gibi devam ediyordu. Uzun bir uçuşun ardından tekrar evdeydim. 

(Visited 12 times, 1 visits today)