Verimli ve Ölümcül

Enerji, insanların günlük yaşantılarını kaliteli bir şekilde sürdürmeleri için ve hatta yaşamaları için gerekli olan bir maddedir. Peki, canlı veya cansız varlıkların bu enerji kayıplarını gidermek için kullandıkları her kaynak güvenilir midir, kullanılmalı mıdır?

 

  1. Canlılar yaptıkları her türlü fiil sonucunda enerji harcarlar. Örneğin bir yere oturmak için enerji harcarsınız ve aynı zamanda oturduğunuz yerden kalkmak için de. Biz canlılar olarak bu aktivitelerde bulunurken harcadığımız enerjiyi solunum yaparak geri kazanırız. Biz enerji harcarken aynı zamanda günlük hayatta kullandığımız neredeyse her cihaz da enerji harcamaktadır. Kullandığımız lambalardan tutun da elektrikli süpürgelere kadar her türlü hayatı kolaylaştıran veya konforumuzu arttıran cihaz enerji tüketmektedir. Bu aletlerin de enerji kaynağı elektriktir. Kimisi pille kimisi ise doğrudan şehir cereyanını kullanarak enerji kazanır ve o enerjiyi kullanır.

 

Elektrik enerjisine gelecek olursak: elektrik enerjisini kazanmak için kullandığımız bazı çevre dostu ve zararlı yöntemler bulunmaktadır. Rüzgâr türbinlerini çevre dostu, termik santralleri ise zararlı yöntemlere örnek verebiliriz. Rüzgâr türbinleri tamamen rüzgârın enerjisini elektriğe çevirirken termik santraller belirli karışık ısıtma ve yakma işlemleri sonucunda elektrik sağlar.

 

Öte yandan elektrik enerjisi üretmek için oldukça verimli fakat bir o kadar da yok edici bir yöntem bulunmaktadır ki o yöntem de oldukça tartışılmaktadır. O yöntem ise nükleer yöntemdir. Nükleer santraller basitçe nükleer elementlerin (uranyum, plütonyum, vb.) parçalanması sonucunda açığa çıkan muazzam ısı ile birlikte ortamda bulunan suyun kaynatılması ve buharlaştırılması sonucunda türbinleri döndürerek enerji üretmesi esasına dayanarak çalışırlar. Kulağa oldukça basit bir şekilde devasa miktarlarda enerji üretme tekniği gibi gelse de bu metodun aynı zamanda oldukça öldürücü ve yok edici bir etkisi bulunmaktadır.

 

Radyoaktif materyaller doğaya ve bütün canlılara ciddi miktarda zarar verme potansiyeline sahiptirler. Verecekleri zarar da ne kısa sürelidir ne de küçük çaplıdır. Etrafa yayılan radyasyon ilk başta ortamda bulunan canlı hayatına son verir ya da ciddi miktarda kuşaklar boyu sürecek hasarlar bırakır ve bozumalar meydana getirir. Ardından toprakla ve su kaynaklarıyla temasından sonra, bu etki azımsanmayacak kadar fazlaca yayılır. Su kaynaklarından buharlaşan radyoaktif su bulunduğu her alana ölüm ve zarar getirir. Aynı zamanda radyoaktiviteden etkilenen toprak da verimini yitirir ve kullanımı artık sağlıklı olmaz. 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelen Çernobil faciası da bu söylemleri destekler niteliktedir.

 

Ben nükleer veya başka herhangi bir fosil kaynak kullanımı doğru bulmuyorum. Günümüz şartları altına fosil yakıtların kullanımına tamamen son verilmesi ne kadar uç bir düşünce olsa da olabildiğince hızlı bir şekilde yenilenebilir ve çevre dostu olan kaynaklara geçişi, gerekirse de kullandığımız cihazların enerji kapasitelerini yenilenebilir enerji kaynaklarına göre optimize edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Fosil yakıtlar ve hatta nükleer enerjinin dünyamıza verdiği zarar artık görmezden gelinemez seviyededir ve şahsi görüşümce dünya herhangi başka bir nükleer ve kimyasal faciayı kaldırmayacaktır. İnsanların üzerinde güç ve açgözlülük duygularını yenip bir an önce uygun düşünmeye başlamalıdır. Aksi takdirde dünya artık yaşanabilir bir yer olmayacaktır.

 

Özetleyecek olursak daha fazla performans ve anlık verim için kesinlikle canlıların hayatını riske atmak uygun değildir. Dünyayı daha iyi bir yer insanlar için daha uygun bir yer haline getirmek için yenilenebilir ve çevre dostu kaynakları kullanmak çok kritik bir öneme sahiptir. Şunu unutmamalıyız ki: hiçbir başka canlının canı bizim canımızdan daha az değerli değildir.

(Visited 11 times, 1 visits today)